Boykot Öncesi (İzden Sızan 52) - TUFAN BİLGİLİ

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 19 Şubat 2019, Salı 10:28:19

8 Temmuz 1965’te kurulan Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) kısa sürede Türkiye’nin hemen her köşesinde örgütlendi. TÖS’ün büyümesinden endişe duyan Demirel Hükümeti öğretmenlerin önüne devletin resmi güçlerini de işin içine katarak her türlü engeli koyuyor, toplum gözünde öğretmen örgütlenmesini itibarsızlaştırma çabalarını sürdürüyordu. Bu çabalar öğretmenleri yıldırmıyor, aksine birleşmenin gücü ile sendikacılığa daha sıkı sarılıyorlardı.
Boykot Öncesi (İzden Sızan 52)
O yıl da Temmuz ayı girmiş Deniz Bayramı etkinlikleriyle başlayıp , Ağustos’un on beşinden sonraki yağmurlara dek sürecek Sinoplu için ‘gerçek yaz’ yaşanıyordu. Bulutsuz, aydınlık günün kuşluk vakti Yeni Mahalle ergenleri Orhan (Aksan), Hüseyin (Özyürük), Rahmi (Özdoğru), Kel Mustafa (Erbil) üstlerinde ıslak şortları, her birinin bir ellerinde elbiseleri, diğer ellerindeki kendir ipine dizili balıklarla keyifle, grup halinde, çınarların gölgelerinin altından Aşıklar caddesinden Turist Oteli yönüne güle oynaya gidiyorlardı. Tüm çocukların ellerinde balık varken içlerinden birinin, Reha’nın (Alpar) eli boştu. Çocukların ellerindeki gören yetişkinler balıkları nereden tutukları sorusuna, ‘deniz soğuğu var, deniz soğuğu’ diyerek yanıt verip, dillerinde Beyaz Kelebekler’in ‘ Faydası yoktur gözlerdeki yaşın; Bitmeden evvel iyi düşün taşın’ şarkısıyla  keyifli yürüyüşlerini sürdürüyorlardı. Aralarından  Mustafa ara, ara ‘satılık balık var ‘ diye bağırıyor, sonra bağıranın kendisi olduğunun belli olmaması için sinerek yoluna devam ediyordu.

Dört gündür esen Gündoğusu Rüzgarı sabaha karşı kesmiş, yerini sert esen Karayele bırakmıştı. Karayel; liman içindeki denizin yüzünü hızla süpürmüş, sürüklenen suların yerini denizin altındaki soğuk sular alınca deniz suyunda ani soğuma oluşmuştu. Bu şok sıcaklık değişikliğine balıklar kendilerini uyarlayamadıkları için yarı vurgun yiyip bayılmışlar, dolayısıyla su yüzüne çıkmışlardı. Çocuklar bu yarı ölü balıkları denizin yüzünden toplamış, iplere dizmiş, şimdi bayram yapıyorlardı. Çocuklar arasından sadece Reha bu yağmanın - balıkların kendilerini savunamayacak kadar çaresizken yakalamanın- haksızlık olduğunu düşünerek balık toplamaya katılmamış, ancak arkadaşlarından da ayrılmamıştı. Dünyanın sayılı yerlerinde belirli  zamanda meydana gelen bu olay Sinop’ta özellikle yaz aylarında birden çok meydana gelir, o gün deniz soğuğunun olduğu taraftaki plajlarda deniz suyu girilmeyecek kadar soğuduğundan, denize girilmez/ girilemez , ancak bu çocukların yaşadığına benzer, kısmi balık yağması yaşanırdı.

***

Sinop’ta, iç limanda; deniz soğuğundan denize girilmezken; Kayseri’de Temmuz sıcağı bir başka şekilde tezahür ediyordu…

(*) TÖS 1969’daki Genel Kurulunu Kayseri’de yapma kararı almıştı.

