Hangisi Rıza Nur Hayat ve Hatıratım Ne - TUFAN BİLGİLİ

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 16 Mart 2019, Cumartesi 11:55:44

Zamanının önemli tıp doktoru, Son Osmanlı Meclisinin hatırı sayılı mebuslarından biri, Kurtuluş savaşının beyin takımının üyesi, Önemli antlaşmaların aranan ismi, 71 eser üretecek kadar üretken fikir adamı, Edebiyatçı, şair, araştırmacı, Türkçülüğün önderi, Kendi deyişiyle ‘nevrastanik’, ruh doktorlarına göre ‘dejenere psikopat, yani hasta! Dindar, dinsiz, titiz, dağınık, kinci, narsist, agrasif… Hangisi?!
Hangisi Rıza Nur Hayat ve Hatıratım Ne
 Hemşerimiz Dr Rıza Nur Sinoplular için olduğu kadar yurttaşımız için de hala bir

muammadır.

Üzerinde Rıza Nur kadar polemik yapılan yakın tarihi şahsiyet oldukça azdır. Cumhuriyet karşıtlarının ve şeriat yandaşların sık sık gündeme getirdikleri Atatürk’e, Kurtuluş Savaşımıza, Cumhuriyetimize saldırmak için kullandıklarının araçların başında hep Rıza Nur olagelmiştir.

Özellikle Rıza Nur’un yazdığı, Cumhuriyetin (rejiminin) Atatürk’ü koruma Kanununa aykırı görülerek toplattığı Altındağ Yayınevi tarafından, 1967-68 yılında yayımlanan dört ciltlik ‘Hayat ve Hatıratım’ kitabı ortaya çıkınca sıradan insanların zihni daha bir bulanmış, şeriat yanlıları ve Atatürk düşmanları ‘mal bulmuş magrubi’ gibi gemi azıya almışlar; Kemalistler ise M.Kemal ütopyasını sona erdirir düşüncesiyle hatırattan korkmuştur.

Rıza Nur severler(!) övgülerinin başına, bilimselliği ve doğruluğu dünyaca kabul gören Fransızların Meydan Larousse’undaki çok az insana nasip olan yirmi yedi satırlık güzellemesini de koyunca, kısmen bağımsız düşünen, ancak çok fazla sorgulayacak bilimsel bilgiden mahrum tarafsızların dahi kafasını karıştırmaktadır. Öyle ya… Okuma yazma bilenin parmakla gösterildiği yıllarda hem Tıp doktoru olacaksın, hem milletvekili, bakan :Lozan, Moskova gibi anlaşmalarda ülkeyi temsil eden ve içinde romanından, Türk tarihine kadar 35’i basılmış 36 sı basılacak 71 kitabı olan adamın dediklerine inanmayacaksın da neye inanacaksın?

Bu psikolojik üstünlükle saldıranlar karşısındakilerin soğukkanlı davranışı ve sessiz kalınması söylentilere güç katmış ve karşıt tezleri savunanların cesaretini artırmıştır.(Dilipak)

Rıza Nur ile ilgili araştırmalardan sonra O’nun ‘Hayat ve Hatıratımı’ okuyunca bir çokları gibi benim de hem midem, hem zihnim bulandı. Şeriatçıların da Atatürk’e, Kurtuluş Savaşımıza ve Cumhuriyete saldırmak için kullandıkları da sözü edilen Rıza Nur’un bu ‘Hayat ve Hatıratım’ isimli çalışmasıdır. Gerçi ‘Hatırattaki’ çelişkiler net olmamakla birlikte, kısmen anlaşılabiliyordu da… Yine de genel anlamda kitabın inandırıcı yanı, yukarıdaki bilgiler ışığında daha baskın gibi görünüyordu.

