DEVLET BORÇLARI (Bu yazı 9 Kasım 2007’de yayımlanmıştır.) - Nezih YILDIRIM

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 05 Ağustos 2019, Pazartesi 15:19:22

DEVLET BORÇLARI  (Bu yazı 9 Kasım 2007’de yayımlanmıştır.)

DEVLET BORÇLARI

(Bu yazı 9 Kasım 2007’de yayımlanmıştır.)

Geçmişte (1999) yayımladığım "Garsonun İç Dünyası" adlı bir kitabım var, Ankara'da bir iki yayın evinde bulunuyordu, zaman, zaman soranlar oluyormuş kitabın serisi kalmadığından yeniden yayımı mümkün olurmu diye sordular.

Bende kitabı yeniden yayım maksadıyla gözden geçirmek istedim. Kitabın 87. Sayfasında "Devlet Borçları" diye bir bölüm, ilgimi çekti ve yeniden okudum. Bu bölümde yakın tarihte vefat eden eski siyasilerden Ferruh Bozbeyli’den dinlediğim ve kitabıma aldığım bir bölüm de geçen bu olayı kısmen de olsa sizlerle paylaşmak istedim.

İlgimi çeken bölümde;

Ne olursam ne yapacağımı da sorgulamış ve "….Çoğu kez, ne yaparımın cevabını kendime vermişimdir.

Mesela. Cumhurbaşkanı olsam, Devletten bir lira maaş almam. Zira tüm ihtiyaçlarım bütçe karşılığı olarak devlet tarafından karşılanır. Nasip olur emekli olursam, yani görevim biterse, o zaman iaşem temin edilecek kadar bir maaş alırım. Zaten devlet adamının zengin olması da gerekmez."

"Şimdi devlet adamlarına bakıyorum. Servet yığma peşindeler ve maalesef çoğu torunlarını kurtarma derdindeler."

"Bana göre devlet adamlığı vasfı, ülke insanına iyi bir gelecek bırakmaktadır. Devlet bürokrasisinde ve siyasetinde emek vermiş insanlar aynı düşünce için de olsa, inanıyorum ki çok şey daha farklı olacaktır.

Düşüncelerime uygun yaşayan liderler bazı devletlerde görülmüştür. Örneğin Mahatma Gandi, elinde bir sopa üzerine bir kıl veya deri örtü. Ama güçlü." Çin devletinin eski başkanı Mao, halkı gibi yaşayan biri. İran’ın devrim lideri Ayetullah Humeyni, servet edinmemiş devrimden sonra Kum kentine çekilmiştir. En azından bizim bildiklerimiz böyledir.

"Bizim devlette görev almış tüm yetkililerimiz de dünya malına tamah etmeseler ne iyi olur" demiş bir de alıntı yapmışım.

Sn. Bozbeyli diyor ki,

—Bir Kurban Bayramıydı, Pazarcık'a gittim. Bankada memur olan kardeşim bana sordu.

"Kurban kestirmek için, falan gaziyi çağırayım mı?" dedi. "Olur dedim" Çağırdı ve gerekli işlemden sonra kurbanı kestirdi, Sonra kurbanımızı kesen gazi bana sordu. (Tabi o zaman Mec­lis Başkanı idim)

—Beyefendi siz büyük adamsınız daha iyi bilir ve bana cevap ve­rirsiniz" dedi,

—Bende "estağfurullah buyurun" dedim.

Bana şöyle demişti,"Beyefendi bizim Avrupa ülkelerine çok borcumuz varmış doğ­rumu?"

—Doğru, dedim.

—Beyefendi ben gazi maaşı alıyorum. Devlet benim maaşımı kessin, tüm zengin­ler de güçlerine göre belli miktarda paralar vererek Devlete yardım etsin, Devlet gâvur(eski bir ifade)'a olan borcumuzu Ödesin.

Zira cephede kurşun attığım ve yendiğim düşman, mahşer gü­nü benim yakama yapışmasın. Bunu sizden hassetsen talep ediyorum” demiş.

Evet, Sn. Bozbeyli'nin anlattığı bu.

İşte bir gazimizin şahsı üzerinde bizim insan manzaramız.

Borçlu olmanın ezikliğini kabul edemeyen bir milletiz. Ama Fütursuzca devlet borçlandırılıyor. Bu duruma üzülüyoruz. Güçlü olmanın yolu borçlanmak olmadığını biliyoruz ve yazımızı devleti borçlandıranlara ithaf ediyoruz.

Ola ki düşünüle.

Saygılarımla, hoşça kalın.  Nezih Yıldırım 9 Kasım 2007.

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Nezih YILDIRIM Yazıları
E-GAZETE