ESKİ RAMAZANLAR DİYELİM Mİ? - Nezih YILDIRIM

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 19 Haziran 2018, Salı 15:06:57

Zamanı durdurma imkanı yok.Günler aylar derken yıllar hızla akıp gidiyor, bakıyorsun ki koskoca bir ömür geçivermiş oluyor. Hemencik yaşadığın bugün birden yarın oluveriyor.Ve başlıyorsun dünü ve eskileri anlatmaya.Hani eski ramazanlar şöyleydi bayramlar böyleydi şeklinde konuşmalar yazışmalar nedense hep geçmişe özlemle anlatıyor.
ESKİ RAMAZANLAR DİYELİM Mİ?
Bu duruma eleştirel bakış ortaya koyarken birde bakıyorsun ki eleştirdiğin durumu bizzat yaşamış oluyorsun.

Günümüzde nostalji olarak ifade edilen bu durumu yaşamaka bir bakıma insanı mutluda ediyor gibi görnüyor.Eğer geçmişi arzulamak bir hüzün kaynağı olsaydı insnlar hiç dünden yani geçmişten bahsetmemesi gerekirdi.Ama bakıldığında tüm insanlarda bir geçmiş özlemi ah o eski günler söylemi olabiliyor.

Bizde bu duruma parmak basarak eski Ramazan ve bayramlardan bahsetmek istiyoruz.

ÇOCUKLUĞUMDAKİ RAMAZANLAR.

Bendeniz çocukluğumda geçen ramazanları en çok kış günleri hatırlıyorum.Takvim olarak ilk hatırladığım 1959 yılı ramazan bayramıydı.Bu bayram arefesinde sanıyorum Nisan ayının ilk günlerydi.Kardeşim Nazif Arafe günü doğmuştu.O zaman insanlar nufüs ağırlığı bakımından köylerde yaşıyorlardı.

Bizde o güne göre 35-40 haneli bir köyde tarıma dayalı olarak yaşamaya çalışıyorduk.Şimdi insanımız burnundan kıl aldırmasa da ozamanlar özellikle çokta fakirlik vardı.Köylerde ekseriyetle herkesin malı davarı vardı ama parabile etmezdi.Üretim alınterine bağlı ve tüketim ürettiğin kadardı.

Köyümüz zengin bir köy değildi iftarı belli kişler verebilirdi. İftara davet edilen haneden evin reisi diyebileceğimiz yaşlılarından tek kişi veya varsa evin daha yaşlısı(anne baba vs) da giderdi.Tabir uygunsa iftar verenin davetlileri 10-15 bilemedin 20 kişiyi geçmezdi.Sofralarımız da çok zengin sayılmazdı yemekler tek tabaktan ve ortadan yenilirdi.

Ama bir sofra düzeni ve adabı vardı.Kurulan sofraya sofranın büyüğü besmeleyi çekip kaşığını uzatmadan kimse yemeğe uzanmazdı.Adab-ı mübaşeret kuralları sanki daha iyi işliyordu. İftar sofralarının baş gediklisi "tarhana çorbasıydı" çorba içinde kıyma yoksa kuru fasulye ile tatlandırılırdı.

Bulunursa Turp veya ençokta lahana turşusu ve tatlılardan kabak tatlısı,sarıburma veya incir uyuşturması vs.Çok zengin olmayan ama aile birliği ile bereketlenen sofraların ayrı bir güzelliği bulunuyordu.

Birde ezan dinleme işi vardı.Köyün ahşap ve küçük bir camiisi vardı minareside gayet kısa idi.Hoca efendi ezan okumak için minareye çıkar birazda beklerdi.Bizde minarenin göründüğübir yerden ezanın başlamasını bekler ve "Allahuekber" nidasıyla kurulu bulunan sofradakilere koşarak haber veriridik.Şimdiki gibi bangır bangır bağıran ve çana benzeyen "höparlorler" yoktu.

İnsanlar herşeyi kendileri üretir ve sofralara alınterinden doğan ürünler gelirdi.Tarımda makineleşmeye geçilmemiş toprak hayvan ve insan gücü ile işlenirdi.Şimdi ki gibi beğenilmeyen maaşlarda yoktu.İnsanlar ürettiği kadar tüketir ve dar bölgelerde yaşarlardı.Ama paylaşım dahamı iyiydi bilemiyorum.Bu günlere göre belki de bilgisizliktendi ama insanlar kanaatkar ve kıt imkanları eşit paylaşarak geçinip giderlerdi.

Belkide en güzeli ailelerin toplu yaşayışları idi.Sofra serildiğinde sofranın zenginliğinden daha önemli olan birlik ruhu ile sofraya toplu oturulması ve ahşap kaşıklarla yemeğe birlikte başlanması idi.

Ayrıca ve belki de en önemlisi akrabalar çevre köylerde bulunan akabalarına iftara giderlerdi.Bu tip faaliyetlerde davet aranmazdı kaynaşma daha fazla ve seviyeli idi.Şimdi aileler kendi çocuklarının evine bile o raharlıkta gidememektedir.

UZUN DALGA RADYO;

Her evde bulunmayan bataryalı ve 10-15 metre uzunluğunda çatıdan çatıya çekilen antenleri ile yayını gelip giden vıv vıv seslen çıkaran uzundalga radyolar vardı.Bizimde Grinding marka böyle bir radyomuz vardı.Rahmetli Babacığım Mısırdan yayın yapan arada kuran okunan bir kanal bulurdu fakat okunan da çok anlaşılmazdı buna rağmen babam dinlemeye çalışırdı.

Şimdi ise zaman zaman düşünüyorum oşartlarda kurana bağlı babam bugün olsa herhalde tv'nin başından kalkmadan Kur'an okunan kanalları takip edirdi sanıyorum.

BAYRAMLAR;

Geçmişte ulaşım imkanları bugünkü gibi değildi.Bayramlarda belli şekllerde dar bölge diyebileceğimiz insanlar bulunduğu bölgelerde bayramlarını geçirirlerdi.Köyümüzde ki bayramlaşmayı ve kadınların salıncağa binmelerini ve salıncak sallarkende söyledikleri manileri bir daha ki yazımızda anlatacağız.

Cıvar köylerin bayramın 3-4 günü birbirlerini nasıl ağırladığını ve geçmişin kaynaşmasını kayıtlı hale getirerek sizlerle paylaşmayışünüyrum.

Şimdi köşemiz imkanlaınca sizlerle bir sohbet edelim istedim."ESKİ RAMAZANLAR DİYELİM Mİ?" başlığı ile böyle bir konuşma fırsatı bulduk selam ve saygılarımla.

Hoşça kalın.

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Nezih YILDIRIM Yazıları
E-GAZETE