BİZİMKİLERİN ÖĞRENECEKLERİ ÇOK ŞEY VAR - Tufan BİLGİLİ

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 08 Haziran 2018, Cuma 10:37:41

AKP iktidar olduktan sonra moda olan belediyelerin düzenlediği ‘iftar çadırlarını’ hep duydum, televizyonlardan izledim.
 BİZİMKİLERİN ÖĞRENECEKLERİ ÇOK ŞEY VAR
Hiç gitmedim.

Ta ki bu yıla kadar.

 Bu yıl bir göreyim diye Sinop Belediyesi’nin Park alanında düzenlediği iftarı izlemek için niyetlendim. İftardan yaklaşık on beş dakika önce iftar alanına gittiğimde tüm park alanının yüzey yakın masa ile çevrildiğini, (Aynı belediye Sonbaharda düzenlediği kitap fuarında, kitap stantları için otuz masa bulamamıştı(!)) çay bahçelerinin masalarının da yemek masaları olarak düzenlediğini ve binlerce insanın yaklaşık sekiz dokuz merkezden dağıtılan yemekleri tabaklarına koyup hazır beklediklerini gördüm.

Organizasyondan sorumlu Belediye Kültür Müdürü’nün verdiği bilgiye göre belediye iki bin beş yüz kişi için yaklaşık otuz beş bin liralık harcama planlamışmış!

Ancak benim tahminime göre, kalabalık demin de belirttiğim gibi üç binin üzerideydi.

Ben bu tür yemeklere yoksullar, öğrenciler, kısmen de yolda kalıp evine iftara yetişemeyenler katılır sanırdım.

Gördüğüm ise; yemeğe gelenlerin büyük çoğunluğunun (hemen hepsinin) hali vakti yerinde olan keyfi sağlığı üst seviyede insanlardan oluşmuş olmasıydı. Bir çoğu çoluk çocuğunu almış masalara, hatta yerlere kurulmuş, iki tabak yiyeceği tüketmek için onca fedakarlığa(!) katlandıklarıydı.

Bu yemekte bir çok tanıdığımı da gördüm. Yalnız biri elini tabaklara sürmedi ve muhteşem(!) manzarayı izlemekle yetindi.

****

Akabinde bir vesile ile İstanbul’da Kağıthane Belediyesi’nin iftarına da tanık oldum.

Onlar da bahçesi geniş bir okulun bahçesine koydukları yüzlerce masa ve sandalyeye, bizdeki gibi çoluk, çocuk hali vakti yerinde binlerce insanı oturttular, hazır karton yemekliklerde yemek dağıtıp yedirdiler.

Ancak onların bizimkilerden farkı; yemeğe gelenler, yemekten bir saat önce başlayan belediye başkanından, belediye sorumlularına, parti il başkanından, millet vekiline, yeni vekil adayına kadar tümünün nutuklarını da yemek öncesi hazmetmek zorunda olmalarıydı.

Hem de bolca ‘din sosuna bulanmış, (sanki ceplerindeki paradan masrafları karşılıyorlarmış gibi) hem lütuf, hem acındırma duygularıyla sarmalanmış, hem dünya, hem ahret örtüsüyle kaplanmış şekilde.

“Siz yemek öncesi yenen bu kadar farklılığın zor gitmiş(!) olacağı düşüncesine kapılmayın. Ben tanığım, çok şükür kaydırak gibi gitti.”

Hem (beldedeki) halkın tümünün hakkı olan paradan onların rızası olmadan (Durumu gören gelen geçenin beddua ettiğini bizzat duydum), yandaşlarının bir kısmına yemek vererek temeli ‘adalet’ olan dini böyle (bu şekliyle) adaletsizliğe alet et!

Haydi yemeği veren (kendisine menfaat temin etmek için) veriyor da…

Ya yiyen! O yemekle orucunu açan! Yemeği yedikten sonra (Allah’ın huzuruna giden) akşam namazını kılan, teravih’e giden, orucu bozan şeyleri dert eden, başkasına oruç soran, oruç tutmadığı için başkasını eleştiren, oruç tuttuğu için kendisini üstün gören, Cenneti Ala’da kendisine yer tutan!…

Çok şükür zenginimiz de yiyor, orta hallimizde…

Fakir?

O da yediğini sanıyor.

*** 

Yani İstanbul’daki iftarı gördükten sonra bizimkilerin çok yol alması gerektiği gerçeğini bir kez daha anladım.

 

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Tufan BİLGİLİ Yazıları
E-GAZETE