Bi Arkadaşın Başına Gelmiş - TUFAN BİLGİLİ

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 19 Şubat 2020, Çarşamba 15:01:29

Emekli olduktan sonra yerel gazetede yazmanın, sosyal derneklerde görev almanın, doğa ve cevre ile ilgili duyarlılıklara daha fazla destek verdikten başka okumaya da daha çok zaman ayırır oldum. Okumak ülkemizde çok itibar edilmeyen eylem. Okuma ile ilişkisi çok sıkı olmayan insanımız okumama mazereti içine, bu pahallılıkta kitaba para ayıramama güçlüğünü de önemli gerekçe olarak ileri sürüyor. Bu gerekçeyi ileri sürenlerin en azından bir kısmı, her gün bir kitap parasını sigaraya verirken, iki kitap parasına fal baktırırken gördüğünüzde kitaba bütçe ayıramamalarına hak veriyorsunuz!
Bi Arkadaşın Başına Gelmiş
  Ben ilçe merkezlerinde yaşayanlar için benim de kullandığım masrafsız yol önereyim.  Kütüphaneler. On beş gün için üç kitabı ücretsiz alabiliyorsunuz. Verin yenisini alın. Alın, alın okuyun. Mesela, benim bu hafta kütüphaneden aldığım kitapların arasında üç kadın yazarın; Banu Özkan, Esra Aylin, Mine Çakır’ın yazdığı “Bi Arkadaşın Başına Gelmiş” isimli, aşağıda sizlinle paylaşacağımın benzeri  kısa öykülerden oluşmuş akıcı, ufuk açıcı bir kitap da vardı.

Kitaptaki öykülere örnek vermek gerekirse…

 

“Mesleklerinde yükselebilecek en yüksek kariyere ulaşmış,  çalışırken bir çok başarıya imza atmış, alanları ile ilgili belgesel ve ders kitabı niteliğinde eserler vermiş iki arkadaş emekli olmuşlar. Emekli olduk artık yeter. Bundan sonra da yatalım dememişler. Alanları ile ilgili çalışmaları artık amatörce, toplum yararına, karşılık beklemeden yurttaşlık borcu olarak yapmaya koyulmuşlar. Bu arada ülkenin durumu ile ilgili söyleyecekleri de varmış. Devlet memuru olarak ilgilenemedikleri siyasetle de ilgilenerek ellerinden gelen katkıyı o alanda vermeye niyetlenip bir partiye üye olmaya karar vermişler. Üye formlarını güçlükle(!) elde edip doldurmuşlar. Güçlükle diyoruz(!) Çünkü, parti üye olmak için yakınına form almak isteyen üyeye formu vermiyormuş. Neyse, emekliler güç bela elde ettikleri formları partiye ulaştırmışlar.

Aradan bir hafta, on beş gün, bir buçuk, ay, iki ay geçmiş. Üyelerden biri partiyle ilişkisi olduğunu düşündüğü bir başka arkadaşına rica ederek ‘parti üyeliği ile ilgili işlemlerinin akıbetini “ öğrenmesini istemiş.

 Arkadaşı Telefon ederek partinin il başkanını aramış. Durumu anlatıp, sonucu öğrenmek niyetinde olduğunu Başkana söylemiş. Başkan, durumdan haberdar olmadığını, üyelik işlemleriyle ile ilgili işlerle İlçe Başkanının ilgilendiğini, İlçe başkanının telefon numarasını vatsaptan atıp, durumu doğrudan öğrenmesinin daha iyi olacağını söyleyip telefonu kapamış.

 Durumu öğrenmekle görevli arkadaş İl Başkanından gelecek Watsap mesajını beklemek için işini ertelemiş. Beş dakika beklemiş, altı, on, on beş… Yok! Birden il başkanının, sekiz ay önce, bir başka konu ile ilgili bir başka partiliden bilgi alıp telefonla dönmek için, birkaç kişinin yanında söz verdiğini, o dönüşün hala gerçekleşmediğini hatırlayıp İl Başkanından umudunu kesmiş.

Bir başka arkadaşından İlçe başkanının telefonunu alıp, bu kez ilçe başkanını aramış. İlçe başkanına, söz konusu arkadaşlarının üyelerin üyeliklerinin kabul edilip edilmediğini, bununla ilgili üyelere dönüş yapılma gibi uygulamalarının olup olmadığını. Üyeliğe müracaat eden vatandaşa,  partilerine gösterilen teveccühe, duyarlılıklarına, onunla güç kazandıkları gibi, nezaket sözcükleri söyleme üyelik başvurusu için teşekkür etme’ gibi niyetlerinin de mi, olmadığını sormuş. İlçe başkanı böyle uygulamalarının olmadığını, söz konusu üyelerin durumlarının yönetim kurulunda tartışıldığını, genel merkeze gönderildiğini, genel merkezde işlerin 2,3 ay sürebileceğini  ve henüz üyelik kartlarının da gelmediğini ifade etmiş. Telefonu kapamış.  (Bu arada aracı arkadaş, iki gün sonra İl Başkanının(..dan beklediği telefon numarasını) gönderisini ‘mesajlar’ bölümünde görmüş.)

Parti yetkilileri ile tanışık olan(!) bu görüşmeleri yapan vatandaş da telefonla durumu yeni partili olma hevesindeki arkadaşına iletmiş. Durumu öğrenen arkadaşı bi, sevinmiş, bi sevinmiş(!)…

 ….         

Evet işte“Bi Arkadaşın Başına Gelmiş’ kitabı bunun benzeri öykülerden oluşuyor.

                Bu öykü kitaptan mı?

                Kitabı alın okuyun. O zaman öğrenirsiniz öykü kitaptan mı, yoksa yazarın bi arkadaşının başına mı gelmiş, anlarsınız.

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer TUFAN BİLGİLİ Yazıları
E-GAZETE