Efendisidir! - Murat YILMAZER

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 13 Nisan 2022, Çarşamba 07:38:12

Kim bu ülke toprakları içerisinde yaşıyor ise Atatürk’ü sevmek zorundadır ve yapmış olduğu her şeyi kabul etmek zorundadır. Atatürk’ü kabul etmeyen, bırakmış olduğu eserlere, varlıklara, bıraktığı mirasa sahip çıkmayanlar da şerefsizdir, namussuzdur, vatan hainidir! Kısacası Atatürk’ü sevmemek şerefsizliktir!
Efendisidir!
Son kelimesini edeyim ve konuya geçelim; ‘Köylü milletin efendisidir’ Ekonomik sıkıntılar halkın belini bükmeye devam ediyor bunu kimse inkar edemez. Son yıllarda tarım ve hayvancılık konusunda o kadar dibe vurduk ki bunun düzelmesi imkansız. Zamanında bu işi bizzat kendim yaptığım için tarım ve hayvancılık işi ile ilgili olarak birkaç örnek söyleyeyim size hayvancılıkla ilgili olarak; 25 sene evvel 150 - 200 koyunum ve 30’a yakın inek, danam, düvem vardı, arazilerimiz vardı. Arazilerimizi ekerdik, halen de var. Samanını hayvanlara buğdayı yetecek kadar kendimize bırakır seneye de ekilecek tohumunu da ayırırdık, arpa ekerdik birazı yeşil biçerdik biraz da sararması için bekler arpasını alırdık ve yem ihtiyacını karşılardık ve o dönem beslediğin hayvanın bir şekli şemali vardı. Bir inek hem kendini amorti ederdi hem de bir yıl içerisinde yerine yani verdiği süte karşı bir tane daha inek veya düve alırdık ve bir tane de buzağı yapardı. Bir inek yaklaşık olarak 12’ye yakın buzağı verirdi, sadece hayvanlara ben yem olarak besi yemi alırdım, tek kalemdi o zaman. Ne vardı içerisinde bu yemin; arpa, buğday, mısır birkaç tahıl daha bir de kepek alırdık gerisini kendimiz tamamlardık. Koyunlara iyi baktığımız için ikiz yavrulardı genelde çünkü bakımı iyi idi ve koçlarımız da iyi idi, Karayaka idi ve koyun işinde bir yıl içerisinde yaptığı kuzu erkekse 6 - 7 ay sonra kesime giderdi, dişi kalırdı ve o dönem hayvancılık iyi idi ve haz alınıyordu. Canımız istediğinde keserdik kuzuyu. Şimdi kalabalık aile bile kesemiyor bir kuzu. Gelelim şimdiki gelinen duruma… son 25 yılda neler oldu; öncelikle tohumluk boğa binaları vardı ve burada kendi ırkımız olan boğalar vardı ve inek danaya geldiği zaman getirirdik boğa binasına orada orijinal tohumlama olurdu. Peki şimdi ne yapıyoruz; İsrail’in dondurulmuş boğalarının spermini enjekte ediyoruz ineğe, o inek de en fazla 5 yavru verebiliyor yaşadığı süre içerisinde yani 12 veya 14 tane buzağı vermiyor inek çünkü dölleme dondurulmuş ve genetiği ile oynanmış tohumlama ile hamile kalıyor. Gelelim süt inekçiliğine. Önceden hayvanlar doğal beslendiği için dışarıda yayılım yapıp akşam da ahıra geldiğinde yemi de yediğinde aşağı yukarı 20 veya 25 kilo süt verirdi ve bu verdiği süte karşı bir çuval yem alınırdı o dönem şimdi 60 kilo süt vereceksin ancak bir çuval yem alacaksın. Şimdi ne oluyor vatandaş yem ihtiyacını karşılayamadığı için süt ineklerini ve gebe hayvanları kesime gönderiyor. Yahu yazık değil mi, utanmıyor musunuz, bu kadar zalimlik olur mu? Bakın bu halktan saklamayın bazı istatistikleri, son iki yıl içerisinde 1 milyon 700 bin inek kesilmiş, inek yani gebe süt ineği, vallahi yatacağınız yer yok, bu halk o kadar beddua ediyor ki sizlere ben de ediyorum, kardeşim Allah belanızı versin! Bu arada o kesilen inekler de dana diye satılıyor reyonlarda. Hatta geçtiğimiz zamanlarda