Rıza Nur Hayat ve hatıratım isimli kitabını okuyan insanların büyük çoğunluğu Türk ve Kurtuluş Savaşı tarihi ile ilgili şimdiye dek öğrendikleriyle çok çelişkili durumları görüp şaşırırlar. Kafaların da birçok soru işareti belirir. Kitaptaki gösterilen kaynaklarla, ifadelere bakınca bu kafa karışıklığı çok daha ileri boyutlara ulaşır. Özellikle okuyucu başka kaynaklardan ilgili durumu araştırmaz ise yazılanların kati, gerçek olduğu sanısına varır.

Sözgelimi hatırlatın 569 sayfasında ‘padişahlığı ben kaldırdım, önergeyi ben hazırladım, Mustafa Kemal'in önergenin yazıldığından dahi haberi yoktu. Çok kimse imzaladıktan sonra M.Kemal’in haberi oldu. Sekseninci imza onundur.’ Deyip, Meclis tutanaklarına (belgelerene) bakıp; gerçekten ilgili önergeyi Rıza Nur’un hazırladığı, Atatürk’ün imzasının daha ileride olduğunu görünce ‘tamam, bu böyleymiş” dersiniz!

Ben de bildiğim gerçeklerle tamamen zıt iddiaları okudukça ‘bu mümkün olamaz’ dememe rağmen bir çok konuda ‘acaba’ diye düşünmüştüm.

Sinop’umuzun aydınlarından Halit Reis (Özdemir) ile konuyu konuşup bana Turgut Özakman’ın kendisi için imzaladığı 163 sayfalık ‘Dr Rıza Nur Dosyası’ isimli, ilgili kitabı verene kadar bu ‘acaba’ kafamın bir köşesinde soluk da olsa duruyordu.

 

Ancak T. Özakman’ Dr Rıza Nur Dosyası’ kitabında; Rıza Nur’un yukarıda anlattığı ‘padişahlığın kaldırılması ile ilgili yaşananları, Kazım Karabekir’in anlattıklarına dayanarak belgeleyince durum değişiveriyor. Kazım Karabekir aynı durumu şöyle anlatıyor:”... Mustafa Kemal Paşa Rıza Nur Bey’e, o önergeyi yaz dedi. Rıza Nur Bey, peki diyerek dışarı çıktı... Rıza Nur'un önergesi imzalanıyordu cadde üzerinde ve kapının yanındaki odadaydım. Önerge burada bulunanlara da imzaya getirdi. Mustafa Kemal Paşa da arkadan geliyordu beni görünce takdir alıp bana uzattı. Haydi imzala bakalım dedi 63 vekil tarafına imzalanmış bulunan önergeyi henüz kendisi imzalamamıştı. Önergeyi 64 sırada imzaladım. Bundan sonra Dr Adnan Bey'e ve daha üç mebbusa imzalattı. … en sonunda 81 sırada kendileri imzalandı ve önerge meclise sunulmak üzere toplantı salonlarına götürüldü” Diyor.

Kazım Karabekir ve diğerlerinin konu ile ilgili tanıklığından habersiz olan, yalnızca Rıza Nur'un hatıralarını okuyan birinin Rıza Nur'un parlak geçmişini de dikkate alarak anlattıklarına ve doğruluğuna inanabilir. Normali de budur. İşte tam da burada ‘Hiçbir şey göründüğü gibi değildir’ özdeyişi vücut buluyor. Ve belgelerle durum tersine dönüyor.

‘Altındağ Yayınevi’ tarafından basıldığı ilan edilen Rıza Nur’un Hayat ve Hatıratım kitabının asıl yayımcısının azılı şeriatçı, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı Kadir Mısıroğlu olduğu, ‘Altındağ Yayınevi” isminin maske olduğu öğrenilince işin rengi birden ve tümden zaten değişiyor.

Biz ‘Hayat ve Hatıratım ile ilgili Turgut Özakman ve diğer araştırmacılardan eleştirileri ve belgeleriyle ortaya koydukları tutarsızlıkları sonraki yazıya bırakıp;

Bir kez daha biz de ‘Bazı şeyler göründüğü gibi olmayabilir’ deyip şimdilik bitirelim. 

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer TUFAN BİLGİLİ Yazıları
E-GAZETE