HALK EVİ - Tufan BİLGİLİ

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 12 Temmuz 2017, Çarşamba 11:31:30

1960’LAR SİNOP VE ÇOCUK
HALK EVİ
Kütttt!

Gürültünün ardından kapı hızla açıldı. İçeriye sarıklı, kara sakallı, kapkara cüppesi, iri vücudu ile insan azmanı biri yarı yuvarlanarak girerken o zamana kadar sessiz bekleyen seyircinin alkışı salonu doldurmuştu.

Oyun başlayalı henüz iki dakika olmuş olmamıştı. Sahnenin ilk sırasında hemen oyuncuların önünde iki bayan fısıldamaya başlayınca, yanlarında oyunu izlemek için gelen adamlar hemen sol taraflarındaki bu dikkat bozucu kıpırdanmadan rahatsız olarak dikkatlerin o tarafa yönelttiler. Daha sağda olan Akçora (Tahmaz) yanındaki Cafer’e (Keseroğlu) ‘Yanında neler oluyor’, diye fısıldadı. Sahneden dikkatini iyice sol tarafına aktaran Cafer yandaki genç kızlarla fısıldattıktan sonra Akçora’ya dönerek: Önemli değil, antrakta anlatırım deyip, dikkatini yine sahneye yönlendirdi.

***

Otel lobisi dekoru içinde, yobaz kılıklı oyuncu, konuşmalarından otel çalışanı-otel müdürü- olduğu anlaşılan oyuncu ile rol gereği eğlenceli bir konu ile ilgili diyalogları sürerken, konuşmalarla tezat teşkil eder biçimde imamın elinden yere kan damlıyordu. Sarıklı imam otel müdürü ile konuşmasını bitirip bir başka müşteri ile diyaloga girince otel müdürü sahneden çıktı. Yaklaşık iki dakika sonra tekrar sahnede bitiveren otel müdürü, fırsat buldukça sahnedeki oyuncuların konuşmaları jest ve mimikleri ile ilintisi olmayan biçimde, elindeki bezi imamın bileğine doluyordu. Nihayet elindeki bez bitti. Diyaloglar jest ve mimiklerle uyumlu hala geldi. On beş dakika sonra perde kapanırken seyirci oyuncuları alkışlıyordu, ancak ön sıradakilerin alkışı daha coşkuluydu.

***

1960’lı yılların sonları yaşanırken Sinop Halk Evi de tüm ülkede olduğu gibi hareketli ve üretken zamanlarını yaşıyordu. Koç Vural(Etyemez), Çonçon Ethem (Oğuz), Süleyman (Uslu), Recep (Tarhan), Aydın (Baş) gibi gençlerin yanında, Halil (Gezer), Muhsin Güven,Fikri Yılmaz, Uzun Mehmet (Uğurlu), Kara Mahmut (Harmantepe), İbrahim Ekşi, Ali Demirel, Mustafa Tarkan, Ayhan Tekinoğlu gibi yaşlı ve orta yaşlılar ile Şükrü Demirel gibi çocuklar Halk evinin etkinliklerinde yer alırdı. Ancak kadın oyuncu taliplisi o kadar çok değildi bu küçük kasabada. Sürekli kadın oyuncu olarak Filiz Tümgüç(Koyuncuoğlu) tek sayılabilirdi.Sonraları bazen de Fatma Baş… Diğer kadın rolleri erkekler tarafından, son zamanlarda da çoğunlukla Çonçon Ethem tarafından icra edilirdi.  Bu yerel tiyatronun müzikleri de Aşık Hasan (Ayazma) ,Şaban Hoca, Koca İbrahim (Şişman), Cengiz Tokur, Poyraz Kazım (Yeni), İbrahim Öncel gibi bir başka Halk Eğitim etkinliği elemanlarınca icra edilirdi. Tüm bu çabalar Sinop halkınca takdirle ve teşekkürle karşılanırdı.

***

                Bir İlkbahar Cumartesisi güneş Akliman üzerinden yeni inmiş, gurubun kızıllığı Karadeniz ufkunda son demlerini sürdürürken, Ada’ dan doğan dolunay cılız sokak lambalarını iyice fersizleştiriyordu. Kaynaşan yıldızların arasında ara ara bir yıldız pırıl pırıl eğri bir çizgi halinde akıp derinliklerde sönerken Halk Eğitimi Salonu yolunda bu harika doğa olayına tanıklık eden kızlar gizlice dilek tutup, dilekleri gerçekleşmişçesine mutlu mesut geleceklerinin hayalini yaşıyorlardı.

