Abdurrahim Karakoç’u anıyorum - Nezih YILDIRIM

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 10 Haziran 2022, Cuma 14:23:33

Abdurrahim Karakoç’u anıyorum. Unutma tez geçer zulmün ezası Sabretmeyi bileceksin tamam mı? Yiğide ar değil, bahtın kazası. Hakk’a teslim olacaksın, tamam mı? Yolumuz her zaman Allah yoludur. Bu yoldaki ölüm, oğul balıdır. Hak haklının kutsal malıdır. Vermezlerse alacaksın tamam mı?
Abdurrahim Karakoç’u anıyorum
İnsanlar çoğunlukla “model” adam seçerler ve seçtikleri adamların yolunda yürümeye gayret ederler. Bendeniz Abdurrahim Karakoç’u “model” seçmiş değildim ama şiirlerinden ve şahsında etkilendiğimi söylemem yerinde olur.

Ankara Altındağ Belediyesinde görev yaptığım dönemde, bir gün Merhum Muhsin

Yazıcıoğlu ile beraber nikâh dairesine gelmişlerdi.

Görünce yanlarına gittim ve Müdür odasına alarak yarım saatlik bir çay sohbeti yaptık. Kendilerine: “Üstadım şiirleriniz icra edilirken değiştirilerek okunduğunu

Gördüğünüzde kızıyor musunuz?” diye sormuştum. Bu konu kişisel olarak yaşadığım ve üzüldüğüm bir konu idi. Soruma gülümsedi ve :”demek ki biz yanlış yazmışız, adam düzeltiyor ona niçin kızalım.” demişti. Bu ifade, kendini aşmış büyük

bir adamın ifadesi ve hoşgörüsü olabilirdi ancak! Ama üzüldüğü de ifadesindeki “ses” tonundan belliydi. Aslında bir eserin değiştirilmesi ve okunduğunda sahibinin anılmaması en azından emeğe saygısızlıktır. O bunu biliyordu ama yapacak bir şey yoktu. Yakın tarihe (ölüm tarihine) kadar şahsımda merhumun cep numarası vardı, yolda, iz de bazen de evde onun türkülerinden özellikle “Mihriban” çıkınca arar

“ağabey senin hissiyatını dinliyorum” der, kendilerine hal hatır ederdim. Bu durumdan memnun olurlar ve teşekkür ederlerdi. Bu hal (5-10 yıl) devam etti. Ama bir gün geldi ki telefonlara cevapta zorlandı ve telefonunu kapattırdı. Bir daha da yakın bir görüşmemiz olmadı. Abdürrahim Karakoç’ Kahramanmaraş/ Elbistan’ın bir köyünde

Doğmuştur. Kendisiyle ayrı memleketli idik, ama yakın gönül bağımız

Vardı. İlkokulu kendi köyünde bitirmişti, başkada okuma imkânı bulamamıştı. Kendi ifadesiyle çocukluğunu “bağ-bahçe işleriyle kıtlık, yokluk içinde Anadolu’nun herhangi bir köyündeki gibi” geçirmiş ve yoklukla mücadele

Etmiş, marangozluk işlerine kadar yapmıştı. Ama sağlam bir inanışla rızık ve geçim tasası olmamıştı. Ait olduğu milleti de iyi tanımıştı. Bir müddet belediyede muhasebe memurluğu da yapmış ve bir arada politika ile ilgilenmişti. İlgisini çeken partilere kâh üye olmuş, kâh dışarıdan desteklemiş ve Rahmetli Prof.Dr. Necmettin Erbakan’ın İlk kurduğu Milli Nizam Partisi Kurucuları arasında yer almıştı. MNP’ sinin kapatılması

Gerekçeleri arasında yer alan parti marşını da o yazmıştı. MNP’ nin kapatılmasına gerekçe gösterilen marşta, iki kıta şöyle idi;

“Hak Yol İslam Yazacağız”

Bucak, bucak köşe, köşe,

Kara taşa, kor-ateşe

Yıldıza, aya güneşe,

Hak Yol İslam yazacağız.

Herkes duyacak, bilecek

Saklanmaz, gayrı bu gerçek,

Yaprak, yaprak, çiçek, çiçek.

Hak Yol İslam yazacağız.

Kendi ifadesiyle: “Politika bana yaramadı” diyen Karakoç bir ara MHP’ye yakın durdu ve çok sevdiği Muhsin Yazıcıoğlu’nun partisinde ise kısa da olsa, üyelikten daha

İleri yönetiminde yer aldı. Gündelik hayatta ve siyasette ne yaptıysa adam gibi yaptı.

Düz ve öz konuştu, eğip bükmedi. Ayrıca O büyük bir şairdi, yaşadığı çağı da iyi yorumlamıştı; “suyun akışından, çiçeklerin kokusundan, at yelesinin savruluşundan, kınalı kekliğin nakışından,bazen yılanın kıvrılışından, bazende lambadaki alevin titremesinden ”hep şiir yakalamıştı. Bana göre de “Asrımızın Karacaoğlan’ıydı.

Toprağa konulduğu günde miladı takvime göre şanlı Peygamberimizin ölüm günü idi. Yazımızı merhumun şiirinden bir dörtlükle bitirelim.

Yalana hayır de, gerçeğe evet…

Mücadele şarttır, kalsanda tek fert.

Birde ötesi var buranın elbet.  

Nasıl olsa öleceksin tamam mı?

Ruhu şad mekanı cennet olsun!

 

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Nezih YILDIRIM Yazıları
E-GAZETE