 8 Temmuz 1969 sabahı Genel Kurul’un toplandığı  Alemdar Sineması’nda Fakir Baykurt’un açış konuşması sırasında Alemdar Sineması’na saldırılar başladı. On bin dolayında bir kalabalık tekbir getirerek ilerici kişi ve kuruluşların bulunduğu binaları yağmalayıp ateşe vermeye başladı. (Ki bu ilkel tutumu bu güruh sonraları çoğu kez; Sivas’ta, Maraş’ta, Çorum’da sık sık tekrarlayacaklar, kendilerini sömürenlere ses çıkarmayı akıl edemeyen yığınlar, haklarını arayanlara karşı hep tahripkar, acımasız olup ilkel, vahşi, nobran tavırlarını sürdürecekti… )

Sonuçta salonda TÖS’lü öğretmenler kuşatıldı. Alemdar Sineması’nın pencereleri yerle bir edildi. Sinema salonundaki öğretmenlerin üzerine ateşlenmiş gazlı bezler atılıyor; içeride bulunanlar diri diri yakılmak isteniyordu. Öğretmenler canlarını korumak için direnirken, Fakir Baykurt valilikten, askeri güçlerden yardım istedi. Askeri birliklerin müdahalesiyle, TÖS Genel Kurulu’na katılan öğretmenler ölümden döndüler. Daha sonra askeri araçlarla Ankara’ya taşındılar. Genel Kurul, Siyasal Bilgiler Fakültesi Konferans Salonu’nda tamamlanabildi. 

TÖS yönetiminin üyelerine yapılan saldırılarını ve diğer sorunlarını çözmek için –büyüyen- örgütünde yaptığı görüşmeler sonrası ‘boykot’ yapılması kararı çıktı.

 15-18 Aralık 1969 günleri gerçekleştirilen ve tarihimizin “Büyük Öğretmen Boykotu” 

“TÖS ve İLKSEN Boykot Merkez Komitesi Adına İLKSEN Adına Muhittin Çayır ve TÖS Adına Fakir Baykurt” imzalıydı. Bildiride şöyle deniyordu: “Pazartesi sabahından Perşembe akşamına kadar öğretmenler okullara gitmeyeceklerdir. 15 ile 18 Aralık günleri arasında okullarda hiçbir eğitim, öğretim ve yönetim hizmeti yapılmayacaktır.”

                Boykot öncesinde TRT aracılığıyla öğretmenler tehdit edildi. Boykota ilişkin haberlerin radyoda yayınlanması engellendi. Milli Eğitim Bakanı, eylemi kırmak için, derse girmeyen öğretmenin yerine son sınıf öğrencilerinin ve emekli öğretmenlerin derse sokulmasını istedi.

(**)TÖS eylem kararı alınca TÖS ’ün aktif şubelerinden Sinop yönetimi boykottan önce boykotun amacını anlatmak için bir sinema salonunda toplantı yapmak istediler. Durumu öğrenen Vali Kaşif Tosun, Sendika Başkanı Fikri Yavuz ile İlkokul Öğretmenleri Sendikası Başkanı Halk Eğitim Müdürü İsmail Temiz’i makamına çağırttı. Yer göstermeden ayakta tutup: “Hareketlerinin suç teşkil ettiğini, hem boykot yapıp hem de bunu halka anlatmak için toplantı yapmalarının mümkün olmayacağını” söyleyip yanıtlarını beklemeden toplantılarına izin vermedi.

Aslen Boyabat’lı olup   Türkeli İlçesinde görev yaparken kasabanın ilk Müftüsü Turan Dursun’la kasabada derin dostluk oluşturan, Ali Şarapçı Boyabat’a atanmış, öğretmen sendikasının yöneticiliğini üstlenmişti. Boykottan bir gün önce Ali Şarapçı’nın Boyabat’ı da sıkıntılıdır.

TÖS Boyabat Şube başkanı Ali Şarapçı, Sinop TÖS başkanı Fikri Yavuz’u arayarak Boyabat’ta “Şoförler Derneği” ve “Milliyetçi Öğretmenler Derneği” öncülüğünde boykota karşı bir eylem hazırlandığını, üzücü olayların meydana gelebileceğini, gerekli önlemlerin alınması için Vali Bey’in aranmasını ister. Fikri Yavuz durumu valiye bin bir güçlükle iletir. Vali “gerekli önlemi aldık”,  diyerek gelenleri başından savar. İl yönetiminin güven vermeyen tavırlarını gören TÖS yöneticileri eylemlerinin provoke edileceğinden emin olurlar. Çare olarak çıkacak olayların adım adım izlenip fotoğraflarla saptanması konusunda anlaşırlar.

Artık heyecanla yarın, tarihi gün beklenmektedir.

 

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer TUFAN BİLGİLİ Yazıları
E-GAZETE