1960’LAR SİNOP VE ÇOCUK ZAMAN ÇOK HIZLI GEÇİYOR. - Tufan BİLGİLİ

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 30 Mayıs 2017, Salı 15:14:26

Yaşamın hengamesi içinde geçen zamanın farkına dahi varamadığımız süreçler hayatımızda oldukça fazla yer tutuyor.
1960’LAR SİNOP VE ÇOCUK  ZAMAN ÇOK HIZLI GEÇİYOR.
Daha dün ebeveynler çocuklarını -sokakta oynayan oyunlar yüzünden- sokaktan eve alamazken bu günlerde çocuklarını evden sokağa çıkaramıyor. Bunda hem evde oynanan bilgisayar, telefon oyunların çokluğu, cazibesi; hem de sokaklarda oynayacak mekan ve arkadaşların bulunmayışı çocukları fiziksel aktiviteden, dolayısıyla sosyalleşirken fiziksel etkinlikler yapmaktan alıkoyar oldu.

Binlerce yıllık geçmişe sahip Sinop’umuz en yoksul,en hareketsiz, en durağan dönemini belki de bizim çocukluğumuza denk gelen yirminci yüzyılın ilk yarısında yaşamıştır. Dolayısıyla kentimizin belki en sönük yılları bu zamana denk gelmiştir.

1960’larda merkez nüfusu dört beş bin civarında, hemen herkesin birbirini, eşini- çocuklarını tanıdığı küçük bir kasabadan ibaretken köylerden ve başka yerleşim merkezlerinden gelenlerin yanında; İranlı, Iraklı, Suriyeli,  Afganlı göçmenlerin de içinde bulunduğu hızla betonlaşmış kozmopolit yapıya dönüştü. Tüm bunlar o kadar hızla gerçekleşti -veya bize öyle geldi- ki geriye baktığımızda Sinop’u Sinopluyu tanıyamaz olduğumuzun farkına vardık.

Günümüzde bize dayatılan popüler kültür her şeyi çabucak öğütüp yok ediyor. Geriye hemen hiç iz bırakmadan çabuk tüketilecek, insanları cezbeden ancak tatmin etmeyen yeni öğeler sunuyor. Dolayısıyla insanı insan yapan kültürün taşınası özelliklerinden birçoğunun kaybolup unutulduğu gibi bir gerçek ortaya çıkıyor.

Bu kaygılarla çocuklukta oynadığımız oyunları, yanında o zamanda halkın yaşayış biçimini, eğlencelerini, kimi önemli olayları ve mekanları öyküleştirerek (66 öykü) gelecek kuşaklara aktarmak niyetiyle  bu gazetede yaklaşık iki yıldır yayınladım.

Bu öykülerdeki insanlar, kendileri olayları bire bir yaşamasalar dahi -ki çoğu bire bir yaşanmıştır- bezer olaylara tanık olan gerçek insanlardır. Köklerine bağlı Sinoplular bu öykülere oldukça ilgi gösterdi, yenilerinin yazımına destek verdi. (Özellikle Güven Dağdelen ağabeyim)

Hepsine teşekkür ediyorum.

Ancak şimdilik bu macera sona erdi.

Bu aşamada  1960’ların Sinop Kültürüne tanıklık etmeye çalışılan bu 66 öyküyü bir kitap haline getirip Sinoplunun sedasını geleceğe kalıcı olarak bırakmak niyetindeyim.

Her zaman olduğu gibi Sinop’a, Sinopluya ve Sinop kültürüne eğer veren, kendini bu kültürün parçası hisseden, duyarlı hemşerilerimin destekleri beni mutlu edecektir.

Gelecek kuşaklara, şimdiden Sinoplunun selamıyla…

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Tufan BİLGİLİ Yazıları
E-GAZETE