* İskender’den Beri En Büyük Hükümdar (İzden Sızan 43) - TUFAN BİLGİLİ

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 18 Aralık 2018, Salı 15:16:34

Sinop’un kurucusu ve Tarihin ilk bilgisayarı Sinop’ta
* İskender’den Beri En Büyük Hükümdar  (İzden Sızan 43)
MÖ 88 yılında Mithradates balmumu tabletlere yazdırdığı (katliam) mesajları sandaletlerin topuklarına, ölü tavşanlara, kadınların saçlarına, atların kuyruklarına gizleyip  Anadolu’da aynı anda gönderip; 80 000 (Bazı kaynaklara göre 150.000) Romalı ve destekçilerini infaz ettirerek tarihin bilinen en büyük katliamlarından birini gerçekleştirdi. Anadolu’yu Romalılardan temizledi.

 

MÖ 87 yılında Yunanistan‘ı  Roma boyunduruğundan  kurtardı.

Ardından Roma, Sulla isimli generalini 30 000 kişilik orduyla Mithradates’in üzerine gönderdi. Mithradates’in 120.000 kişilik ordusuyla  Yunanistan’ın batısında (Phokis’te) iki ordu karşılaştı. Çeşitli dillerden farklı kültürlerden oluşmuş Mithradates’in ordusu Roma lejyonları tarafından mağlup edildi.

 Sulla ve Mithradates’in komutanı arasında ‘Dardanos Barışı’ gerçekleştirildi. Roma senatosu Dardanos barışını kabul etmedi.

 

Mithradates Anadolu’nun içlerine çekildi. Bugünkü Samsun Tokat sınırındaki Lykos (yeşil Irmak) nehri üzerindeki sarp dağlar, gürgen, akçaağaç, çam, ladin ormanlarıyla çevrili Kaberie’da bir müddet yerleşti. Kberiyadaki yüksek çağlayanın olağan üstü gücü ve hacmi Mithradates ve mühendislerine şiddetle akan suyu dizginleme konusunda ilham verdi. Suyla çalışan ilk su değirmenini inşa ettiler.

Mithradates’in yönettiği yirmi beş milletin dilini bilirdi ve her birini ana dili gibi konuşurdu. Dil öğrenmesinde Roma düşmanı filozof Metredos’un öğrettiği ‘özel hafıza tekniklerini kullanarak çevresinde büyüleyici zeka olarak tanınmıştı. Metredos burçlar kuşağı ve mitolojik öykülere dayalı hafıza aygıtı icat etti. On iki takım yıldız, 360 depolama hücresine ayrılmıştı; her bir kutu bir bilgi katagorisini içeriyordu. Mithradates bu teknikten toksitolojik deneyler için de yararlanmıştı.

 

 

Roma ile Mithradates MÖ 83-81 yılları arasında bir kez daha kapıştı. Savaşın galibi tam olarak netleşmediyse de Mithradates  yine geriye, Anadolu’nun içlerine çekilmek  zorunda kaldı.

 

Mithradates  büyük hazırlıklardan sonra MÖ 75 yılında Roma ile üçüncü büyük bir savaş daha yapmak  durumunda kaldı. Savaş esnasında, savaş alanına düşen meteor savaşın kesin neticesinin anlaşılmasını önledi. Bu arada İtalya’da Spartacus adında bir gladyatör baş kaldırmış ve bir dizi Roma Lejyonunun yenmişti. Bununla Romanın en tehlikeli düşmanları Hanibal ve Mithradates’in arasına Spartacus’da katıldı.

Savaşın uzaması açlık, soğuk ve salgın hastalık Mithradates’in ordusuna büyük kayıplar verdirdi. Ordusu geri çekilmek zorunda bırakıldı. Bu savaşta Romalılar Mithradates’in 300.000’e yakın askerini öldürmüş ya da esir almıştı. Mithradates Romalı’ların elinden korsanlar vasıtasıyla Herakliya’ya kaçtı. Oradan Sinop’a ulaştı. MÖ 72-71 ‘de kışı geçirmek için (Bu günkü Tokat yakınlarındaki)Kaberia’daki  hisarına gitti.

