BURSA’YA GEZİ NOTLARIM. - Nezih YILDIRIM

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 25 Mayıs 2022, Çarşamba 17:02:08

Orhan Gazi tarafından, 1326 yılında Fethedilen ve Büyük Osmanlı Devletine Başkent yapılan Bursa, Osmanlıya 39 yıl Başkentlik yapmış önemli ve mübarek bir şehirdir.
BURSA’YA GEZİ NOTLARIM.
Ecdat yadigârı bu şehre 20 Mayıs 2022’de ikinci kez gelmiş bulunmaktayım. Gelinimizin küçük kardeşinin vefatı nedeniyle geldiğim, imparatorluk kuran şehri defin merasiminden sonra tam olmasa da gezme imkânım oldu. Bursa’ya saat 09.30’da geldik, cenaze öğle (Cuma) namazından sonra defnedilecekti, defin saatini bekledik. Defin’den sonra da İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünden destek alarak kalacak yer ayarladık. Üzerimizi değiştirip, bu tarihi şehrimizi gezmek istiyorduk. Kalacağımız misafirhaneye valizlerimizi bıraktık, orada yapılan kuru fasulye pilav ikramından da yararlanarak bir müddet dinlendik. İl Müdürlüğünü ziyaret ettik ve aracımızı bırakarak ikindi namazına Yıldırım Beyazıt’ın 1396-1400 yılları arasında yaptırdığı Bursa Ulu Camiine yetiştik.

Ulu Cami: Daha camiinin iç mekânına adım atarken manen rahatlama hissettiğimi söylemem abartılı olmaz. Cami, bu ilimizin tarihi sembollerindendir ve Atatürk Caddesi üzerindedir. Cami çok ayaklı cami şemasının en klasik ve anıtsal örneği sayılmaktadır. Yirmi kubbeli olarak inşa edilen cami, Türkiye’deki iç cemaat yeri en geniş olan ve Süleyman Çelebi tarafından mevlidi şerif-in yazıldığı camidir.

Mimarı, Ali Neccar veya Hacı İvaz olduğu sanılmaktadır. Caminin künde kari tekniği ile yapılmış minberi Selçuklu oyma sanatından Osmanlı ahşap oymacılığı sanatına geçişin önemli örneklerinden biri kabul edilen değerli bir sanat eseridir. Caminin duvarlarında bulunan 19. yüzyılın ikinci yarısında ve 20. yüzyılın başlarında farklı hattatlar tarafından yazılmış 192 adet hat levhası ve duvar yazısı, hat sanatının özgün örnekleri arasında gösterilir. Caminin iç mekânında, tepesi açık, kubbenin altında bulunan şadırvan, Ulu Cami’nin dikkat çekici özelliklerindendir.

Osmanlı Sultanı I. (Yıldırım)Bayezid tarafından Niğbolu Seferi’nden dönüşünde verdiği emir ile inşa ettirilmiştir. Caminin yapım tarihini belli değildir ama minber kapısında geçen 802 (1399) tarihi caminin inşa tarihi olarak kabul edilmektedir. Ulu Cami’nin inşası; devletin kendisini siyasal, ekonomik ve kültürel bir varlık olarak dünyaya kabul ettirme ve Osmanlı toplumuna bir kimlik verme çabası olarak değerlendirilir. Caminin açılışında ilk hutbenin  Somuncu Baba tarafından okuduğu rivayet edilir.

Cami yapıldığı dönemlerde toplum tarafından çok itibarlı addedilmiş ve diğer medreselerin hocaları burada ders vermeyi şeref bilmiştir. Sonraki yüzyıllarda iç mekânı süsleyen ve alışılmışın dışında büyük ebatlı yazılar toplumsal ilgi ve itibarın nedenlerinden biri olmuştur.  

Fetret devrinden sonra 1421 yılında tekrar ibadete açılan caminin ilk tamir vesikası 1494 yılına aittir. 1862 yılına kadar 23 tamir vesikası daha vardır. Müezzin mahfili 1549 yılında yapıldı. 1517 yılında Yavuz Sultan Selim Han tarafından Mısır'ın fethi ve hilafetin Osmanlı'ya geçtiği dönemde getirilen Kabe-i şerif’in kapı örtüsü padişah tarafından Ulu Cami’ye hediye edildi ve minberin soluna asıldı. Müezzin mahfilin karşısındaki taş vaiz kürsüsü de 1815’de yapılmıştır.

Cami, 1855 yılında yaşanan depremde büyük hasar gördü. On sekiz kubbesi çöken caminin sadece batı minaresinin dibindeki kubbe ile mihrap önü kubbesi ayakta kalabildi. Depremden sonra esaslı bir tamir gördü. Bu dönemde Sultan Abdülmecid’in emri ile İstanbul’dan gönderilen ünlü hattatlar camideki büyük yazıları elden geçirmişler ayrıca yenı hüs-nü hatlar da ilâve etmişler.

1889 yılında çıkan yangında, ahşap minare külahları yanmış, sonrasında kâgir olarak yeniden yapılmıştır.

