Duvar - DOĞAN ÖZDEMİR

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 30 Aralık 2021, Perşembe 10:32:47

Sedat Peker’in İtiraf, İfşaat ve İddialarına İlişkin TİP Araştırma Raporu Kitabın Yazarı: Ahmet ŞIK, Bahadır ÖZGÜR, Timur SOYKAN (İleri Kitaplığı, 2. Baskı-Kasım 2021, 517 Sayfa)
Duvar
“Baştan sona kolektif bir çalışmanın ürünü olan kitap ve internette yayınlanan kısa özeti ile Sedat Peker’in iddia, itiraf ve ifşaatlarından yola çıkarak hazırlanan haritaya katkı koyan birçok kişi oldu. Fikir ve eleştirileriyle yön verenler de” diyerek katkısı bulunanlara teşekkür ederek başlayan kitap, aslında uzun bir zamandır medyada dolaşan görüntülerden duyduğumuz akıl almaz olayları anlatmaktadır.

Ertuğrul Mavioğlu’nun “Duvar” yazısında “Devlet”i anlatıyor yazar. Sıra Ahmet Şık’ın önsözüne geliyor. Şık; tuğlayı çekme zamanı diyor. Peker’in çok şeyi ifşa etmesinin, konuyu bilenler için ise sadece bilgi tazeleme olduğunu, ama fotoğrafın daha da net görünmesini sağladığını, ifşaat ve itiraflarıyla yıllardır bu ülkeye hükmeden ve kendinden olmayan yurttaşlarına zulmeden sistemin mevcut halini, karanlık ve tiksindirici yüzünü gösterdiğini anlatıyor. “Bu tuğlayı çekme zamanıdır. (…) Hal bu iken tek bir seçenek var: Ya bu suç imparatorluğunun kurbanı olacağız ya da yitireceklerimizi göze alarak bu suç imparatorluğuna son vereceğiz. Çünkü korkaklar yaşamaz, sadece soluk alıp verirler” diyor.

Kitap bizi olayların içine çekerek akıp gidiyor. MAH (MİT) teşkilatını ve Mehmet Eymür’ü tanıyoruz. Tohumlarının II. Dünya Savaşı’ndan hemen sonraki Soğuk Savaş Döneminde atılan bu örgüt, Derin Devlet ve Kontrgerilla olarak da tanınacaktır. Peşinden becerikli bir babanın mirası Mehmet Ağar’a sıra geliyor. Susurluk’tan tanıdığımız, Binlerce operasyon yaptığını övünerek söyleyen birinden bu gün güncel olan Yalıkavak Marinaya çökme olayına kadar ayrıntılar okuyoruz.

Sıraya Süleyman Soylu giriyor. Onun da babasının öyle es geçilebilecek biri olmadığı, Özel Harp Dairesinin sivil uzantısı Komünizmle Mücadele Derneklerinden geldiğini, DP’de güçlü biri olduğunu okuyoruz. Hatta bir zamanlar Mehmet Ağar’ı bile tokatlamış biri… Oğlu da elbette çok becerikli; daha 18 yaşındayken 1987’de DYP Gençlik Kolları başkanı olacaktı! Hızla yükselecek, 1999’da İstanbul İl Başkanlığına, 2007’de DP Genel başkanı seçilecekti. O zamanlar AKP’ye demediğini koymamıştı ama olsundu; halk nasılsa unuturdu.

Sedat Peker’in Soylu ile ilgili iddiaları ayrıntılı olarak inceleniyor. Okudukça şaşkınlığımız artacak mutlaka; ama konumun ve sırtını dayadığın duvar sağlam olursa sorun yok ülkemizde… Yapılan yanına kar kalıyor nasılsa.

Devletin bahçesinde yetişen mafya bölümünde karşımıza 1990’lı yıllardan beri kamuoyunda tanınan biri olarak Mafya Lideri diye anılan Sedat Peker çıkıyor. Yakın zamanlarda adı AKP ile anılmaya başlayacak Peker, RTE’nin hoşlanmadığı işleri yapanlara karşı reisliğini konuşturacaktı. Ta ki 2021 yılında AKP’ye muhalefetini ilan edene ve videolar yayınlayana kadar… İlk videosu 8 Mayıs 2020’de yayınlanan Berat Albayrak’ı hedef alan videoydu. Soylu sayesinde yurtdışına kaçtığını söyleyen Peker,  BAE’nde biraz sıkıntı çekse de sonra yayınlarını sürdürecekti.

“Ancak başarsa da başaramasa da kendi kaybederken kaybettirenlere de kaybettirmek isteyen bir Peker var karşımızda. Bu tür çatışmalarda kazananın da çok şey kaybedeceğini bilen Peker’in kendi ifadesiyle söylersek “Ödeşmek adettendir.”

Bundan sonra videolarla ortaya saçılan pislikleri izleyeceğiz. Adalı Suikastının yıllar sonra ifşa olmasını, Mehmet ve oğlu Tolga Ağar’ın bu işle bağlantısını; uyuşturucu ticaretinin gerçek şüphelisinin Devlet olduğu iddiasını, Kolombiya’dan Türkiye’ye uzanan kokain trafiğini, Binali ve oğlu Erkam Yıldırım’ın bağlantılarını, Soylu’nun ilişkilerini ve birçok ayrıntıyı okuyacağız. Tonlarca kokainin limana kadar gelip sahibinin bulunamadığını, ülkemizin artık neredeyse narkoterörün içinde olduğunu öğreneceğiz. Buna bağlı olarak ülkemizin bu kokain gibi maddelerden elde edilecek kara paranın çamaşırhanesi gibi kullandırıldığını, Zindaşti olayının tüm ayrıntılarını, Burhan Kuzu’nun bu olaylardaki yerini, hâkimlere-savcılara baskılarını, Adli Tıp’tan istediği raporları çıkarttırmasını, bu bulaşık işlerden sonra coronadan öldü iddiasının hiç inandırıcı olmadığını göreceğiz.

Bu durumların elbette olmazsa olmazı mafyatik ilişkilerdir. Bu da bizde bol miktarda vardır ve uçları Avrupa’ya da uzanmaktadır. Merakla ayrıntılarını da okuyacağınızdan eminim. Yazar diyor ki; “Avrupa’daki Türk çetelerinin organizasyonuna kadar uzanan bu ilişkilerin tam orta yerinde duran isim ise Sedat Peker’den ayda 10 bin dolar aldığı iddialarıyla gündeme gelen AKP MKYK Üyesi ve ski MV Metin Külüng’tü.”

Ülkemizin dış güvenlik yönünden en hassa konularından biri olan Suriye ile ilişkilerimiz de unutulmamış. Bu dönemde açıkça Suriye muhaliflerine silah ve mühimmat gönderildiğini, durdurulan MİT TIR’ları olayını da anımsıyoruz.

Son bölümde Peker’in Metin Külüng dışında başka siyasetçilere de para verdiği anlatılıyor. Görülen o ki ülkemizde devletin duyamadığı pis kokular her tarafa yayılıyor. Kalın duvarların arkasında pis işler yapılıyor. Kendi deyimiyle o ortamlardan gelen biri olan Peker’in bu itirafları henüz bir devlet ciddiyetiyle incelemeye ve soruşturmaya alınmamış görünüyor. Bu kadar açık ve belgeli suçlamaların bile üzerlerinin örtülmesi, onların duvarların arkalarına saklanması daha ne kadar sürecek?

O bir tek tuğla çekilene kadar!

İyi okumalar dileği ile. (22.12.2021)

 

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer DOĞAN ÖZDEMİR Yazıları
E-GAZETE