HADDİ BİLMEK!... - Nezih YILDIRIM

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 23 Şubat 2021, Salı 12:43:58

Olayların akışına bakınca insan davranışları aklı başında olanları hayrete düşürüyor. Bazen de anlama zorluğu yaşatıyor. Devlet işleri yürüten samimiyetine güvendiğimiz insanlarda bile farklı hareketler görülebiliyor.
  HADDİ BİLMEK!...
 Mesela Millî Güvenlik siyaset belgesinde  “devlete pareler yapılar en büyük tehdit” olarak belirlenmiş. Pareler yapı dendiğinde bugün için bir cemaat anlaşılıyor, ama bu böyle devam edecek diye bir kaide de yok. Yarın da 28 Şubat dayatmacıları gibi bir gurup (Allah korusun) devlet yönetiminde etkili olabilirse o zaman ne olacak?

O zalimler tüm inanan insanları örgüt ve pareler yapı kapsamında değerlendirirse kim nasıl bu işin içinden çıkacak. Bireysel ilişkilerde çok farklı görünmüyor. İnsanlarla konuştuğumuzda en haksız olan bile haktan hukuktan dem vuruyor ve çoğu insan kendi yaptığı haksızlığı hiç görmüyor.

Nedense insan hep karşıdan adil olmasını istiyor da kendisi adaletle hükmetmiyor. Bu durum bir realite(gerçek) olarak hep karşımızda oluyor.Nedendir bilmiyorum!. Ama Müslüman bir topluluk olduğumuz halde insanlar birbirini çok sevmiyor.

Herkesin din ve imandan bahsettiği, toplulukta Lafa gelince birbirimizi sevmedikçe cennete giremeyiz inancında bir millet olduğumuz söyleniyor. Buna karşılık hiç kimse Ensar-Muhacir kaynaşmasını ve kaynaşma ruhunu anlamıyor. Zaten beni de en çok bu halimiz düşündürüyor.

Bendeniz köy kültürüne uzak bir insan değilim. Bu bakımdan biliyor ve yaşıyorum. Özellikle kırsal da herkes birbiri ile kavgalı görünüyor. Kavganın nedenlerine bakınca ya sınır meselesi ya da dedi kodu şeklinde çok basit meseleleri halledememiş bir görüntü karşımıza realite olarak çıkıyor.

Şehirdekilerde; farklı şekilde bir biri ile çekişme halinde görünüyor. İnsanımız fitnenin toplumu öldürdüğünü biliyor ama bu fitneyi kaynatmadan bir türlü geçemiyor. Burada da samimiyetin olmadığı görülüyor.

Şu satırlara bile çapraz bakacak bir sürü insan olabileceğini tahmin ediyorum. Çünkü biliyorum ki insanımızda bir kıskançlık ve çekememezlik hali bulunuyor. Bu durum okumuş yazmış insanlarda da görülüyor. Zaten en üzüntülü yönü de bu durum olarak değerlendiriliyor.

Siyasi saha da ayni durumda; düşünceler medenice anlatılmıyor. Yâda anlamak istemeyen bir güruhla karşılaşılıyor. Birçok olaya bakıyor insan üzülmeden edemiyor.

Toplumumuzda birçok insan siyasi ideolojisini din gibi algılıyor ve tek doğrunun kendi düşüncelerinde olduğunu sanıyor. Aklıselim olarak olayları analizden uzak bir yapıda dediğim dedik anlamında hareket ediyor. Bazı haller de ise insanlar riyakâr davranıyorlar. Birbirlerini veya birilerini seviyormuş gibi bir riyakârlıktan öteye sahtekârlığın içine giriyor. Samimiyet olmayınca da; bakış açılarına göre negatif veya pozitif kanaat beyan ediyorlar. Birbirleri hakkında olumsuz konuşurken de ortalığı fitne fesatla kasıp kavuruyorlar.

 Hâlbuki biz yukarıda da bahsettiğimiz gibi bir İslam topluluğuyuz. İslam da fitne katilden daha kötü bulunmuş ve “Fitne” toplumu öldürür denmiştir. Madem Müslüman bir toplumuz, O halde İslam’ın şartlarından biri de “haddi bilmektir” diye tarif edilmektedir.

Ama nere de ve kim? Üzücü değil mi?

Hoşça kalın.

Nezih Yıldırım 24.2.2021

 

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Nezih YILDIRIM Yazıları
E-GAZETE