HEYECAN VAR, COŞKU YOK. - Tufan BİLGİLİ

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 01 Kasım 2018, Perşembe 11:23:20

Cumhuriyetin ilanının 95.yılında Sinop’ta da diğer bir çok ulusal bayramda olduğu gibi fener alayı yaptık.
HEYECAN VAR, COŞKU YOK.
  Özellikle son günlerdeki siyasi atmosferin de etkisiyle,  her “fener alayında” olduğu gibi, katılım oldukça yoğundu.

Ancak bu ‘Fener Alayı’da’ diğerleri gibi ‘peygamber düğününden’ farksızdı.

Hani insanlar düğüne oynamaya gelir de, bir tef ve iki ilahi ile (oynamaya gelenler) düğün sonunda  arkalarına bakarak giderler ya… İşte öyle…

Bizim fener alaylarında da vatandaş oynamaya gelen düğün davetlisi gibi  “heyecanla’ alaya geliyor. Alay başlama zamanı bandonun kısa süreli ritmiyle biraz coşuyor. Sonra bando öne düşüyor çalarak Kaleyazısına varıyor. Kortejin diğer ucu hala hükümetin önünde… Bando’yu öndeki küçük bir gurup duyuyor. Arkadakiler ise cenaze merasiminde gidenler gibi ‘matem yürüyüşü’ yürümek zorunda kalıyor. Şimdi yetkililerimiz diyecekler ki…

N’a palım?!

Adamlar haklı.

Daha N’aapsınlar!

Yapacakları olsaydı, yıllardır çaresine bakar yaparlardı.

….

Bereket bu yıl fener alayı korteji Tersane’den geçerken Nihavet ( tersanede bir gazino) ‘onuncu yıl marşını’ sesli olarak sokağa yansıttı da kortejdekiler iki dönüverdi(!)… Tabi onun da nefesi yirmi adım yetti yetmedi. Tekrar cenaze yürüyüşü…

Şimdi arkadaşlarım bana, “bunu yaz hoca” diyorlar.

Bu güne kadar yazdığımız konularla ilgili değişen bir şey oldu mu ki?

Devlet reflekslerini kaybetti. Eskiden toplumu ilgilendiren bir eleştiri ortaya çıktığında ‘sorumlular’ bakar, araştırır,yapılacaklar varsa yapar, sorumlu varsa uyarır, muhatabını bilgilendirirdi. Epeydir bu gelenek yitti.

“Söylesem tesiri yok, söylemesem gönül razı değil” misali.

Vatandaş bizi yolda tutup: Şunu iyi etmiş yazmışsın, bunu yaz, bunu da yaz diyor. Ancak kendisi burnunu çıkarıp “no’ldu?”  diye kimseye sormuyor,yazılanın arkasında durmuyor.

Özellikle toplumun nabzını tutmak durumunda olan siyasilerin hiçbir şey umurlarında değil. Onlar, ‘ Nasıl koltuk kaparım. Koltuğu nasıl kaptırmam. Tasası bana mı düştü” modlarında. Adamlar ( özellikle muhalefet partisi yetkilileri ve/veya sorumluları) hiç bir konuda duyarlılık göstermiyorlar. Sosyal medyada dahi muhalefet yapamıyor. Ama koltuğa oturursa, ya da yeniden gelirse muhalefetini yapacakmış, halkın sorunlarını kovalayacakmış!

Ulusal yazarlardan Levent Gültekin’in: “Vatandaş beni yazdığım yazıdan dolayı arıyor. Beğenisini söyleyip, tebrik ediyor. Ancak korkusundan “beğen” tuşuna dahi basamadığını da ekleyip, özür diliyor.” dediği gibi..

Son örneklerden biri…. Otobüs şirketlerinin şehir içi servisleri kaldırmaları (Son on yıldır kendim hiç servise binmedim.) ile ilgili vatandaşın derdini, Hükümetin, Valiliğin genelgesini de dayanak yaparak yazdım. Bir sürü vatandaş, çok haklı konuya, vatandaşın derdine değinmişsin diye tebrik etti. Valiliğin cevabını sordu. (Hiçbir gelişmeden haberdar değilim) Gene yaz, gene yaz, diye ısrar ediyorlar.  Kendisi? Levent’in dediği gibi beğene tıklayamıyor. Yazıyı kopyalayıp CİMER’e beş kuruş masrafsız iletemiyor. Yalnızca ‘sen yaz’.

Yaz da vatandaşın yüreği soğusun.

 

 

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Tufan BİLGİLİ Yazıları
E-GAZETE