Mimari özellikleri: Farklı mimari özelikleri bulunan cami, düzgün kesme taşlarla inşa edilmiş kalın beden duvarlarının masif etkisini hafifletmek için cephelerde her kubbe sırası hizasına gelmek üzere sağır sivri kemerler yapılmıştır. Her kemerin içinde iki sıra halinde ikişer pencere yer alır. Bunların gerek biçimleri gerek boyutları her cephede farklıdır.Son cemaat yeri bulunmayan yapının kuzey cephesinde köşelerde sonradan yapılan iki minare vardır. Minarelerin ikisi de beden duvarına oturmaz, yerden başlar. Batı köşesindeki minare I. Bayezid tarafından yaptırılmıştır. Sekizgen biçimli kürsüsü bütünüyle mermerden, gövdesi tuğladandır. I. Mehmet'in yaptırdığı söylenen doğu köşesindeki kare kürsülü minare, caminin beden duvarından da 1 metre kadar ayrıktır. Şerefeler her iki minarede de aynı olup tuğlalı mukarnaslarla bezelidir. Kurşun kaplı külahlar 1889'daki yangında ortadan kalkınca, bugünkü boğumlu taş külahlar yapılmıştır.

Ana kapısı kuzeyde olan caminin, doğu ve batıdakilerle birlikte üç kapısı vardır. Ayrıca sonradan Sultanın namaz kılması için ayrılan Hünkâr Mahfili’ne açılan bir kapı pencereden bozularak yapılmış; böylece kapı sayısı dörde çıkmıştır.

Minberi: Bursa Ulu Cami’nin sert ceviz ağacından künde kari tekniği ile yapılmış minberi Hacı Abdülaziz oğlu Mehmet isimli bir sanatkâr tarafından yapılmıştır. Selçuklu oyma sanatından Osmanlı ahşap oymacılığı sanatına geçişin önemli örneklerinden biri olan minberi yapan ustanın kim olduğu hakkında kaynaklarda yeterli bilgi yer almaz. Ustanın ismi minberin sağ yanında oyma sülüs yazı ile yazılmıştır. İsmini yazdığı ifadenin son kelimesi farklı şekillerde okunmuş; kimi kaynaklarda Antepli olduğu; kimi kaynaklarda Tebriz’in Devak köyünden olduğunu ifade edilmiştir.

Ulu Cami minberine bazı gizemler atfedilmiştir. 1980 yılında yapılan incelemelerde, minberin doğu yönündeki geometrik kompozisyonun güneş ve etrafındaki gezegenleri simgelediği; aralarındaki uzaklıkların gerçek uzantıları ile orantılı olduğu; batı yönündeki kompozisyonun ise galaksi sistemini simgelediği anlaşılmıştır.

Şadırvanı: Caminin iç mekânında, yirmi kubbeli yapının ortasındaki üstü açık kubbenin altında yer alır ve Ulu Cami’nin dikkat çekici özelliklerinden biridir. Selçuklu yapılarında yaygın olan tepe açıklığı ve altında havuz yer alması geleneğinin bir devamı olan bu özellik, camiyi Selçuklu geleneğine bağlar.[ Şadırvanın altında bulunduğu açık kubbe günümüzde camekânla kapatılmıştır.

Camiyi duygu yoğunluğu içinde gezdik, rehberimizin Hat yazılarını okuyup açıklaması da büyük avantajdı. Ayıca getirdiği kıyafetler nedeniyle genelde gâvur padişah olarak söylenen II. Mahmut’un Hünkâr Mahline girerken görünecek şekilde yazdırdığı had’ta çok şaşırttı beni. Çünkü kendinden sonraki padişahların namaza girerken görecekleri şekilde “insanları yöneteceksen adaletle yönet.”diye ikaz edici levha beni duygulandırdı. En gâvur olarak söylenen padişahımızda ki adalet duygusu bu kadardı. 

 Cami programından sonra da, İlk olarak Yıldırım Beyazıt türbesini ziyaret ettik ve çok etkilendik. Osmanlı’yı Fetret devrinden Kurtaran I.Mehmet (Çelebi)’yi, Zeyniler Camii ve çevresinde gömülü büyükleri ve bu büyüklerden 5.sırada yazılı Sinoplu Müderris İlyas diye birinin bulunduğunu da gördük. Emir Sultan Türbesini ve ayrıca da sanatçı Zeki Müren’i ziyaret etmeyi de ihmal etmedik.

Manevi açıdan da çok önemli Bursa şehrimiz bizi etkiledi ve zengin mutfağında kullanılan tereyağı da misk gibi kokusuyla bizleri cezp etti. Aldığımız fotoğraf görüntüleriyle çok güzel anılar arasında bu güzel şehrimizden ayrılma vakti geldi. Hoş anılarla Allah’a emanet ol Bursa dedik.

Hoşça kalın.

Nezih Yıldırım

24.5.2022

 

 

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Nezih YILDIRIM Yazıları
E-GAZETE