İskete Avı ve Alt Üst (kart) Oyunu (İzden sızan 46) - TUFAN BİLGİLİ

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 11 Ocak 2019, Cuma 12:30:51

-Yatın!
İskete Avı ve Alt Üst (kart) Oyunu  (İzden sızan 46)
Komutu veren Ayakkabı Boyacısı Muzaffer, komut ile birlikte yaklaşık altı ay çalışarak biriktirdiği, gözü gibi koruduğu, birçok ailede olmayan, zamanın en revaçta eğlencesi, çanta radyosunun ses düğmesini kıstı. Muzaffer Sarısözen’ in derleyip, Nezahat Bayram’ın seslendirdiği; ‘Haydi yavrum çınarım, dallarına konarım…’ türküsünün sözleri radyonun içinde eridi, bitti.

 Komutu işiten beş vücut, ıslak sayılabilecek zemine yapıştı. Nefesler tutuldu. Üzerlerinden geçen kitle topluca yüz metre ilerideki zemine indi.

Hafifçe başını kaldıran Kovboy Muzaffer’in eli sol yanındaki ipe gitti. İpi çekince ipe bağlı zeytinden yapılmış yere sabitlenmiş çatalın sapı kalktı. Çatala ayağından bağlı olan iskete çırpınıp, çatalın sapına kondu. Bu arada yerde yatanlar hep bir ağızdan dudaklarını birleştirip tükürür gibi:

-Ptütü tütü, ptütü tütü, şeklinde seslendiler.

Sesleri ve öksenin kalktığını gören, on beş metre ileride, ağın yanındaki kafeslerdeki kuşlar da kafeslerin içinde çırpınıyor, biraz önce üzerlerinden geçen kuşlara ulaşmak için ötüşürken iki kırlangıç hızlı kanat çırpışlarıyla, zikzaklar çizerek üzerlerinden hızla geçti..

Tüm bu olup bitene rağmen biraz önce yaklaşık yüz metre ileriye konan kuşlar olanlarla ilgilenmemiş, çimen üzerinde otlamaya devam ediyordu. Muzaffer yanındaki Muhip’e (Kaçar)ile Hakkı’ya dönüp:

-Şunları avgalasanıza, dedi. Muhip yanındaki kardeşi Recep’e:

- Sen bekle, deyip kuşların arkasına doğru iki çocuk sinerek gitti. Ağın yanındaki Muzaffer, Recep ve Nihat (Bilgili) bir gözleri giden çocuklar, bir gözleri kuşlarda, sabırsızlık ve heyecanla durumu izliyorlardı.

Sinop o yıl da serin bir ilkbahar yaşıyordu. Yaz başına gelmelerine rağmen hava bir türlü ısınamamıştı. Zeytinliğin girişinde, Mümin Hatice’nin Zeytinliği’nde kuş avlamak için bir araya gelmiş çocukların üstlerinden gri siyah bulutlar öbek öbek hızla geçiyor, bulutların arasından kendini gösteren soluk güneşin ısısı küçük bedenleri ısıtamadan bulutların arasından kayboluyordu.

Muhip arkasına dolandığı kuşlara kendisini gösterince otlamakta olan kuşlar havalandı. Kendi çevrelerinde bir tur atan isketeler az ileride  Muzaffer’in ipini çekerek havalandırdığı ‘ökse’yi fark edip o yöne yönlendiler.Kuşların bir kısmı ağın üç metre uzağına yere konup otlarken, ökse kuşunun yanındaki ağın serili olduğu saka dikenlerinin üzerine on civarında iskete kuşu konmuştu.

Bu arada mahalleye orta okulda okumak  için köyden yeni gelmiş, iki arkadaş Adem (Soy) ile Burhan(Öz)  kuş avının yapıldığı yerin yaklaşık otuz metre aşağısındaki Zeytinlik Yolu’ndan gezerek ada yönüne gidiyorlardı. Mahalleden tanıdıkları  Muhip’in sinerek gittiğini görünce dikkatlerini Muhip’e çevirdiler. Kuş avını fark edince çömelip onlar da seyretmeye başladılar.

Çocukların ağ ipini hızla çekmesiyle havalanan ağ, dikenlerin üzerindeki kuşları hapsetmiş, bu arada çocuklar yaklaşık on beş metreyi hızla kat edip ağın başına gelmişlerdi. Ağın altında kurtulma çabasındaki kuşları önce ağın üzerinden bir elleri ile yakalıyor, ağı kaldırıp diğer elleriyle ağdan çıkarıp üzeri bezle kapalı, kapancaya atıyorlardı.

Bu arada elinde ince bir zeytin çubuğuna ayağından bağlı kuş ile Atilla, yanlarında iki kardeşi Sait,Vahit (Karasu) ile yoldan sapıp yanlarına geldi. Ağdaki kuşların toplanması bitince çocuklar ağı dikenlerden  temizleyip, düzenleyip tekrar avlanmayı hazır hale getirip, ağın ipinin ucunun bulunduğu çukura yöneldiler.

Atilla değnekte gezdirmek için kendine yeni bir kuş baktığını söyleyince, kapancanın üzerindeki örtüyü açan Hakkı:

-İskete elli, saka kuşu yetmiş beş kuruş. Dedi, sabah Atilla’ya kaptırdığı artist kartlarının hırsıyla…

 

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer TUFAN BİLGİLİ Yazıları
Kaz
E-GAZETE