Dökülen Sırlar (İZDEN SIZAN -4) - Tufan BİLGİLİ

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 03 Nisan 2018, Salı 11:15:35

Zaman içinde Bilal samanlığa gidip gizlice sandığı açıyor, sandıktaki altın sikkeleri avuçlayıp parmakları arasından tekrar sandığa düşmesini keyifle seyrediyordu. Aradan bir hafta geçti Veysel’den haber yoktu. Günde bir kez olan Veysel’in sandık ziyaretleri günde ikiye çıkmış, hazineyi bozdurduklarında payına düşenle köyde yapacaklarının düşünü derinleştirerek sürdürüyordu. Neler yapmazdı ki…
Dökülen Sırlar  (İZDEN SIZAN -4)
Önce kömüşleri iki çifte çıkarırdı. Kömüş nedir ki.. Traktör alarak Kaya’ları çatlatırdı… Para verip samanlıklarını bile yaktırırdı…  Su altındaki yerlerini ellerinden alır, çaydaki tarlalarına boydan boya pirinç ektirir köyün tek zengini olurdu. Kızdırmalı radyoyu atar, transtörlü radyo alır.Hatta insan sesi veren Alamancıların getirdikleri teyip’ten alır, Nuri Sesigüzel’i doya doya dinler… Köydeki arazileri ortakçıya verir Taşköprü’ye yerleşir. Bir lokanta, bir sinema salonu açar….Birinin başına oğlanın birini, diğerinin başına diğerini geçirir… Gelsin paralar… Yeni bir karı da alır, ona ayrı ev açar… Gel keyfim gel… Kasabada herkes onu tanır, saygı gösterir şehir kulübünde hakimlerle, savcılarla oyun oynayıp içki içer. Hasımlarını kolaylıkla hapsettirir…

On beş gün sonra asker arkadaşı yerine ondan gelen mektubu aldı. Mektupta Veysel, aracıların hazinelerine yaklaşık sekiz yüz bin lira değer biçtiklerini tarihi eserlerin yurt dışına çıkarılabilmesi için, yirmi bin lira istediklerini parayı bulmak için uğraştığını, biraz daha sabretmesini yazıyordu. Bir on beş gün daha bekledi, Bilal. Bu arada sadık ziyaretlerinde beş sikkeyi sandıktan ayırıp başka bir köşede dinlenmeye(!) bırakmıştı. Nasılsa Veysel sandıktaki sikkeleri saymamıştı ya…

Bir hafta sonra Bilal’e gelen telgrafta Veysel “para için bankaya kedi talebinde bulunacağını, krediyi alır almaz geleceğini yazıyordu.

Oooo hoo! Bankaya kredi için müracaat edecek, banka inceleyecek, keyfi gelecek, canı isteyecek, ne kadar zaman sonra verecek de…!!!

 

O zamana kadar karısından dahi bu sırrı saklayan Bilal. Karısına durumu anlatıp, karısının beşi birliklerini ve bileziklerini satıp parayı denkleştirip sekiz yüz bin liradan paylarına düşeni almaları konusunda karısını iknaya çalıştı. Parayı verirlerse dürüst arkadaşının bunu eskizsiz kendisine ödeyeceğinden emindi doğal olarak. Başlangıçta bu öneriye karşı çıkar gibi görünün karısı, iki misli bilezik vadini duyunca teklifi kabul edince Bilal ertesi gün doğruca Taşköprü’ye indi.

Kuyumcu Bekir’in dükkanına girdi. Karısının bilezikleri ile beşibirliklerini bozdurdu. Şüphe uyandırmamak için kuyumcuya yarım ağız, tarla almak işinden söz etti. Getirdikleri on sekiz bin lira tutmuştu. Kalan parayı da damdaki tosunu satarak kapatacağını düşünerek postaneye gitti. Veysel’ in mektubundaki adrese; para işini hallettiğini, gelip parayı alıp işlemleri sürdürmesini’ dışarıdan bakanın anlayamayacağı şekilde yıldırım telgrafı çekti. Ertesi gün dört bin sattığı liraya sattığı tosunun üç bin lirasını, bin lirası masraflara olmak üzere altın parasının üstene ekleyince  yirmi bir bin lira hazırdı.

