Çuvalciyan İlk Okulu (İZDEN SIZAN -18) - Tufan BİLGİLİ

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 10 Temmuz 2018, Salı 10:35:04

Seher’in kaydını yaptırdığı Çukurbağı mevkiindeki; ana bina, yatakhane, spor salonu, labratuvarlar ve lojmanlarla geniş bir yerleşkeden meydana gelen ‘Sinop Kız Öğretmen Lisesi’ 1962 yılında yeniden ilk kez öğretime başlayacaktı.
Çuvalciyan İlk Okulu (İZDEN SIZAN -18)
Yeniden, çünkü;21 Ağustos 1922 tarihli Sinop Gazetesinin yazdığına göre; Sinop’ta ilk Öğretmen Okulu 1922-1923 öğretim yılında iki Eylül Cumartesi günü açılmış, bir müddet eğitimini sürdürüp kapatılmıştır.

 

1962 yılında, yıllar sonra ilk kez Yeni Mahalle’ deki Öğretmen Okulu olarak öğrencilerine hizmet veren bu metruk yapının eğitime hizmeti daha uzun yıllar devam edecekti.

***

Onlar yeni binalarına taşınınca bu yapı önce  1970 yılına kadar Erkek Yetiştirme Yurdu olara hizmet verecekti. Yurt ve Yuva Kurma Çocukları Koruma Derneğinin çabaları sonucunda Gelincik Mahallesinde erkek öğrenciler için yeni bir yurt yaptırılınca da aynı bina   1971 yılından sonra İstanbul’dan getirilen sekiz kız öğrenci ile Kız Yetiştirme Yurdu olarak hizmet vermeye başlayıp, Karadeniz deki muhtaç kız öğrencilerin bakımını üstlenecekti.

***

 

Bu okulda yaşayanlar, görev yapanlar  merak etmişler midir bilinmez de …   Kız Yetiştirme Yurt Müdürü  Fehmi Aydın yapının tarihçesini ve okulun ön cephesinde mermer üzerine yazılı Rumca kitabe anlamını ve çok merak ediyordu.

 

(*)Bu merakı Kız Yurduna Müdür olduğunun ikinci yılına, 1972 yılının yazına kadar sürecekti.

Okullar tatil olmuş,yurt binasının yanındaki İstiklal Okulu’nun öğrencileri tatile çıkınca aynı kampus içinde olan Kız Yetiştirme Yurdu öğrencileri yalnızlıklarıyla baş başa kalmışlardı. Günler birbirinin benzeri rutin şekilde  geçerken, odasında çalışmakta olan müdürün kapısı çalındı. Kapıyı çalan nöbetçi yurt öğrencisi Porsor (Kürtçe’de Kızıl, kızıl saç):

- Müdür Baba bahçede misafir var, deyince Fehmi Bey:

- Çağırın bakayım, dedi. Aradan geçen beş dakika sonunda gelen olmayınca bu kez  kendisi dışarıya çıktı. Binanın ana giriş kapısı olan ikinci kat merdiven sahanlığından bahçeye bakan müdür; çeşmenin yanından, bahçenin demir kapısından davet için gönderdiği Porsor’la konuşan iki erkek ile iki bayanı gördü.  İşaret edip içeri konukları kendisi davet edince gitmekte olan dört kişi geri Döndüler. Bahçede kol açma oynayan çocukların (Fatma (Artar)Melahat (Bozkaya) Ayşe (Dere)) yanlarından geçip;

Yurdun ikinci katına kadar uzanan dış merdivenlerinden tırmanıp, kendilerine bekleyen Fehmi Bey ile birlikte müdür odasına girdiler. Odadaki teyp hafif sesle Nuri Sesigüzel’in zamanının çok beğenilen “ Durma güzel” türküsünü söylüyordu. Fehmi Bey pikabı kapamak için hamle edince, konukların erkek olanlardan yaşlısı kırık Türkçeyle:

-Mudür Beğ! Mahsuru yoksa biraz dinleyelim. Bu toprakların müziğini burada dinlemek zevkini tadalım; değince, Fehmi Bey konuklara oturacakları koltukları eliyle işaret etti. Kendi Masasına geçti. Yüzlerini türkünün geldiği tarafa dönüp Nuri Sesigüzel’i dinlemeye koyuldular.

“Durma güzel durma doldur testini

Kınalamış on parmağın üstünü

Adam unutur mu eski dostunu

Salını salını indim pınara

Türkü bitip, iğne cızırtı çıkarmaya başlayınca, Müdür iğneyi kaldırıp yerine koydu.  Konuklara sehpanın üzerindeki yaz armutları ve karaca erikle dolu tabağı işaret ederek:

  • Buyurun yöremizin meyvelerinden tadın. Misafirler teşekkür edip tabaktaki meyvelerden tadınca yaşlı olan bay:
  • İşte bu tad! Çocukluğumdan hatırladığım, hiçbir zaman ulaşamadım tat! Demek buradan
 zihnimde yer etmiş. Bizim bu toprakların insanı olduğumuzun kanıtı bu, deyip gözleri nemlendi.  Fehmi hoca bir şey anlamamakla beraber konuklara dönerek:

-Buyurun, ne istemiştiniz? Diye sordu. Erkeklerden daha genç olanı kırık bir Türkçeyle :

- Biz dediler, Atina'dan geliyoruz. İlkokulu burada okuduk. Okulumuzu görmek için geldik. Ancak Kız Yetiştirme Yurdu levhasını görünce yasaktır diye düşündük, döndük gidiyorduk , deyince az önceki ‘bu toprakların insanıyız’ sözünün anlamını kavradı.

