Açlığa Sürükleniyoruz - Murat YILMAZER

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 16 Ekim 2021, Cumartesi 01:34:05

Ülke olarak açlığa sürükleniyoruz ve gidişat hiç iyiye gitmiyor.
Açlığa Sürükleniyoruz
Tüketen toplum olmaya tam gaz devam ediyoruz. Örneğin hububat dışarıdan geliyor, Allah korusun adamlar bir anda ülkemize bir ambargo koysalar vallahi yiyecek ekmek bulamayız. Bu ülkenin toprağında neden bir şey yetişmiyor? Yoksa yetişiyor da yetmiyor mu bize. Dışarıya bağımlı hale geldik, kardeşim bu işi çözecek olan iktidardır, kimse kem küm etmesin. Buradan muhalefete sesleniyorum; kardeşim sizin işiniz gücünüz neden Erdoğan? Yani Erdoğan gidince bu ülke refaha mı erecek? Ben inanmıyorum kardeşim, önce bir kere iktidara siz yön vereceksiniz, siz uyaracaksınız, siyaset yaparak bu ülke bir gram ileri gitmez. Bakın son zamanlarda Bakanlar da artık ekonominin gidişatını beğenmiyor ve herkes rahatsız bu gidişattan. Peki ne yapılması lazım, ne gerekli? Tamam, iktidar yıpranmış olabilir, görüş, öneriniz ne? Bunları açıklayın. Zaten her partinin aşağı yukarı bir basın yayın kuruluşu var, zaten artık basın da taraf olmaya başladı. En önemli unsur da bu kardeşim. Bir kanala bakıyorsun güllük gülistanlık diğer kanala geçiyorsun millet perişan. Basın tarafsız olacak, örnek veriyorum; hükümete yakın olan basın kuruluşları vatandaş nelerden faydalanabilir, nasıl bir düzenleme geldi, neler yapılması lazım veya son ödeme tarihi veya işte sakat maaşı, işsizlik maaşı, evde bakım parası, yaşlılık aylığı, bunun gibi haberler iktidara yakın basın kuruluşlarında çıkıyor ve diğer basın kuruluşlarında bu haberler servis edilmiyor. Neden? Çünkü iktidarın yapmış olduğu kararlar görmezden geliniyor ve vatandaş da işte bu noktada ‘sıkıntı var’ diyor. İşte ayrışma ve kutuplaşma da buradan başlıyor. Örneğin basın tarafsız olsa, iktidarı ve muhalefeti eleştirse bak o zaman nasıl işliyor mekanizma. Fakat bunun da olabilmesi için ülkede demokrasiye inanacaksın, demokrasi olacak. Kanalın biri ya arkadaş nedir bu İstanbul, Ankara’daki rezillik haberleri, bıkmıyor da ha, her gün bir sorun buluyorsunuz, az bir soluk verin. Yolda çukur olsa haber yapılıyor. Sanki İstanbul, Ankara bitmiş durumda. Kısacası şunu anlatmak istiyorum; ülkede benden değilsen hiçsin. Üreten bir toplum olduğumuzda, kendi ürünümüzü ürettiğimizde, gelir düzeyi iyileştirildiğinde, adaletli bir sistem olduğunda bu ülke refaha ulaşır. Yoksa Ahmet gider Mehmet gelir, bu devran böyle gider durur, olan gariban, vatandaşa, köylüye olur. Sesleniyorum kardeşim; kim lan bu dışarıdan hububat alan firma, kim ulan bu işleri yapan firmalar, kimler kardeşim bu işleri dışa bağımlı yapan? İlla ki birileri var bu işin arkasında. Devlet tutup da dışarıdan hububat almaz ama aldırır, kime aldırıyor, kim bavulla parayı getiriyor bunları araştırın kardeşim. Bakın fazla değil, malum bir Maliye Bakanı vardı, yumurta, mısır işi ile ilgili haberler çıktı, inkar etmediler. İsrail’den mısır aldık kardeşim GDO’lu, halen İsrail’in hayvanlara yedirtmediği mısırları haşlayıp haşlayıp çoluk çocuğa yediriyoruz. Baksanıza mısırlara sırım gibi, inci gibi mısırlar. Önceden mısırı koparınca içine bakınca dişli mi diye ebemin dişleri gibi olurdu, seyrek, tek tük orijinal mısırlarımız vardı, ata tohumu. Şimdi bak zerre oynama yok, GDO’lu, milimi milimine düzgün şekilde. Hadi bakalım, biz ülke olarak kime hizmet ediyoruz, nedir bu dışa bağımlılık? Artık yeter, kendimize gelelim! Bakın yarın bu ekonomik tablo ile ilgili İngiltere örneği verilirse şaşırmayın. ‘Bakın İngiltere ne hale geldi’ deyip de daha fazla batmayalım… Saygılar…
Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Murat YILMAZER Yazıları
E-GAZETE