AĞIT - TUFAN BİLGİLİ

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 24 Ocak 2019, Perşembe 11:52:52

Müfettiş arkadaşım Seyfullah Çalışkan geçenlerde kaybedip toprağa verdiğimiz Gerze Tarih Öğretmeni Fatih ile ilgili yazmış…
AĞIT
Benim Gerze’liliğim bin dokuz yüz seksen iki senesinin yazında başlar. O tarihten sonra her yaz en az bir ayı orada geçirmeye başladım. Orada insanlar tanışmasalar bile birbirini bilirler. Sokakta, çay bahçesinde pazarda, çarşıda yüz yüze gelirsiniz. Fatih ile arkadaş olmadan önce onunla belki de onlarca hatta yüzlerce kez aynı çay bahçesinde oturmuştum. Elimde kitap veya mizah dergisi olmadan çay bahçesine gitmezdim. O da ya kitap ya da Cumhuriyet gazetesi okurdu. Bin dokuz yüz seksen sekizde yolumuz ilk kez Gerze dışında, Ünye çarşısında kesişti. Hemen yolunu kestim. Arkadaş ben seni tanıyorum, dedim. Gerze’de aynı çay bahçesinde otururduk. Seni sürekli görürdüm. Biraz yüzsüzce davrandım belki ama böylece resmen tanışmış olduk. Ünye’ye yeni atanmış. Tarih öğretmeniymiş. Ben de Ünye’den otuz altı kilometre uzakta bir köyde öğretmendim. Tanışmamızın üzerinden çok geçmeden gerçek iki arkadaş olduk. Bizi defalarca evinde misafir etti. İşin aslı ilçeye indiğimizde gidecek başka bir yerimiz de yoktu. Bir kerecik bile yakınmadan, yüzünü ekşitmeden evini ve ekmeğini bizimle paylaştı. Bekar evinde oldukça düzenli ve özenli bir yaşam sürüyordu. Ben ilk kez onun evinde düzenli olarak sebze veya et yemekleri pişirildiğini gördüm. Ertesi gün için akşamdan yemek pişirirdi. Bekar adam bol bol makarna yer veya yumurta. Küçük ördek sobasını fındık kabuğuyla yakardık. Soba ve borular kıpkırmızı olurdu. Çay içer, dereden tepeden laflardık. Fatih arkadaşım lafı sözü bol insanlardan değildi. Anlatan olursa dinlerdi ama heyecanlı anlatımlar ve konuşmalar pek ona göre değildi. Sırası ve yeri geldiğinde görüşlerini kısa ama sağlam cümlelerle anlatırdı. Ağır abi dediğimiz arkadaşlardandı. Güvenilir, özü sözü bir, sağlım ve tutarlı bir duruşu vardı. İki şeyi yaşamı boyunca hiç bırakmadı. Sendikal mücadeleyi ve rakı’yı… Ünye’de çalıştığımız yıllar tatillerde Gerze’de birlikte çok vakit geçirirdik. O benden önce Sinop’a geldi. Gerze’de yaşamaya başladı. Ünye’den getirdiği eşyasını babasının yangın evine taşıdığımızı hala bu gün gibi hatırlarım. Bekar eşyası dediğin atla deve olacak değil ya. Bol bol kitap, bir masa, ocak, tüp, buzdolabı ve çamaşır makinesi, birkaç tencere, tava ve tabak... O yazların birinde yedi sekiz kişilik bir bisiklet ekibi kurmuştuk. Gerze’den sabah çıkıp Hacıselli Köyü başına kadar tırmanıyorduk. Tamı tamına yirmi bir kilometre… Varış noktasında biraz dinlendikten sonra bisikletleri yokuş aşağı bırakıp uçar gibi inerdik. O günlerin birinde Kaymakamkayası’ndan İdemli’ye doğru uçar gibi inerken bisikletimin tekeri onun bisikletinin arka tekerine sürtüverdi. Fatih birkaç takla atarak yolun aşağısındaki ağaçların arasına indi. Bir mucize oldu ve bu kaza bir iki sıyrıkla atlatıldı. Kötü söz söylemek şöyle dursun ağzını bile açmadı. Bu olay yıllarca hatırladıkça beni üzmüştür. O kazadan sonra bisiklet dağılıverdi. Ne heves eden oldu. Ne de yeniden başlayalım diyen. Bin dokuz yüz doksan beş senesinden sonra ben Sinop’ta yaşamaya başladım. Arada bir Gerze’ye gittiğimizde birlikte oturur oradan buradan laflardık. Zamanla görüşmelerimiz seyrekleşti. Araya yıllar girdi. Hiçbir kırgınlık veya dargınlık yaşamadan öylesine savruluverdik. Benim üşengeçliğimin ve müşkülpesentliğimin bunda payı büyüktür. Fatih kendini anlatmayı sevmeyen biriydi. Örneğin onun müzikle ilgisini yıllar sonra tesadüfen öğrendim. “Kavak sopalarıyla çok bateri dövmüşlüğüm vardır, demişti. Daha sonra bunu Gürcü Kenan (Kenan BÜYÜK) doğrulamasa belki de inanmazdım. Ooo biz onunla çok düğün yaptık, demişti. Fatih arkadaşımın hasta olduğunu birkaç ay önce duymuştum. Duymuştum duymasına ama duymazdan gelmiştim. Sanki ben duymasam ya da bilmesen hastalığı bir söylenti oluverecekti. Yalan olacaktı. Yılbaşı gecesinde Eşi Müge ve güzel kızı Başak hastanede olduğunu gösteren resimler paylaştılar. Yine ciddiye almadım. Birkaç güne kadar iyileşir evine, işine döner diye düşündüm. Onun ciddi bir sağlık sorunu olduğunu bir türlü kabul etmek, ona hastalığı kondurmak istemedim. Bu gün akşama doğru onu yitirdiğimizi öğrendim. Vay anasını be, dedim. Ciddiymiş meğer… Fatih Arkadaşım basit yaşayan insanlardan biriydi. İddiasız, gösterişsiz, sessiz ve derinden… Başınız sıkıştığında yanınızda bulacağınız insanlardan biri… Aklının ve yüreğinin aydınlığıyla sonsuzluğa yürüsün. Başta eşinin, kızının ve bütün arkadaşlarımızın, sevenlerinin, öğrencilerinin hatta bütün Gerze’lilerin başı sağ olsun… 22/02/2018

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer TUFAN BİLGİLİ Yazıları
E-GAZETE