GÜNLÜĞÜMDEN: YAKARIŞ. RABBİM! (İçimden geldiği gibi, kişisel, dua ve niyazda bulundum.) - Nezih YILDIRIM

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 25 Kasım 2021, Perşembe 14:27:48

RABBİM: Ben sekiz çocuğun, beşinci çocuğu olarak, dünyaya geldiğimde ‘çocuğu saracak’ bir bez parçası bulunmayacak kadar yoksulluk içinde bulunan bir aileye mensup olduğumu annemden öğrendim. Zor şartlar ve kıt imkânlar içerisinde var olma mücadelesiyle büyüdüm ve tahsilimi tamamladım. Devlete karşı önemli vazife kabul ettiğim askerliğimi yaptım. Sonra da, benden daha fazla imkânlara sahip olan emsallerimle yarıştım ve kamuda görev almak için girdiğim sınavda,700 kişinin içinden 3.olara sıyrıldım yani yarışı önde tamamladım.
GÜNLÜĞÜMDEN: YAKARIŞ.  RABBİM!  (İçimden geldiği gibi, kişisel, dua ve niyazda bulundum.)
Yarışa başlama aşamasına gelinceye kadarki yaşadığım zorlukları, tatlı bir mücadele olarak düşündüm ve günün şartlarına bağlayarak yok saydım. Kamu görevine başladıktan sonra memleketime birçok alanda hizmet etme imkânına kavuşmamın mutluluğunu her daim yaşadım. Görev almadan önce olduğu gibi, göreve başladıktan sonra da sürekli olarak devlerle savaştım. Olumsuz şartlara rağmen, yaptığım mücadele sonunda bürokraside belli derecede de olsa, söz sahibi oldum ve toplum katmanlarında belli bir mertebeye ulaştım.

Bürokratik hayatımda hep akçeli işlerde görevlendirildim ve ülkeyi idare eden yöneticilerle çalıştım. Bakan ve başbakanlara yakın çalışma imkânı buldum. Toplam olarak on beş –yirmi yıldan fazla sürede makam araçlarından faydalandım, ama hiç yersiz kullanmadım. Bir gün olsun resmi araçla çocuğumu okuluna bırakmadım ve şoförle göndermedim.

            Türkiye’nin 2. ve 3 Cumhurbaşkanlarını da ömürlerinin son dönemlerinde yakinen gördüm. Kendilerine kişisel olarak hizmette bulundum. Ayrıca birçok kişiyi (8. 9. ve 10.Cumhurbaşkanlarını da)de tanıma imkânı buldum. Türkiye Cumhuriyeti 54.Hükümeti Başbakanı Prof.Dr. Necmettin Erbakan Hocamızla birebir çalıştım. Özellikle bu dönemi bürokraside geçirdiğim en şerefli dönem kabul ederim.

Memuriyet hayatımda şehvetten ve kötü şöhretten kaçındım. Görevim süresince devletten meşru olarak aldığım aylıkla yetinerek aile şerefimi korudum. Başka işlere ve gayrimeşru kazançlara tevessül etmedim böylece ailemi ve sevenlerimi üzmedim/üzmemeye çalıştım. Kamu hizmetinde geçen koskoca bir ömürde birçok haksızlığa uğradım ve bunlarla ilgili hukuki mücadeleler verdim, sonunda 1.1.2019 tarihinde yaş hamdından hiç bir kötülüğe bulaşmadan şerefimle emekli oldum.

Yalnız; bizim şartlarımızda görev yapan çoğu bürokrat emekli olunca kendi özel bürolarına gitti bense evime geldim. Evime gelince de boş durmadım. Bağ bahçe işleriyle ülkem ve insanım için üretime katkı sağlamaya gayret ettim. Ayrıca; yaklaşık 50 yıldır yazıp çizdiğim eserlerimi toparlamaya ve bir kültür hizmeti olarak insanımıza sunmaya çalıştım/çalışıyorum.

            Bugün (25.11.2021) Ekim ayının ilk haftasından beri sağ ayağımın tarak kemiğinde başlayan bir ağrı ve uyuşuklukla yürüyemeyecek hale geldim ve engelli olma korkuları yaşadım. Bu dönemi kısmen atlatarak yeniden yürüme durumuna geldiğim Allah’a şükür. Rabbime yeniden rahat yürüme imkânına kavuştuğum için sonsuz şükürler ediyorum. Hastalığın aniden ortaya çıkmasıyla ağrı ve uyuşukluktan başka güç kaybı da yaşıyordum. Nöroloji polikliniklerinde ki uzmanlarca yapılan inceleme de hemen ameliyat ve kısmi felç denmişti. Ama ameliyat sonucuyla ilgili garantide verilmemişti, üstelik ölüm riskinden bile bahsedilmişti.

Ameliyatı kabul etmeyince 27.10.2021 günü Fizik tedaviye yönlendirildim. Allah devlete zeval vermesin fizik tedavi öncesi “EMG” çekiminde de, güzel ve mesleklerinin erbabı hekimler denk geldi. Önce fizik tedavi uygulayalım dediler ve  “EMG” (elekromyoğrafi) talep ettiler. Bu program için (24 Kasım 2021) gününe randevu verdiler. Verilen randevu saatinden tam bir saat önce hastanede oldum. İşinin erbabı Prof.Dr. Filiz SIVAS ACAR hocamızın çok büyük alakasıyla karşılandım. Çok ayrıntılı inceleme sonucu rahatsızlığımın düzeleceğini zaten belli aşamada düzelmiş olduğunu söylediler. Ne kadar mutlu ve hastanelerde ne kadar ehil ellerin bulunduğuna şahit oldum.

            Ama yukarıda ki bahsettiğim hastane serüveni dışında, sanayi de rastladığım ve ayağımı çekişimi fark eden biri buz tedavisi önerdi ve “yanlış anlamayın siz yaşlandınız ve dar ayakkabı giyiyorsunuz o da ayakları besleyen damarları zedeliyor ve eti kesiyor senin derdin bu” dedi. Hemen buz tedavisine başladım. Bugün 20 gün oldu gerçektende rahat yürümeye başladım. Doktor hanımda bunu anladı. Az kalsın fıtık ameliyatı yapacaklardı.

            Şimdi az uyuşukluk ve karıncalaşma mevcut ama ilk günleri kadar değil ve rahatlıkla düzeldiğini söyleyebilirim, artık yürümemi engellemiyor. Çok şükür.

            Tabii ki tıbbi tedaviyi takip ediyorum. Birde, Rabbimin yıllardır ortaya getirmiş olduğum yazılı eserlerimi toparlama ve çektiğim sıkıntıları üretime çevirme fırsatı vereceğine inanıyorum. Evlatlarımızla imtihan etmeden zihin açıklığı ile insanlara, ömrümün ahirinde kültürel eserler bırakmak istiyorum. Rabbim güç ver ve kimseye muhtaç etme, kimsenin yanın da boynumuzu bükme. Allah’ım sen büyüksün diyerek dua ediyorum.

            Bugün (25.11.2021) İçimden geldiği gibi Rabbime yakarışımı kayda alarak böyle özetliyorum. Cümlelerin edebi metne uyup uymadığına, bakmaksızın içimden geldiği gibi yazıyor ve sizlerle paylaşıyorum

            Dostlarım birbirimize dua edelim.

Hoşça kalın.

Nezih Yıldırım

25.11.2021

             

 

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Nezih YILDIRIM Yazıları
E-GAZETE