EPİFANİ(*) - TUFAN BİLGİLİ

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 02 Şubat 2019, Cumartesi 13:18:13

Dünden devam… *** … Evet o gece ay, Amazon Kraliçesi Sanape'nin her yıl bağ bozumunda Sinope'de yaptığı o eski şölenlerine denk gelen gecelerde olduğu gibi gökyüzünde ışıldarken, baba ve oğlun paraların tanrılara ait yüzündeki krala indirdikleri çekiç darbelerine iştirak ediyordu.
EPİFANİ(*)
Baba Hicesius sanki  ömrünün en rahat ve uykuya doymuş gecesinin sabahında olduğu gibi arabasına doğru yürürken, dev cüsseli Galatlı kölesi Bituitus ise gümüş paralardan kopan çentik dolu torbalarla ayarı bozulmuş Kapadokya paralarını arabaya çoktan yüklemişti.

Araba sıkıştırılmış bazalt kaplı yolda bu güne kadar görülmemiş derinlikte izler bırakarak doğu surlarındaki tersane kapısından Sinope Kalesine girip, dosdoğru darphane önüne geldiğinde onu  görenler gece denizden dönen ve evlerine ellerinde ipe kuyruklarından bağlı çifter palamutları götüren balıkçılardı. 

Darphanenin avlusuna girdiğinde ise, üstadı Billaros'u yine bütün gece gezegenleri ve ayı nişanladığı küresi sayesinde güneşin nereden ve ne zaman doğacağını bilmenin keyfine dalmış halde gördüğü an ile ona korkulu gözlerle baktığı an birbirine karıştı. İhtiyar bu güne kadar yetiştirdiği çömezlerin içinde en başarılı bulduğu Hicesius'a hiç böyle kaçamak bir bakış atmamış her zaman yaptıklarından gurur duyan gözlerle bakmıştı.

Darphaneye girip gümüş parçaları eritilmeden önce tarttığında, ne kadar Sinop Drahmisi çıkar hesabından ziyade Kapadokya'dan gelen tuzlardaki kaybın ne kadarını kurtardığının hesabı içindeydi. 

Diogenes, ampharo fırınlarının arasından geçerek sahildeki sahibi oldukları balık işleme atölyesine geldiğinde, ay karanlığı olmadığından o gece sadece salma ağlarından ve dalyanlardan gelen torikler, zindandelenler, altıparmak ile az miktarda peçutalar bol suda yıkanmış, tezgahlarında usta eller tarafından baş, solungaç ve kuyrukları kesilerek içleri temizlenenler, 4 parmak kalınlığında dilimlenmeye başlanılmıştı bile.

Tezgahlarda  balıklardan eser kalmamış ve bundan sonra dilimler artık takoz diye adlandırılıyor ve  sayılıyordu. Her bir takoz fazla hırpalanmadan ustalık isteyen tek bir hareketle omurilikleri bronz tığla alınmasıyla kendini, Karapinin, tepesindeki krater gölünden eteklerine yol bulup süzülerek oluşan kaynaklardan biri olan Buzana'dan keramik künklerle gelen buz gibi soğuk su-tuz biraz da kum havuzunda buluyordu.

O gün, Diogenesin takozlardan çıkan kanlarla kızıllaşmış havuzun başında, en az havuzdaki su kadar kızaran bir yüzle, Ariarates'e galiz küfürler savurmadan dalıp gitmesine, havuzdan takozları çıkarıp kuruladıktan sonra tuzla ovalayanlar atölyedekilerin  hepsinden çok şaşırmışlardı.

Öğlenden sonra takozlar, tekinin Atina'da bir işçi yevmiyesinden de yüksek  değerde alıcısı olan keramik kavanozlara bir kat takoz bir kat tuz konularak dizilip, en üstüne ise aroma katsın diye bu yılın filizinden defne yaprakları konulduktan sonra atölyenin marka mührü vurulmuş balmumu ile  hava almayacak şekilde son kapak kapatıldığında,öğle arası uzandığı hamakta uyuya kalan Diogenes'e seslendiklerinde sevgilisi Serapis Mabedinin Baş Rahibinin Amazon ruhlu kızı  Hypsikratea'da onu çağıran rüyasından zor uyandırdılar.

Ariarates'in Sinope Meclis üyeleri içindeki işbirlikçileri sayesinde tüm olup bitenden, tuz kervanı vasıtasıyla da şehirdeki olaylardan haberi oluyordu.