Müdür odasındaki dört konuktan ikisi baba kız, diğer ikisi ise yaşlı karı kocaydı.

Müdür:

-Ben yurt müdürüyüm. Bizim kontrolümüzde o tanıdığınız, yaşadığınız binayı gezin, görün, hasretinizi giderin. Hem ben sizi gökte ararken Allah yerde verdi. Sizden bina ile ilgili Binanın cephesindeki 1899 tarihi ve Rumca yazının anlamı gibi, öğreneceklerim var. Bu arada ben de onların yanıtlarını alırım.

 

                Karı koca olanlardan,  yaşlı bay:

 

                - 1900’lerin başında burada yaşayan Rumlardan bir kısmı daha iyi yaşamak, daha çok para kazanabilmek için, Rusya’ya gider, çalışır, para biriktirip gelir burada harcardı. Yorgi Çuvalcı isimli bir Rum da bunlardan biriydi. Yorgi, çalışmak için Rusya’ya gitmiş Moskova’da yıllar içinde biriktirdikleriyle Sinop’a gelmiş, o zamanın Sinop’unda ihtiyaç duyulan okul için bu paraları harcamış. Biri kız, biri erkekler için 1899 yılında iki mektep yaptırmıştı. Biz erkekler şimdi bulunduğumuz yapıda ilk okulu okuduk. Kızlar ise yandaki binada(İstiklal Okulu) okurlardı. Bizler her sabah derslerden önce bu okul önünde ‘Çuvalcıyan’ marşı söylerdik. Okulumuz öyle şöhretliydi ki büyüklerimizin sigara paketlerinin üzerinde bizim okulumuzun resmi bulunurdu…

Biz Sinop’tan Yunanistan’a göçen Rumlar Sinop’u, Sinopluyu, burada kalan komşularımızı  hiç unutmadık. Geçmişimize sahip çıkmak  adına Atina’da “Fıçı, üzerinde köpek ve önünde oturan Diyojen “ sembolü olan bir Sinoplular derneği kurduk. Bu yanımdaki beyefendi derneğimizin şimdiki başkanıdır. Deyince Fehmi Müdür’ün zihnindeki bina ile ilgili sorunlar çözülmüştü.

                Ancak bu öykü henüz sonlanmayacaktı.

(**)İki sene sonra 1974 yaz başında, henüz Kıbrıs çıkartması gerçekleştirilmeden karı koca yaşlı çiftten bayan olanı Yunanistan’dan gelen turist kafilesiyle Sinop’u tekrar ziyaret edecektir. Kadın geçen yıl eşini kaybettiğinden Sinop ziyaretini eşi olmadan yapmıştır. Kadın kenti gezerken , mübadeleden önce çocukluğunu yaşadığı ,çocukluğunun geçtiği evi bulmanın heyecanı ve  müjdesiyle kafilenin parktaki toplanma yerine gelir. Kafiledekiler kadını sakinleştirdikten sonra, birlikte kadının gösterdiği yapıya giderler. Yapı parka yakın Atatürk Caddesi’ndedir. Kısa bir yürüyüşten sonra zamanın ‘Cumhuriyet Eczanesine’ gelirler. Kadın, yapıyı kendi evleri olarak gösterir. Evin sahibi eczacı Özcan Bey evi gezmeyi teklif eder. Eczanenin yan tarafındaki evin kapı sahanlığından girerler. Yaşlı bayan sahanlıktan üst kata çıkan merdivenlerin yanındaki tahtayı sertçe çeker. Tahta aralanır, aralanan tahtadan elini sokan bayan bir bez bebeği elini soktuğu yerden çıkarır. Heyecandan bayılır. Hemen eczaneye götürürler. İlk müdahaleyi yaparlar. Sonra hastaneye kaldırırlar. Ancak yaşlı kadının yaşlı kalbi bu heyecana dayanamaz. Ve ölür. Zamanın Hükümet Doktoru Ahmet Örs’ün de aracılığıyla Amerikalı’lardan alınan uçakla kadının cenazesi Yunanistan’a gönderilir.

 

Seher’in Okulunun ilk öğretime geçtiği bina böyle bir eski tarihi yapıydı.

 (*) Fehmi Aydın’ın anılarından)

(**)T.Bilgili/Cumhuriyet Eczanesi/960’lar Sinop ve Çocuk

***

 

 

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Tufan BİLGİLİ Yazıları
E-GAZETE