Bu akşam Sinop’un Halk Eğitimin Tiyatro Topluluğu, yönetmenliğini Halil Gencer’in yaptığı ‘İnsan Sarrafı’ isimli oyununu sergiliyorlardı.

                Halk Eğitime tahsisli Yeni Mahalle’deki İstiklal İlk okulunun Taş binasının salonu hınca hınç dolmuş; Sinoplu, ‘gençlerinin’ yeni oyununu seyre hazırlanmıştı. Oyuncuların bir kısmının ilk oyunu olması dolayısıyla -çok fazla- heyecanlanıyorlar, perde arasından dolan sahneye bakarak korkuları ve heyecanları her geçen sürüde bir nebze daha artıyordu. Yeni çıkanlar artan heyecanları tecrübelilere de akmış, dolayısıyla tüm ekibin ayakları titrer hale gelmişti. Tecrübelilerden  biri de Koç Vural’dı. Vural’a yalnızca yenilerin heyecanı geçmiş değildi. Onun yanında bu gösteriyi sözlüsü Ayten Baş da ön sırada izleyecekti. İşte bir de bu heyecan Vural’ı kökten sarsıyordu…

                Birinci perde, imam rolündeki Vural’ın bir gürültüyle birlikte sahneye girmesiyle başlayacaktı. Gürültüyü sahne arkasında şişe patlatarak gerçekleştireceklerdi. Yönetmen Halil, zamanlamayı daha kolay yapabilmesi için şişe kırma görevini de Vural’a vermişti. Dolayısıyla tüm hazırlıklar tamamlanmıştı.

                Son gongla birlikte perde açıldı. Perde açılır açılmaz bir gürültü ve ‘imam’ kostümleri içinde Vural sahnede…

                Vural sahneye çıkar çıkmaz sahnedeki diğer oyuncularla birlikte repliklerini karşılıklı seslendirirken, yalnızca ön sıradakilerin fark edebileceği şekilde oyunda olmaması gereken biçimde -Vural’ın- elinden kan damlamaktadır.

                Oyunu hemen sahnenin önünde izleyen Vural’ın sözlüsü Ayten, Vural’ın elinden damlayan kanı görmüş, önce diğer seyirciler gibi anlam verememiş daha sonra sözlüsünün yaralandığını anlayınca fenalaşmış, yanındaki kız arkadaşı onu teskin ederken fısıldaşmalardan diğer yanlarında oturan Cafer ve Akçora Beyler rahatsız olunca bir an, ön sırada kaynaşma olmuştu. Otel Müdürü rolündeki Ethem’in gerek diyaloglarla, gerek jest ve mimiklerle örtüşmeyen Vural’ın kolunu sarma çabaları öndeki seyirciler tarafından kısmen anlaşılmış, diğerleri tarafından ancak oyun bitiminden sonra farkına varılmıştı.

                ***

                Oyunun perdenin ilk açılışı sırasınra ‘şişe patlatıp’ sahneye çıkmakla görevli Vural şişeyi kırarken nasıl olduğunu anlamadan çam kırıklarıyla bileğini keser. Oyu da başladığından çaresiz rolünün gereğini bileğinden kan akarak sürdürür. Aynı anda rol gereği sahnede bulunan Ethem bir an dışarıya sızıp kulisten aldığı bezi oyun oynanırken, -seyirciye sevimli gelen hareketlerle- Vural’ın koluna sararak kana bir çeşit tampon yapar. Oyun Vural’ın da onayıyla tamamlanır.            

İki perdelik oyun biter bitmez kulisteki oyucular kulisin dışarı açılan kapısından hızla Vuralı çıkarıp üç yüz metre ötedeki Hastaneye karga tulumba götürdüler. Kan kaybetmekten bitkin düşmüş. Kara sakallı, makyajlı, kara cübbeli hasta ile ilk karşılaşan iki hemşire korkup hastaya-Vural’a- müdahale etmekten önce çekinirler. Çocukların durumu açıklamasıyla Ethem’in sahnede Vural’a alel acele sardığı bez çıkarılır, yaraya dikiş atılıp, tetanoz iğnesi de vurulunca her kes rahatlar.

***

                Birinci perdenin sonunda öndeki seyircilerin coşkulu alkışının; hem Vural’ın oyunun akışını bozmaması, hem de Ethem’in sahnede müdahaleyle oyunun tamamlanmasına katkısına olan takdiri ifade için olduğu, işin aslı öğrenildikten sonra arkadaki seyirci tarafından oyun sonu anlamlandırılabiliyordu.

(*) Öykünün mihveri Ethem Oğuz’dan alınmıştır.

   

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Tufan BİLGİLİ Yazıları
E-GAZETE