Büyük çocuklar (İZDEN SIZAN -14) - Tufan BİLGİLİ

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 19 Haziran 2018, Salı 15:09:46

Esnaf arkadaşlarının kendisini homo seksüel olarak ilan edip, aksini ispat için Doktor Ahmet Örs’den rapor isteyen arkadaşlarının isteği için kuşluk vakti yemenici dükkanını kapayıp tersaneye inen Tevfik Usta…
Büyük çocuklar  (İZDEN SIZAN -14)

Tersane Kapısı’nın batı yakasındaki Sağlık Müdürlüğü’nün beş basamakla çıkılan kapısında sağa, sola kuşkuyla bakan Tevfik hızla binadan içeri girdi. Kaleyasızı esnafından durumu öğrenmiş olan Doktor Ahmet Örs hiçbir şeyden haberi yokmuşçasına Tevfik’i kabul etti. Tevfik Usta odadan içeri girerken doktorun radyosunda yeni meşhur olmuş pop şarkıcısı Erol Büyükburç “ Bir Başka Sevgiliyi Sevemem” şarkısını söylüyordu. Tevfik:

-Doktor kapa şunu, bu nasıl şarkı! Deyince, doktor radyonun düğmesini çevirdi. Tevfik Doktor’un gösterdiği yere oturdu. Hoşbeşten sonra Kahveler de bitti. Doktor Tevfik’e:

-Benim işlerim var bir şey söylemeyeceksen ben yan odaya geçiyorum değince Tevfik, ıkıla

sıkıla durumu anlatmak zorunda kaldı…

-Yani doktor benim rapora ihtiyacım var. Bana rapor ver de gideyim değince Ahmet Örs:

-Olur, muayene edelim de raporunu vereyim değince Tevfik:

-Aman Doktorum! Muayeneye ne gerek var. Sen beni bilirsin! Ver raporumu da hadi gideyim.

-Olmaz Tevfik Bey, olmaz. Bizim Hipokrat Yeminimiz var. Ben muayene etmeden rapor veremem, değince Tevfik çaresiz ‘peki’ der. Doktor:

- Yan odaya geç, hazırlan. Ben birazdan geliyorum değip, Tevfik’i muayene odasına gönderir. Tevfik muayene odasına girer. Paravanın arkasına geçer muayeneye uygun vaziyette doktoru beklemeye başlar. Durumdan haberdar olan esnaf az sonra muayene odasına dalar. Uygunsuz vaziyette yakaladıkları Tevfik pantolonunu çekerken, Tevfik’e:

-Utanmaz adam! Şu vaziyete bak! Demişlerdi de inanmakta zorluk çekmiştik. Demek duyduklarımız doğru imiş! Diye saydırırlarken Tevfik utancından sap sarı, kekeleyerek durumu açıklama çabasındayken, gülmemek için kapıdan dışarı fırlayanlar karınlarına bastırıp ağızlarını kapatıp çatlarcasına katılıyorlardı.

***

Ertesi gün Tevfik’in komşuları önceki günkü olayı hatırlayıp kendi kendilerine gülüyorlar, Tevfik’ yemenici dükkanından burnunu çıkarınca gülmelerini göstermemek için arkalarını dönüyorlar ancak Tevfik’i çoğu zaman kızdırdıkları gibi vitrinlerinin kenarlarında katlı duran kepenklere vurarak Tevfik’i ‘delirtmeye’ çalışıyorlardı. Tevfik kepenge vuran bir komşusunun üzerine giderken, o komşusu kepenge vurmayı bırakıyor, caddenin karşısındaki diğer komşunun kepenge vurduğu ses Tevfik’i çileden çıkarıp bu kez Tevfik ona yöneliyor… Ona yaklaşınca bir başka komşunun kepenginden ses geliyor Tevfik ona yönelirken esnaf çocuklar gibi gülüp eğleniyordu.

 

 

………

 

Çocuk ile babası az önce kızdırılmış, şimdi kepeklere vurularak Tevfik’i çıldıracak hale gelen getirmenin keyfini yaşayan işte bu (büyük) çocukların eylemine rast gelmişlerdi.

Kahkahalar arasında, hanın girişinde, Tevfik’i izleyen han sahibi Köftecioğlu Senayi (Yılmaz) yolcuları karşıladı. Durumunu anlatan Baba’ya Köftecioğlu:

-Kız çocuğu ile handa rahat edemeyeceğini, biraz daha pahallı olmasına rağmen otele gitmesini salık verince tekrar aynı güzergahı kullanarak dönmek üzere harekete geçtiler. Bu arada Perincek’in fırınından yarım ekmek aldılar. Fırından çıkınca hemen yanındaki Manav Osman’ın ( Turan) dükkanı önündeki küfelerdeki üzümlere imrenerek bakan çocuğu fark eden baba, manavdan bir kilo kara,

kokulu üzüm aldı. Otele girmeden Bakkal Ahmet’ten(Gümüş) yüz elli gram helva ile yüz gram zeytin alıp kese kağıdına koydurdular.

Az önceki dar koridordan geçip soldaki merdivenleri tırmanıp lobiye girdiler. Lobide konuşmalarından Türkeli’nden olduğu anlaşılan üç delikanlı baş başa vermişler bir masanın etrafında heyecanla bir konuyu tartışıyorlardı.

???

Yine Tezgahın arkasındaki otelci Sami’ye yöneldiler. Radyoda Darıo Moreno kadife gibi sesiyle “Deniz ve Mehtap” şarkısını söylüyordu. Müşterilerle rahat konuşabilmek için otelci radyonun sesini biraz kıstı. Dikkatini gelenlere yöneltti.

Az sonra elinde anahtar , Sami önde; baba kız arkada hemen karşıdaki koridora girdiler. Odalarını gösteren Sami geri dönmüş Baba kız iki somya, bir masa, bir sandalye ve bir kenarında ördek soba olan sürmeli penceresi caddeye bakan odalarında kaldılar.

Baba kız odada yalnız kalınca baba elindeki valizi kapının arkasına bıraktı, ceketini çıkardı duvardaki gaz lambasının yanındaki boş çiviye astı. Çocuk babasının otele girmeden bakkaldan alıp kese kağıdına koydurduğu ekmeği ve gazete kağıdına sarılı helvayı çıkardı masanın üzerine koydu. Masadaki sürahi ve bardağı masanın bir köşesine yerleştirdi. Gazete kağıdından yapılmış külahtaki zeytinin külahının dibini çevirdi, külahı bozdu, zeytini de masaya yerleştirdi. Sürahiye su koyarken baba pencerenin kenarındaki sandalyeyi çekip çekerken gözü pencereden dışarıya takıldı. Sonbaharın yazı aratmayan güneşi içeriyi ısıtmıştı. Baba pencereyi kaldırdı mandalını itip tığ işi perdeyi çekerken az önce lobide gördükleri, konuşmalarından Türkeli’li olduklarını anladıkları dört delikanlının otelden çıkıp Kaleyazısı Camii yönüne doğru gittikleri gördüler. Baba sandalyeye, kız yatağın kenarına ilişip önlerindeki nevaleyi yemeye koyuldular.

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Tufan BİLGİLİ Yazıları
E-GAZETE