Hicesius turası bozulmuş ve ayarı düşmüş Kapadokya paralarını, dikkat çekmeyecek şekilde ve özellikle Kırımdan gelen kürk tüccarlarına ödemeye dikkat ettiyse de yeni palamut sezonu başlamadan Kral Ariarates olayın farkına varmış ve adamlarına bu işi çözme ödüllü emrini çoktan vermişti.

Hicesius ve oğlu Diogenes ise Sinope Demokrasisi için Tiranın paralarına yaptıklarının bedelini ödeyeceklerini farkındaydılar ama her an Kapadokya Halkı'nın bu zalim diktatörü devirme ümidi içindeydiler.

Beklenen gün geldi ve Ariarates Lejyonları Sinop kapılarına dayandılar. General Diaphantos Sinope Meclisi Hicesius ve oğlu Diogenes hakkında karar almak için üç gün süre tanıdı , o üç gün boyunca esen poyraz rüzgarları nedeniyle dış limana kıyıdaki tekneleri indirmeği imkansız kılmasının yanı sıra iç limana düşen kalas denizleri yüzünden oluşan hareketlilik nedeniyle sayların içindeki tekneler bile suların çekilmesiyle önce kuma oturuyor anında bordosunun üstüne yıkılıyordu, çekilen sular tekrar dalgalar halinde gelerek yan yatmış teknelere  doluyor ya batıyorlar ya da birbirilerine çarptırarak gövdelerinde yaralar açarak kullanılamaz hale getiriyordu.

Halbu ki daha geçen yaz yaptıkları  Euxinus Pontos ticaretini güvence altına almak için bu hırçın denizin boğazlar tarafındaki korunaklı iki limanının Sinop ve Ereğli'nin yöneticileri olan Sinope Demokrasisi ile Heraklia'dan Satyros ve Klearkhos'un çocukları arasında yapılan anlaşma da " Heraklia ve Sinope’den kaçanlar yanlış yapmadıkları müddetçe sığındıkları şehirde kalır" hükmü de, kara yolunu kapayan Kapadokya Lejyonları da geçit vermedi. Denizde ise poyraz rüzgarı Sinope'den martılar hariç kimsenin çıkmasına müsaade etmedi.

Hicesius, Mecliste onu sevmeyenlerin yaptığı hakaret dolu konuşmalarından zırnık kadar dahi etkilenmemişti ama tiranın paralarından yüzünün kazılacağını bilen dostlarının, kaypaklıklarına ve dönekliklerine dayanmak mümkün değildi.

Onların kararını beklemeden, Ilgaz dağlarının arkasına düşen Kızıl Zırnık dağındaki ocaklardan çıkarılmış zırnık (arsenik) tozları dolu Pontus Ördeği derisinden yapılmış ve epeydir yanından ayırmadığı kesenin ağzını açtığında, akşam vakti meclisteki odasında ve önünde Diogenis'in seçerek getirdiği peçuta (palamut) lakerda takozu durmaktaydı. Diogenes'i en iyi şaraplarından bir testi almak için Serapis Mabedi Baş Rahibi Memnon'a gönderdiğinde  geç kalacağını biliyordu, herkesçe bilinen bir başka gerçek ise Memnon'un  Serapis bahçelerinde yetişen idrişah katkılı şarabını içenler, testinin yarısına gelmeden tin tin tini mini hanım misali yerinde duramıyordu. Diogenes odaya girdiğinde, kızıl tozları düşünceler içinde dilimlediği lakerdaya çoktan dökmüş pencereden Sinop Limanın üzerine düşen guruba dalgın bakarken bir iki dilim lakerdayı mideye indirmişti.

Hicesus'un intiharı yetmedi, Diogenes'in de cezalandırılmasını istiyorlardı, onların önünü kesen Sevgilisi Hypsikratea'nın babası Baş Rahip Memnon olmuştu ama Diogenes için ölüm cezasından da beter sürgüne gönderilmesine gücü yetmemişti.

(EPİFAMİ :Bir dialog, ya da bir rüyanın, yaşamın genel bağlamı içerisinde çok küçük bir anlamı olmasına karşın birey üzerinde bıraktığı anlık aydınlanma etkisi

 

(*) Cemalettin Kaya

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer TUFAN BİLGİLİ Yazıları
E-GAZETE