Üç gün sonra yağmurlu bir günde Veysel kasabaya geldi. Akşam köye gidenlerle Bilal’e haber gönderdi. Ertesi sabah erkenden kasabaya inen Bilal handaki Veysel’i buldu. Çorbacıya gidip birer tas sarımsaklı paça içerken Velsel’den parayı bulmak için yaptığı cambazlıkları, yiğitlikleri içeren İstanbul maceralarını hayranlıkla dinledi. Para işini üç güne kadar kesin halledeceğinin kesinleştiği, ancak Bilal’in telgrafını alınca üç gün beklemenin gereksiz olduğunu düşündüğünü, önemli olan paranın bulunması olduğunu, ha kendi bulduğu, ha Bilal’in bulduğu para ile konunun çözülmesi olduğunu söyledi .

Çorbalarını bitirmeleri sohbetle uzamıştı. Yemeğin sonuna doğru Bilal deste halindeki parayı  cebinden çıkarıp masanın üzerine koydu.

-Yirmi bir bin lira, dedi. Bin lira da özel masrafların için…

Parayı alan Veysel saymadan cebine koydu. Defineli sattıklarında  bu verdiği yirmi bir bin liranın iki katını Bilal’e kendi payından vereceğini bir kez daha tekrar etti. Ancak aracıları çok tanımadığını emanetin biraz daha kendiside kalmasının işlemler bittikten sonra gelip almasının daha uygun olacağını söyleyerek hemen akşam arabasıyla ayrıldı.

Hazineyi yine kendisine bırakması Bilal’in Veysel’e olan güvenini bir kat daha artırdı. Tosun parasından kalan bin lirayla elleri dolu olarak köye döndü. Keyifle günleri geçiriyor, yine  sıklıkla ancak bu kez karısıyla sandığı ziyaret ediyorlardı. Bu arada beş sikke daha sandıktan karısının bohçasına girmişti. Bir ay daha zaman geçmiş kış tüm ağırlığıyla köye binmişti. Veysel’den ses soluk yoktu. Geçen hafta çektiği telgrafa da yanıt gelmemişti. On gün sonra sandıktaki zümrüt kakmalı yüzüklerden birini, yakut ve zümrüt kakmalı kartal başlı hançeri ve bir avuç altını alıp kasabaya indi.

 

Yine Kuyumcu Bekir’in dükkanına geldi.Dükkanda Kuyumcunun meşgul olduğu müşterilerle işi bitmeden bir başka müşteri daha içeri girdi. İşi biten müşteri çıkarken Kuyumcu Bilal’e “Buyur Bilal Ağa”dedi. Bilal kendisinden sonra gelen müşteriyi göstererek ‘sen onun işini bak ben sonra..’ dedi. Kuyumcu diğer müşterinin işini de bitirince müşteri çıktı. Yalnız kalan Kuyumcu Bilal’e:

-Hayrola Bilal Ağa heyecanlusun bu gün. Deminden arı yerinde duramıyon. Ne  diyecen? Deyince Bilal torbasından kartal başı saplı yakut ve zümrüt kakmalı hançeri çıkarıp Bekir’e uzattı.:

-Şuna bi baksana!

Hançeri alan Bekir’in yüzü buruştu. Doğru dürüst incelemeden:

-Gavur parasuynan beş para etmez, Eminönü’nde bi gaymeye onlarcasını alusun, deyince Bilal:

-Yapma Bekir usta, iyi bak şua..

-İstedüğün gada bak. Taklüt bu, deyince Bilal zümrüt kakmalı yüzüğü uzattı. Bekir:

-Bu da etse etse bi gayme eder, deyince Bilal’in benzi iyice soldu. Son bir hamleyle kuşağında getirdiği altın sikkeleri tezgahın üzerine boşalttı. Bekir tezgahın üzerindekilerden birini aldı, sağ köpek dişi altın olan ağzına götürdü. Isırdı:

-Sahte, altun suyuna baturulmuş teneke, deyince dizlerinin bağı çözülen Bilal kendini zorla dışarı attı…

***

O günden sonra Eşeler’in Bekir’in, Kaya’larla olan husumetinden eser kalmadı.

 

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Tufan BİLGİLİ Yazıları
E-GAZETE