Sinop’ta da yaşandı bu tür bir durum. Bir Tarım İl Müdürü vardı evlere şenlik, bir numara, fetöden ifade verdi, buranın anasını ağlattı, hayvanlar aç kaldı ve öldü, kulak küpeleri kayboldu! Ulan ne şerefsizler gördüm ben! Ayrıca ben bunları görüyordum da bu siyaset yapanlar nasıl görmedi bunu, acaba yoksa siyaset yapanlar da mı bu işin içerisinde? Evet siyaset de girdi hayvancılığa ve tarımcılığa… Gelelim dışarıdan getirilen hayvanlara. Bu halk Angus eti yemeye mecbur mu, bu halk dışarıdan İran’dan, Ermenistan’dan gelen koyunu yemeye mecbur mu? Şimdi gelelim tarıma… Hayvan gübresi ile ekerdik tarlamızı, fenni gübre bilmezdik, tarlayı sürer ve tohumu atar gübreyle beraber sürer çıkardık ve ekinimiz mis gibi olurdu. Şimdi tarlayı sürerken gübre atıyorsun, dışarıdan gelen tohumu atıyorsun, tarlayı ekiyorsun ve iki ay sonra tekrar gübre atacaksın, yoksa büyümez, aradan geçti 5 ay, sonra çayır gübresi, üre gübresi atacaksın, gübreler de çeşit çeşit, daha sonra ekini alacaksın, seneye bu aldığın ekini tarlaya atsan olmaz çünkü bir defaya mahsus o tohum aldın mı arabadan soğanı şimdi işte tarımda gelinen nokta bu. Önceden evimizin önünde küçük bahçemiz vardı domates, salatalık, biber, patlıcan aklınıza ne gelirse tohumumuz vardı. Rahmetli anam onları gazete kağıtlarını üzerinde kuruturdu ve seneye tekrar ekerdi. Biber ona keza salatalık ona keza. Ulan bana bir tane çiftçi göstersenize bu sene ektiği domates, salatalık, patlıcan ve biberin tohumundan üretim yaptığını. Adamım diye gezen şerefsiz, bir tane kendi tohumumuz olan bir tane ürün yok ürün! Şimdi ben bazı şerefsizlere sesleniyorum; hani siyasiler ‘ata tohumumuza sahip çıkalım’ diyorlar ve kendi çabalarında bir şeyler yapmaya çalışıyorlar, ulan bazı şerefsizler var ya hani yazımın en başında belirttiğim Ulu Önder Atatürk’ten, bu şerefsizler ‘ata tohumu’ derken bile Atatürk’ü kastediyorlar diyerek destek vermezler, bu kadar şerefsizlerdir yani. Şimdi kardeşim sen 2 - 3 senede bir Tarım Bakanı değiştir sonra da bu memlekette o Bakan’dan bir şey bekle, mümkün değil. Ulan 13 ay kalmış seçime, 13 ay içerisinde ne olur tarlayı sürsen şimdi ancak 1 sene sonra ürün alırsın, ineği tohumlasan 1 yıl sonra buzağı alırsın, o buzağının da büyümesi 5 yıl. Yani istediğiniz kadar Bakan değiştirin, istediğiniz kadar ‘üretim yapın’ diye bağırın istediğiniz kadar ‘tarımı ileri götürüyoruz’ deyin, eğer siz akıllı hocaları dikkate almazsanız, akıllı siyasetçileri dinlemeyip ‘bu muhalefet de boş boş konuşuyor’ diyerek basite indirgerseniz daha sonra da içinizden ‘adam haklı’ deyip de o hocaların ve siyasetçilerin söylediklerini doğru bilip de siz de yapmıyorsanız siz de şerefsizsiniz! Fakat çok iç geçiren bürokratlar vardır bu yanlış politikalara. Ben ne beklerim biliyor musunuz; halktan korkmayan ve adam gibi sorulara cevap verebilen, Bakan, Cumhurbaşkanı, milletvekili, bürokratlar, siyasetçiler, işin erbabı kişilerin karşısına çıkıp da tartışmasını beklerim adam gibi ama nerede bizde öyle yiğitler! Herkes arenaya davet ediyor birbirini fakat arenada kimse yok. Onun için ülkenin tarım ve hayvancılığının boku çıkmıştır artık tabiri caizse. Bu durumu düzeltecek kimse de zor bulunur ve bulunsa da bu saatten sonra düzelmez. Saygılar…

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Murat YILMAZER Yazıları
E-GAZETE