 

Romalılar Mithradates’in ardından batı  Pontus’u işgal etti.  Mithradates’in saklandığı Kabeira’ ya saldırdılar. Mithradates uzun süre direndi. Sonunda kaleden kaçıp Ermenistan’a damadının yanına gitme planı açığa çıkınca baskın yedi. Ancak yine de kaçmayı başardı.

 

Mithradates’i elinden kaçıran Roma genarali Lucullus; Sinop’u ganimet delisi adamlarının tahribinden korumayı başardı. Ancak sekiz binden fazla Sinopluyu öldürdü. Lucullus Mithradates’in büyük kütüphanesi, sanat şaheserleri ve bilimsel araçlar da içinde Mithradates’in kişisel eşyalarını bizzat kendisi aldı. Bunlardan biri de şehrin (SİNOP’UN) kurucusu  ARGONAUT AUTOLYKOS’un heykeliydi. Mithradates’in sarayından alınan diğer bir ganimet ‘Billaros Küresi’ idi. Tarihçi Starbon, bu astronomik “küreyi” ya da “gökevini” (mekanik plenataryumlar için kullanılan terimler) tarif etmez, ama ünlü bir icat olduğu aşikardır.Çünkü Mithradates teknolojiyle çok ilgiliydi ve değerli şeyleri toplardı.

               İtalyan tarihçi Attilio Mastrocinque ilgi çekici bir teoriyi ileri sürmüştür. Billores Küresi bu güne kadar keşfedilmiş en eski karmaşık bilimsel alet olan gizemli Antikythera düzeneği miydi? Dişlilerle çalışan bu karmaşık bronz aygıt-dünyanın ilk bilgisayarı- 1901’de Girit’in kuzeyinde Sinop’tan yağmalanan eşyaları götüren batıktan çıkmıştır.

               Sinop düştükten sonra Mithradates’in oğlu Roma’ya (Lucullus’a) resmi olarak ‘Roma dostu’ sayılmak için bin altın değerinde altın haç gönderdi.

Ancak Mithradates oğlundan farklı düşünüyor Roma’dan hala yılmıyordu.  250.000 kişilik ordu topladı. Generallerinin kontrolündeki (Bugünkü Irak _Suriye sınırındaki Tigranokerta’daki devasa ordusunun başına geçmek için, Lucullus’un bu kadar büyük orduya saldırmasını beklemediğinden acele etmiyordu. Ancak Luccullus Mithradates’in hantal ordusuna yıldırım saldırı düzenledi.Tüm orduyu dağıttı.

Mithradates Ermenistan’a kaçtı. Çabuk toparlanan Mithradates, yorgun Roma ordusu bugünkü Sivas civarında (Zela’da) MÖ 67’de mağlup ederek Portos’u geri aldı.

Roma Mithradates ‘in üzerine Pompeus komutasında  Kolkhis’e (Batum civarı) yeni bir ordu gönderdi. Aşılmaz Kafkaslarla arasına sıkıştırdı. Mithradates 210 kilometrelik yolu tek sıra halinde ordusunu yürüterek kar, buz kaplı Kafkasları aşarak bir mucizeyi gerçekleştirdi. İskit üzerinden Kırım’a gitti. Çılgın bir planla Karadeniz’in Kuzeyinden Balkanlar ve Alpler üzerinden İtalya’yı işgali planladı. Mithradates bu planı oğlunun(Pharnekes)  eteklerini tutuşturdu. Eğer babası İtalya’yı işgale kalkarsa, devralacağı krallık yok olacaktı. Roma’yla pazarlık yapacağına inanıyordu. O zaman babasının bu çılgın planını engellemeliydi.

