BİTİŞİK YAZIDAN NEDEN VAZGEÇTİK/BECEREMEDİK. - Tufan BİLGİLİ

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 10 Nisan 2017, Pazartesi 11:19:12

Başta veliler, öğretmenler ile öğrencilerin yakındıkları bitişik yazının gelecek yıldan itibaren kaldırılacağı Milli Eğitim Bakanı tarafından açıklandı.
BİTİŞİK YAZIDAN NEDEN VAZGEÇTİK/BECEREMEDİK.
Bu açıklama eğitimle ilgili neredeyse tüm paydaşlar tarafından olumlu karşılandı.

Bu kararı alkışlamayan eğitimci sayısı ise bir elin parmakları kadar azdı.

2005 yılında bu yazıyı uygulamaya koyanlar;” bitişik eğik yazı sürekli bağlantılar yapılarak yazılan bir yazı olduğu için öğrencinin bilgileri zihninde bütünleştirerek yapılandırmasına katkı getirdiği, bunun uygulanmakta olan YAPILANDIRICI EĞİTİM FELSEFESİYLE ÖRTÜŞTÜĞÜ. Bu nedenle çoğu araştırmacı bitişik eğik yazının yapılandırıcı yaklaşıma uygun olduğunu, çocuğun zihinsel ve bedensel gelişimine önemli katkılar getirdiğini: Ayrıca bitişik eğik yazı okuma-yazma öğretimini de kolaylaştırdığı”. Şeklinde bilimsel gerekçilerini de ortaya koymuşlardı.(*)

Bitişik yazıyı kaldıracağını duyuran bakan ise; öğretmenlere sorduk, ‘memnunum diyeni görmedik’ biz de kaldırıyoruz şeklinde gerekçelendirdi.

 Bitişik yazı konusunda öğretmenlerimizin olumsuz görüşüne biz de çok kez tanık olduk. Hatta bir çok insan bitişik yazıyı ‘güzel yazı’ sanarak, ‘herkes güzel yazamaz’ diyerek eleştirdi.

Peki… Bilimsel gerekçelerinden; çocuğun fiziksel ve pedogojik değişimsel gelişimine uygun olduğunu öğrendiğimiz, uygulanan eğitim programlarıyla örtüşen, okuma-yazma öğretimini kolaylaştıran bu yazı türünü neden başaramadık!?

Her olgunun olduğu gibi bunun da birden çok nedeninin olduğu söylenebilir. Biz hatırımıza gelen önemli olduğunu düşündüğümüz bir kaçını burada sayalım.

1.       Bu yazıyı uygulamadan sorumlu kurumların yöneticilerinin ‘bilimsel yöntemleri’ çok dikkate almamaları, eğitimin niteliğiyle ilgilenmek yerine politik pozisyonları öncelemeleri.

2.       Uygulamadan birinci derecede sorumlu olan öğretmenlerin kendilerinin ilk okuma yazmayı   bitişik yazıyla öğrenmemeleri, bitişik yazıya çoğunun yabancı olmaları.

3.       Yetişkin olarak ‘bitişik yazı’ öğretme sorumluluğu yüklenen öğretmenlerin;psikolojik olarak yetişkinlerin ‘yeniliklere verdiği tepki’ dolayısıyla bilinç altlarının bu yeni duruma  verdikleri olumsuz tepki sebebiyle yeni yazı türüne mesafeli yaklaşmaları.

4.       Bitişik yazının gerekçelerinin öğretmene yeterince anlatılmadığından öğretmenler tarafından içselleştirilmesi mümkün olmadı.

5.       Öğretmenlerin  gereksiz tekrar ve ödevlerle çocukların yazı etkinliğinden uzaklaşmasına neden olmaları; erken okuma/yazmaya geçme kaygısıyla-iyi öğretmen imajı için- öngörülenden hızlı harekenin sonucu veli ve öğrencinin yıpranması.

6.       Eğitim yönetici ve denetçilerinin bu-denetim- sorumluluklarını yeterince yerine getirmemeleri,  özellikle ileri sınıflarda hiç dikkate dikkate almamaları.

7.       Velilerin, kendilerine /kendileri dik temel harflerle okuma-yazma öğrendiklerinden / yabancı gelen yazı türüne olumsuz bakmaları.

8.       Hemen tüm dersliklerde modernlik adına bulundurulan SAYDAM YAZI TAHTALARI.

En yetenekli yazı ustalarının dahi üzerinde düzgün yazması mümkün olmayan saydam yazı tahtaları  ilk yazma çalışmaları sırasında öğrencileri yazmadan soğutan en baş faktörlerden biri olmuştur. Öğretmenin bile örnek yazıyı yazmakta zorlandığı, düzgün örneği çocuğa yazarken gösteremediği bir aracı kullanmaktaki ısrar, çocukların yazıyı öğrenme ve yazamamalarının başında gelen faktörlerin başında gelmektedir. Bu saydam yazı kullanma alışkanlığı öyle boyutlara ulaşmıştır ki engelli öğrencilerin okuma-yazma etkinliklerinde dahi bu araç hunharca(!) kullanılmış/makta, eğitim uzmanı(!) yöneticiler tarafından seyretmektedir(.)

Kolay anlaşılır olması için şu örnek verilebilir. Yeni yürümeyi öğrenmekte olan çocuğa buz üzerinde yürümeyi öğretmek ne kadar bilimsel ve akılcı ise; ilk kez yazma etkinliğiyle karşılaşan çocuğa saydam tahta üzerinde yazma öğretmeye çalışmak o derece akılcıdır. Bir de ayakta duramayan-engelli- öğrenciyle bu çalışmayı buz üzerinde yaptırmanın çocuğa yapılabilecek işkencelerin en büyüğü olduğunu söylemek için eğitimci olmaya bile gerek yoktur. -Ancak  tümü üniversite mezunu eğitimciler tarafından işletilen bizim eğitimi kurumlarımızın hemen tümünde saydam tahta kullanılır!-

 

        Neyse, yeni –dik temel- harflerle -bu saydam tahtalarla- artık çocukların yazıları inci gibi olur, bakanın dediği gibi karakterini yansıtan özellikleri taşır. Olmazsa da önemli değil. Latin harfleriyle yapamadığımızı bir kez de Arap harfleriyle deneriz. Bir de klavye denen araç var. Daha da olmadı (bir arkadaşım hatırlattı) çivi yazısı var.

 

Not:YÖK’ün Arapça Çalıştayında Arapça öğretimine erken yaşta başlanılması kararı alınmış.(8 Nisan 2018) 

Anlaşılan dik temel(Latince) harflerle de güzel yazamayacağız!

 

(*)Bitişik yazının bilimsel savlarla desteklenen ayrıntılı açıklamalar geçen yazımızda genişletilerek paylaşıldığından bu yazıda ayrıntıya girilmemiştir.

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Tufan BİLGİLİ Yazıları
E-GAZETE