DEVLET ADAMLIĞI - Nezih YILDIRIM

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 06 Şubat 2017, Pazartesi 10:43:31

Devlet derken, bireylerin devlet kavramından ne anladığının yanında lügat manasından da ne anladığı önemlidir. Bendeniz devlet kavramından; “Vatandaşına, vatandaşın malına, canına, aklına fikrine, nesline ve namusuna sahip çıkan, koruyup kollayan ve onlara hür ve eşit şekilde yaşama hakkı sağlayan önemli aygıt” olduğunu anlıyorum. Birde devletin adilliğini sınırları içinde yaşayan insanların mutluluğuyla ölçüyorum. İdeal devleti ise insanları mutlu ve insan haklarına saygılı demokratik, sosyal hukuk devleti” olarak anlıyor ve tanımlıyorum.
DEVLET ADAMLIĞI
Bir bilim adamı ise devleti organları ile iki türlü tarif ediyor.

 

            1-Eli sopalı despotik (halkı korkutan) devlet.

 

            2- Şefkatli Ana Kucağı (Halka güven veren) ideal devlet.

 

Biz “devlet adamlığı” derken iki türlü devlet anlayışının hangisine göre “devlet adamlığı” anlamalıyız. Veya devletin hangi türünde hangi tür devlet adamı düşündüğümüzü anlamalıyız.

 

Mesela; bizim devlet adamlarımızın, bu devlet tanımlarının hangisine ne kadar uzak veya yakın olduğuna baktığımızda.

İki türlü devlet anlayışının da uzağında sayılmadığımızı görebiliriz. Zira bizim köklü bir devlet geleneğimiz vardır.

Dünyada adaletle hükmeden imparatorluklarda görmüşüzdür. Vatandaşını “dipçikle” idare eden devlet anlayışını da yaşamıştır. En çokta kendilerinde keramet gören ve halka tepeden bakan despotik devle adamlarından çekmiştir. Tarihin içinde adil devlet adamları da görmüş ve ihtişamlı dönemler de yaşamıştır.

 Halka tepeden bakan, güvensizlik ve korku aşılayan eli sopalı devlet adamları halk üzerinde umutsuzluğu artırmış ve karamsarlığın yaygınlaşmasına sebep olmuştur

.Bu tip devlet adamları halkın geleceğe güvenle bakmasını engellemiş ve ülkenin kalkınmasının önünde bir bakıma  duvar olmuşlardır.

            Devlet adamlığı konusunda eski valilerimizden merhum Recep Yazıcıoğlu 18 Mayıs 2001 tarihinde verdiği bir konferansta ”Yöneticiler kendilerinin bilmediğini bilmeli ve etraflarına bilen adamları almalı” demişti.

Konuşmasının devamın da “bilmiyorum odacısı ile sohbet eden yönetici var mıdır” demişti.

Odacı örneği, odacısının şahsı üzerinde tabanda yaşayan insanların durumunu anlamaları için “odacı” lafı bir sembol olarak söylenmiştir.

            Ahmet Vefik Paşa’da devlet adamında bulunması gerekenleri 15 madde halinde sıralamış ve ”İTİBAR’I” ilk maddeye koymuştur. Bu tanımlamadan da anlıyoruz ki devlet adamı “itibarlı” olmalıdır.

            Esasta gündelik hayatta gerçekleşen sosyal ilişkiler de bile bu böyledir. Ama devlet adamının itibarı ve sözüne güvenilirliği daha da önemlidir.

            Mesela Amerika Birleşik Devletlerinde 400–500 milyar dolar cari işlem açıkları olmakta ve ekonomik krizler olmamaktadır.

Çünkü ABD’leri kendilerinde dünyayı yönetme imtiyazı sağlamış bulunmaktadır. Halkı da idarecilerine güven duymakta ve “İtibar” etmektedir.

 Biz devlet adamlarımızın sözüne itibar edilmediği günleri gördük. Ne idi o 28 Şubat ürünü iktidarlar döneminde ki  gecelik % 7500 lük faizler vs. İnsan o günleri düşünmek bile istemiyor. Ama şimdi de farklı durumlar olabiliyor.

Şahsi gözlemimdir;

Kamu görevlilerine ekseriyetle bakıyorum. Geneli aldığı görevi en iyi ve en verimli şekilde, ülkeme en faydalı şekilde nasıl yapabilirime bakmıyor.

Elbette ki görev nasip olup görevi layıkıyla yapanlarda var. Ama en azından bir kısmı işgal ettikleri makamları, bir bakıma saltanat sürme mekânları olarak görebiliyorlar.

Hâlbuki mevkiler ve makamlar hizmet için birer araç olarak görülmeli ve o makamlar bir emanet olarak değerlendirilmelidir. Makamlarda bulunanlar sorumluluk içinde görev ifa etmeli ve yaptığı işlerde bu millete daha iyi hizmeti nasıl yaparım düşüncesinde olmalıdır.

Ama böyle olmuyor, Genel Müdür olanlar, nasıl Müsteşar olurum, Müsteşar olanlar nasıl milletvekili olurum düşüncesine sahip oluyorlar.

            Makamlar “devlet adamlığı” vasfı taşımayan zayıf kişilerce işgal edildiğin de halkın devlete güveni sarsılıyor ve zayıf/kişiliksiz devlet adamının zararı eli sopalı despot devlet adamından daha fazla oluyor.

            Zaten Âlimin ve Amirin mükemmel olmadığı dönemlerde insanlar mutluda olamıyor.

Bu kadar önemli olan “devlet adamlığında” Sorumluluk taşıyanların  ehliyet ve liyakat sahibi, bilgili becerikli  adamlar olması dileğiyle.

            Kolay gelsin

 

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Nezih YILDIRIM Yazıları
E-GAZETE