Pharnekes’in ihanetini Mithradates ortaya çıkardı. Arkadaşlarının da iknası ile oğlunu affetti. Oğlu affa rağmen babasının kendisini sonunda öldüreceğini düşündüğünden orduda isyan çıkarttı. Mithradates askerlerin isyanını bastırmak için aralarına daldı. Ancak başaramadı. Kaçarak Pantikapaion kentinin (günümüzde Azak’daki Kerç ) kulesine çıktı. Oğlunun krallığını kabul ettiğini duyurdu. Kral olan oğluna Pantikapaion’ dan güvenle çıkmak istediğini bildirdi.

M.Ö. 135 yılında kuyruklu yıldızın altında rahme düşen,bebekken bir yıldırım çarpmasından kurtulan, Mithras ve Dionysos tanrılarıyla ilişkilendirilen,Büyük İskender gibi Herakles’in soyundan geldiğini iddia eden, çocukken muhafızların cinayet komplolarından sıyrılmış, kendisini bütün zehirlere karşı koruyacak iksiri keşfetmiş, Roma gibi çağının devine yıllarca kök söktürmüş, zamanının bir çok ilkine imza atmış, estetiğe bilime çağdaşlarından çok fazla önem vermiş mücadeleci, yenilmez kral için güç ve umutlar tükenmişti. En yakını, oğlu tarafından pusuya düşürülmüştü.

İstekleri oğlu tarafından cevaplanmayan Mithradates saraydaki gözdelerine ve çocuklarına zehir dağıtmaları için hadımlarına emir verdi. Kendisi hançerinin kabzasındaki gizli bölmedin zehri çıkardı. Çocukluğundan beri zehrin öldürücü etkisinden sakınmayı öğrenip uygulayan Mihridates kaderin cilvesi olarak son çareyi yine zehirde aradı.

Orada bulunan iki kızı babalarından zehri kendileriyle paylaşmaları için yalvardılar. Birer yudum zehir içen kızlar babalarının kollarında can verdiler. Zehrin kalanını Mithradates içti. Ama zehre dayanıklı bünyesi yüzünden zehir onu öldüremedi. Zehrin vücutta  yayılması için etrafta hızla yürüdü. Güçten düşmesine rağmen zehirlere karşı dayanıklılığından  ölemedi. Kılıcını çekip kendisine saplamaya teşebbüs etti, ama fiziksel zayıflığı ve zihinsel ıstırabı, kılıcı tam yerine yerleştirmesini engelledi. Sadık muhafızını çağırdı. Muhafız kralın istediği hizmeti yerine getirdi.

***

 

Zamanın tarihçileri Mithradates’in Sinop’taki kral mezarlığına defnedildiğine inanırlar. Ancak Sinop’taki kapsamlı arkeolojik kazılarda Mithradates ya da atalarına ait mezar bulunamamıştır.     

Mithradates aralıklı başarılar kazanarak Romalılar’la 46 yılı aşkın savaştı. Mithradates savaşlarda ağır yaralar yüzünden acı çekmiş, askerleriyle birlikte bütün zorluklara katlanmış, kanla kirlenmiş nehirlerden su içmiş, cesetlerden oluşmuş köprülerden geçmiş, ot ve tohum yiyerek hayatta kalmış, azgın denizlere yelken açmış ve kavrulmuş toprakları kat etmişti.

 

Mithradates’in yaşamı boyunca bitmeyen mücadelesinin, aldığı risklerin hiç biri zenginlik ve şöhret amaçlı olmamıştır. Tüm çabası Grek-Pers-Anadolu ideallerinin yaşaması ve Roma egemenliğinden kurtuluş içindi.

Her zaman şevkle savaşmaya hazır, sıra dışı cesarete sahip, yüce ruhlu, savaş sanatında bir general, bedensel maharette asker, Romalılara olan nefretinde Hanibal olmuştu.

Çiçero Mithradates için ‘İskender’den beri en büyük hükümdar’ diye tanımlamıştır.

 

 

 

 

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer TUFAN BİLGİLİ Yazıları
E-GAZETE