“GERÇEK OLMAYAN SEVGİ!” (DENEME) - Nezih YILDIRIM

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 25 Kasım 2021, Perşembe 14:22:53

Sevgili okurlarım yazıma başlarken “sevgili” başlığıyla başlamış olsam da, sizleri seviyorum gibi klasik laflarla söze başlamak istemiyorum. Çünkü söyleyeceğim şeylerin sizler açısından inandırıcı olacağını biliyorum ve her birinizin günde bir kaç kez sevgisizlik yaşadığını tahmin ediyorum. Hem de yakın çevrenizde yaşayan yakınlarınızdan yeteri kadar sevgisizlik görüyorsunuz. Bunları söylerken, ben de, çevremde olan bitenlerden başka hiç bir şeyden bahsetmiyor ve hayali laflar etmiyorum.
“GERÇEK OLMAYAN SEVGİ!” (DENEME)
Ayrıca size bir şeyler beğendirmek derdinde de değilim. Eğer kendimi sizlere beğendirme gibi bir derdim olsaydı sizlerin beğeneceği daha yaldızlı sözler söyler cilalı cümleler kurardım. Ama bunlar hiç birini yapmıyor ve sizlerle dobra dobra konuşuyorum. Öncelikle kendimi anlatacak olursam ben düz ve dürüst bir adamım. Sevdiğimi severim sevmediğime de açık söylerim. Hiç bir işimi sütre arkasında halletmem ve dolambaçlı yolları sevmem.

Belki de kendimi öyle sanıyor ve içimde olan habisliği bilemiyorumdur. Çünkü Tavus kuşu ayaklarının çirkinliğini fark etmeyebilirmiş tıpkı insan gibi.

 

 “Güzeldir Tavus kuşunun Tüyü deseni.

Ama utanır o hep ayaklarından.”  (Sadi Şiraz-ı)

 

Ben kısa boylu değilim ama çok uzun boylu da sayılmam. Bir erkek için ideal olan boydayım diyebilirim. Gençlik yıllarımda çok çalıştım, çok okudum ve sporda yaptım. Birde çevremi görüp gözettim ve akrabalarım için canını vermekten çekinmeyen biriydim. Benim saf ve düz durumumdan faydalanmak isteyenler beni seviyor rolünde figüranlıklarını tamamlamışlardı. Bende sevildiğime inanmış biriydim.

Yaşım elliyi geçince yakınlarımdan gördüğüm ilgi ve ilgisizlikle, dilimize pelesenk yaptığımız ve sık sık söyleyip durduğumuz “sevgi” lafına temkinli yaklaşmamı gerekli kıldı, bunu söylemek istiyorum.

Ayrıca; ölüm çukuruna adım adım ilerledikçe maddi durumumun düzeldiğini ama bürokratik gücümü kaybettiğimde, kendilerine, büyük sevgiyle bağlandığım akrabalarımın benden uzaklaşmak istediklerini fark ettim. Bu durumu, ilk önce en yakınım olan ve onlar için her şeyimi feda edebileceğim kardeşlerim üzerinde sezmeye başladım sonra da yaşadım.

Hiç sevmediğim o “kıskançlık” lafını söylemek istemesem de bu durumda küçük de olsa bir payı var olduğunu anladım. Yaşadığım tecrübeyle diyorum ki insanların ‘sevgisi’ ya bir menfaate ya da geleceğe dönük beklentiye bağlı oluyor. Bunlara dair hiç bir şey olmasa bile; muhtaç vaziyette onların kapı ve çevresinde kul gibi dolaşıp ezik durman onların eline ve gözlerine bakman istenebiliyor içten içe çaktırmadan!

Birde, çocuk sevindirircesine arada bir yemek ısmarlama ve gönlünü alma yoluna gitmekte isteyebiliyorlar. En azından çevremdekilerin yaptıklarına baktığımda ben böyle olduğunu anlayabiliyorum. Öne çıktığımda ise aman ha deyip yalnızlaştırmaya çalışıldığımı rahatlıkla kavrayabiliyorum. Ama buda olmuyor. Hani “karga kekliği taklit ederken yürümeyi şaşırmış” derler ya onun gibi oluyor ve yalnızlaştırmayı beceremiyorlar.

Ben bunları dışarıdakilerden ziyade içeridekileri daha açık bir dille aile çevremi gözlemleyerek, yazıyor ve kaydediyorum.Biz sekiz kardeşiz, çocukken en çok annemin babamın ölmesinden korkuyordum. Bir defasında ziraattan alınan tohumluk buğdayı babam un yaptırmıştı. Sonradan o buğdayların yemek için olmadığı, yenmemesi gerektiği hatta yenildiğin de zararlı olduğu ve ölümle sonuçlana bileceği söylenmişti.

Ben bundan çok korkmuş ve üzülmüştüm, ama benim gönlümü bir şey rahatlatıyordu. Çünkü buğdayların un yapıldığı dönemde ağabeyim bizim yanımızda değildi ve biz hepimiz ölürsek o devam ettirirdi neslimizi diye düşünmüştüm o zaman.

Kardeşlerime çok bağlıydım ve onlar için her şeyi yapma ve kendimi feda etme noktasındaydım. İç dünyalarını bilmiyordum ama görüntüye göre kardeşlerimde bana düşkün duruyorlardı. Bir hafta aramasam bir bahaneyle kesin beni arıyorlardı.

Kamuda yetkili makamlara gelmeden önce de gözünü budaktan sakınmayan tuttuğunu koparan sağlam bünyeli ve kafası çalışan etkili biriydim. Yakın çevremin her işine koşardım ve işlerine de yarıyordum.

Gerçek o ki yeteri kadar sevildiğimi sanıyordum. Birde tüm kalplerin sevgi barındırdığına inanıyordum. Bugün geçmişte yaşadığım “SEVGİ’NİN”  gerçek olmadığını rahatlıkla görebiliyorum.

 Sevilmenin verdiği şevkle mutlu günler görmüş olsam da.

Hoşça kalın.

  Nezih Yıldırım 09.11.2021

 

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Nezih YILDIRIM Yazıları
E-GAZETE