(*)İSTANBUL’UN (HÜKÜMETİNİN) SİNOP ÜZERİNDEKİ EĞEMENLİĞİNİN BİTİŞİ (İZDEN SIZAN -11) - Tufan BİLGİLİ

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 22 Mayıs 2018, Salı 13:45:26

8 Eylül 1919 Kurban Bayramı sabahı Sinop Hükümet konağına İngilizler bayraklarını asmışlar: Halkın desteğini arkasına alan Sinop Mutasarrıfı Rasim Bey’in sert tavırla bayrağı indirmelerini istemesi İngiliz Komutan Solter’i umarsız bırakmıştı.
 (*)İSTANBUL’UN (HÜKÜMETİNİN)  SİNOP ÜZERİNDEKİ EĞEMENLİĞİNİN BİTİŞİ  (İZDEN SIZAN -11)
Rasim Bey,” Bakınız, halk, gittikçe coşuyor, sonra başınıza bir şey gelirse kabahat benden gitti. Evvela şu pencereden sarkan İngiliz bandırasını kaldırın!”

Bunları öyle büyük bir saflık ve inandırıcılıkla söylemişti ki Solter ve arkadaşları tam bir tehlikenin içine düştükleri duygusuna kapıldılar. Solter, askerlerden birine emir vererek bayrağı içeri aldırdı. Sonra, yüzbaşı, Rasim Bey’in koluna girdi. Kendileri önden, öbür ; İngilizler arkadan dışarı çıktılar ve halkın arasından ilerlemeğe başladılar. Halk, durumu hemen kavramıştı. Bütün yüzlerde sessizce kazanılmış bir zafer sevinciyle bir küçümseme ve alayın izleri açıkça göze çarpıyordu. Yüzbaşı, Solter, canının kurtarmak için Belediye Başkanını kalkan gibi kullanmak zorunda kalmıştı. Rasim bey, konuklarını doğruca Belediye dairesine götürdü. Orada onlara bayram şekeri ve kahve ikram etti. Ayranı kabaran halk caddeyi boşaltıp bayram şenliklerine dönünce yüzbaşı Solter ve arkadaşları, konuk edildikleri Rus Konsolosluğuna döndüler. Yüzbaşı Solter, ikidir Türk halkının saldırısına uğramıştı. Biri Amasya'da saat kulesine İngiliz bayrağı çektiği gün, bir de şimdi. Demek ki Türkler, yabancı bayraklara kendi kutsal saydıkları topraklarında dayanamıyorlardı. 

 

Mazhar Tevfik bey, bu olayı inceden inceye anlatan bir rapor yazarak birini Mustafa Kemal'e öbürlerini de İstanbul'da Damat Ferit paşa ile İngiliz siyasal temsilcisi olan Amiral'e gönderdi.

 

Nedir ki olay bitmemişti. Çorap söküğü gibi uzamak eğilimi gösteriyordu. Mutasarrıf, aynı raporun bir örneğini de Kastamonu vilayetine göndermişti. 8 Eylül 1919 günü giden telgrafa geceleyin karşılık gelmekte gecikmedi. Kastamonu' da Vali vekili bulunan Jandarma Kumandanı Osman Nuri bey makine başında genç mutasarrıfa kısaca şunIarı salık veriyordu:

 

- Şimdi İstanbul'dan aldığım emir şudur: Hemen İngilizlerin oturdukları yere giderek kendilerine tarziye vereceksiniz (özür dilemek). Mutasarrıf ona şöyle karşılık verdi:

- Yaptıkları hakaret karşısında asıl İngilizler gelip bana tarziye vermelidir. Sizin bu tebligatınıza uymakta mazurum.

 

O zaman, kararlı olan Vali Vekilinden şu emir geldi.

- Size muvakkaten işten el çektirdiğimi bildirmek zorundayım. Mutasarrıf vekaletini hemen Binbaşı Şevket beyin almasını ve onun gidip yüzbaşı Solter'e tarziye vermesini kendisine bildiriniz.

 

Mazhar Tevfik Bey, haber salarak Binbaşı Şevket Bey’i de makina başına çağırttı. Vali Vekilinin emrini mutasarrıftan dinleyen Binbaşı, çok içten bir öfkeye kapıldı.

 

Binbaşı Şevket Bey milli bir öfkenin bütün içtenliğini taşıyan şu sözlerle Vali Vekilini bombardıman etti :

- Bir Türk Binbaşısı olarak gidip de bir İngiliz yüzbaşısına tarziye veremem. Eğer bu emri bana bir asker sıfatiyle veriyorsanız şu dakikadan itibaren askerlikten dahi istifa ediyorum!

 

Telin öbür ucuna doğru bu yiğitçe sözler bir şamar gibi uzaklaşırken Şevket bey, omuzlarındaki apoletleri sinirli ve güçlü parmaklarıyla sökerek masanın üzerine fırlattı. Şevket bey, bu emre baş kaldırınca Vali vekili, Sinop Jandarma Kumandanı Remzi beyi makine başına çağırdı; Mutasarrıf vekilliğini ve gidip İngilizlerden özür dilemesi emrini ona verdi. Remzi bey hiç duraksamadan bu emri benimsedi. Gidip Mazhar Tevfik beyin makamına "azametle" kuruldu. Sonra da Rus konsolosluğunda kuşku ve sabırsızlık içinde bekleyen yüzbaşı Solter ve arkadaşlarına tarziye verdi. Böylece, Sinop'taki Kuvay-ı Milliye ruhu da okkalıca bir tokat yemiş oldu.

