BAYRAMLARIMIZ! - Nezih YILDIRIM

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 05 Mayıs 2022, Perşembe 15:08:37

Önceki yazımda "Eski Ramazanlar" başlığı ile 40-50 yıl önceki (köylerde) yaşanan ramazan ayından bahsetmiş ve anılarımızı tazelemiştik.
BAYRAMLARIMIZ!
Bu kez önceki yazılarımda konu ettiğim, çocukluğumda ki köy bayramlarından bahsetmek ve sizlerle biz bize hasbıhal etmek istiyorum.

 

Bayramla ilgili önceki yazımızda;

Evde bayram köyde bayram.

Helva hazır gelsin ayran.

Bizde böyle geçer bayram.

Gönüller hoş, güzeller hoş..! Şeklinde başlığımıza, gerdanlıkta koymuştuk.

Bu yazımızda, 1990 yılında Boyabat’tan ayrılıp ilçe yapılan Saraydüzü'nün Akpınar yöresi köylerindeki eski bayramları anlatmaya çalışacağım.

Bizim çocukluğumuzda, köyümüzden herhangi bir kişinin toplu yemek verme şans ve imkânı yoktu. Ama köylülerimiz çok güzel bir yöntem geliştirmişlerdi ve beraberce iftar yapma şansı bulmuşlardı.

Köylerin geneli bayram arefesinde, her evde o gün ne pişirildi ise tabaklarda (köylüler) köy konağına getirir serilen sofralarda kimin yemeği kimin masasına gittiği belli olmadan dağıtılır ve tüm köylüler birlikte iftar ederlerdi.

Bayramın birinci günü ise sabahleyin dört köyün mezarlığı bir arada bulunduğu için herkes bişi diye adlandırılan ince açılmış yufkadan sütle yapılan ekmekten 7'şer çift getirirdi.

Hatta bu yedi çift ekmeğe bir de garipler hakkı olarak bir fazla ilave edilir böylece dört köyün adamı ve varsa misafirler bir arada bayramın ilk sofrasını beraber paylaşırlardı. Bu esnada hafızlarımızda yasını şerifi okur ve dualar edilirdi. Bayramın birinci gününden başlamak üzere dört köy sırası ile birbirini ziyaret eder dört gün boyunca her gün bir köyde bayramlaşma yapılır yemekler yenilir ve sohbetlerle kaynaşma tamamlanırdı.

Hiç unutmam o dönemin en önemli tatlısı sarı burma ve incir uyuşturması idi.

O tarihlerde insanlar bugüne göre daha dar bölgelerde yaşıyorlardı ulaşım imkânları şimdiki gibi değildi. Bu nedenle de 4 gün boyunca birbirlerini ziyaretlerle zaman geçirirlerdi ve kaynaşma güzel olurdu.

Kadınlarımız ise köylerde toplu halde salıncaklar kurar maniler söyleyerek çok güzel eğlence tertip ederlerdi. Bugünle kıyaslandığında ve doğrusunu söylemek gerektiğinde, insanlar dar bölgelerde ve daha kıt imkânlarla bugünden daha güzel eğlenirler daha güzel ve daha sade yaşarlardı. Saygı sevgi sanki daha da yerindeydi gibi düşünüyorum.

Yaklaşık 50 yıllık gurbet hayatımda mübalağasız 40 yıldan fazlasını bayramlarda köyümde geçirmeye çalışmışımdır. Ramazan arefesi köy konağında yapılan o iftarlar gönlümde çok güzel anılar ve derin bir muhabbet iksiri barındırmaktaydı. Bayramlar ona keza.

Ama özellikle son yıllar da, bu durumdan haz almamaya başladım. Yanlış olmasın insanların imkânları arttıkça daha riyakâr davranışlar sergilemeye başladılar.

Her şey gösterişe dönünce de sadelik ve samimiyet kayboldu, işin tat kaçtı.

Ayrıca saygısızlıklar uyanıklık olarak kabul görmeye başladı. Köy yemeklerinde gurbetten gelenlere biraz daha ilgi gösterilirdi. Şimdi birçoğundan duydum köyün insanları oturuyormuş dışarıdan gelenler ayakta kalıyorlarmış.

Birey olalım derken insanların birbirlerine karşı saygısız ve sevgisiz bakması Avrupai bir hayata dönüşmesi geleneklerimizin ve örfümüzün yerlere serilmesine neden oldu.

Millet olarak bireylerin güçlenmesi güzel olsa da ferdiyetçilik yaygınlaştıkça dayanışma ve gönül bağları zayıfladı. Bu durumda bayramların ve diğer özel günlerin önemine gölge düşürmeye başladı. Gurbetçilerin de (en azından bir kısmının) bayramlarda ki memlekete gitme isteğini azalttı.

Belki de bu durumun yansıması olarak sevgiler geliş gidiş gibi muhabbetlere bile tesir etti.

Dileriz ki bayramlarımız ‘bayram ruhuna’ uygun icra edilsin ve maksadı aşan gereksizliklere itibar edilmesi.

Diyor: Herkesin bayramını kutluyorum.

Nezih Yıldırım

 

 

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Nezih YILDIRIM Yazıları
E-GAZETE