Allah Sonumuzu Hayır Etsin - Murat YILMAZER

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 06 Ekim 2021, Çarşamba 00:09:50

Devlet kurum ve kuruluşları her yıl Sayıştay denetçileri tarafından denetlenir ve raporlar düzenlenir.
Allah Sonumuzu Hayır Etsin
Sonrasında bu düzenlenen raporlar da kamuoyuna açıklanır. Son yıllarda Sayıştay raporları çarşaf çarşaf yayınlanıyor ve kurumların hali içler acısı hale gelmiş diyor vatandaşlar ve bunu da basın yolu ile öğreniyor kamuoyu. Peki Sayıştay ne yapıyor? Örneğin bir kuruma gelinmiş ve bir ihale dosyasını ele alıyor ve bakıyor şartnamesi uygun mu diye, uygunsa yapılan işin cinsi, miktarı, günü, ne kullanılmış, ne yapılmış inciğine boncuğuna kadar araştırıyor. Tabi araştırırken de konu ile ilgili bilgi alıyor, kullanılan malzemenin fiyatından tutun da işçiliğine kadar her şeyini ortaya çıkarıyor. Benim ilgimi çeken bir husus var. Yine bir Sayıştay raporu var Avrasya tüneli ile ilgili yap işlet modeli ile yapılan bu tünelden kaçak geçişler için devlet garanti vermiş. Nasıl mı? Vatandaş kaçak geçmiş ve parasını ödememiş. Peki bu ödenmeyen parayı kim ödeyecek? Tabi ki devlet, yani bizler. Geçmediğimiz yolun cezası halka kesiliyor ve bu tünelden bu güne kadar kaçak geçenlerin devlete zararı 26 milyon TL. Anlatabildim mi? Yani sen, ben ödeyecek. Şimdi kendini bilen birisi kaçak geçer mi? Geçmez. Örneğin bu tünelden veya köprüden kaçak neden geçiliyor veya ödenmiyor, ücreti pahalı olduğu için. Vatandaşın cebinde yok ki onun için kaçak geçiyor. Yani sahte plaka mı takarlar, yoksa kiralık araçlar mı geçer, ikiz plakalar mı vardır bilemem. Fakat bildiği şu; biz ne kadar mücadele edersek edelim bu işler böyle devam eder gider. Yani önce halk olarak kendimiz düşüneceğiz ama düşünecek de bir şey yok. Hayat çok pahalı olmaya başladı. Son üç yıldır kimse hayatından memnun değil, ne işçi, ne memur, ne de esnaf. Bir sıkıntı, buhran var halkın üzerinde, neyin ne olduğu belli değil, vatandaş konuşuyor hayat pahalı diye evet pahalı. Biz ne zaman dışa bağımlılıktan vazgeçersek o zaman düzene gireriz. Ya mısırı, buğdayı, arpayı ekemedikten sonra dışarıdan alırsak tabi ki hayat pahalı olacak. Üretmek gerekiyor, başka çare yok. Çiftçiye, köylüye destek gerekiyor, yani domates, salatalık, patates, soğan, ekmekle olmuyor bunlar. Biz neden dışarıdan pirinç alalım, buğday alalım, hububat alalım? Biz bize yetiyoruz, arazimiz var, bize bir Konya bile yeter. Onun için üretmekten başka yolu yok. Ne o hep GDO’lu ürün yiyoruz, kendi tohumumuz bile kalmadı artık, nasıl özümüze döneceğiz bilmiyorum. Çok zor bir sürecin içindeyiz, Allah sonumuzu hayır etsin. Saygılar…
Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Murat YILMAZER Yazıları
E-GAZETE