 

Solter, ertesi gün yeni Mutasarrıf Vekili Remzi beyi gelip makamında ziyaret etti. Birkaç gün sonra da maiyetini alıp Pontus çetelerini ve örgütlerini silahlandırma yeri olan Samsun'a yollandı.

 

Mazhar Tevfik bey, yeni Mutasarrıf vekili Remzi beyin bir kahpeliğine uğrayarak yakalanıp İstanbul'a gönderilmek korkusuyla Sinop'tan hemen ayrılıp Sivas'a, Mustafa Kemal'e gitmeğe karar verdi. Sinop'un meşhur Çerkez beylerinden Çerkez Hasan Bey ve atlıları, Mazhar Tevfik beyle ailesini aralarına alıp birkaç gün dinlenmesi ve yolculuğa hazırlanması için atla Sinop'a beş saat çeken Şamlıoğlu köyüne götürdüler. Oradan Sivas'a doğru yola çıkacaktı. Mustafa Kemal "başın daralınca çık gel!" dememiş miydi?

 

 

Mazhar Tevfik bey, giderayak mektupçu Hüseyin Hilmi beye şu pusulayı gönderdi:

- Azizim! Kısmet olursa. yarın köye' gidiyorum. Bizim maaşı lütfen alınız. Bir de hadisede nezarete ve vilayete yazdığım mufassal telgrafla ikinci günü, tekrar yazdığım telgrafın ikişer adet suretini kurşun kalemi ile olsun bana çıkarıp vermenizi rica ederim. 

 

İngilizlerin avdet için emir almaları şayanı dikkattir. Ağır bastık demek oluyor?! Neyse Sinop'u kaybediyoruz. Şerefi milli yerine gelsin de ne olursa olsun. Sinop istediğinden ala mutasarrıf bulabilir. Halk namına Kastamonu vilayet makamına çekilen isyancı telgraf, Vali Vekili Osman Nuri beyi kızdırmış görünüyordu. Yeni Mutasarrıf Vekili Remzi beye halka bildirilmek üzere çektiği telgrafta,

 

- Blöf yapıyorsunuz! Diyerek korkutucu bir dil kullanıyordu.

 

Belediye başkanı Rasim bey 12 Eylül 1919 günü Vali Vekiline şöyle bir telgraf püskürtmesi verdi:

- Burada son defa cereyan eden vakayii müessife dolayısiyle arayı umumiyeye istinaden çektiğimiz telgrafnameler makamı vilayetçe blöf telakki edilmiş ve bir nevi tehditkar vaziyet gösterilmiştir. Ben, memleketin eşraf ve kadim hanedanındanım. Hiçbir vakit blöfçü yarandan değilim. Milletin vekaletini haiz olarak efkarı umumiyeyi makamatı aliyeye iblağ için O telgrafları çektik. Böyle blöfçülükle ithamım, vekaletini haiz olduğum milletim benim için mucibi şin ve ağır olduğundan bugünden itibaren makamı mutasarrıfıye istifamı veriyorum.

 

Şaşırtıcı olaylar her yanda hava fişekleri gibi patlıyordu. 18 Eylül 1919 günü Kastamonu'dan Vali Vekili Ferit imzası ile gelen bir telgraf orda işlerin yolunda gittiğini gösteriyordu. Bu telgrafı şaşırtıcı olduğu gibi sevindiriciydi de. Telgraf, özet olarak şunları yazıyordu:

 

- Sivas kongresi, İstanbul hükümetiyle bütün ilişkilerin kesilmesine karar vermiştir. Siz de bu karara göre davranınız ve milli gösteriler yapınız!

 

Rasim bey 19 Eylül 1919 günü vilayete genç mutasarrıf Mazhar Tevfik beyin göstermiş olduğu milli yiğitlik dolayısı ile işinden uzaklaştırıldığını, halkın da çok sevdiği ve tuttuğu bu değerli mutasarrıfın yine eski görevine dönmesinin çok iyi ve yerinde olacağını bildiren bir telgraf çekti.

 

Ali Fuat paşanın Kastamonu'ya gönderdiği topçu albayı Osman bey bu sırada hapisten kurtulmuş ve başın dan geçen çok tehlikeli serüveni bir yana bırakmış olarak Kastamonu telgrafhanesinde bulunuyordu. Osman bey, Kuvay-ı Milliye’nin Kastamonu'da işe el koyduğunu gösteren sevindirici ve şaşırtıcı telgrafında şöyle diyordu:

 

- Mutasarrıf Mazhar Tevfik bey hakkında Vilayete olan telgrafınızı gördüm. Mütalaaları pek muvafıktır. Vilayetten emir verilmesinin temin edileceğini arzederim. 19 Eylül 1919

 

Hemen o akşam vilayetten Mazhar Tevfik beyin görevine dönmesi için emir geldi.

 

Mektupçu Hüseyin Hilmi bey, gelen emri sevinçle alarak gece yarısı Şamlıoğlu Köyüne doğru tırısla yola çıktı. Çerkes köyüne bu güzel haberle varan Hüseyin Hilmi bey, mutasarrıfa zaferini bildirdiğinde o da genç yönetici gibi mutluydu.

 

Ertesi sabah, genç mutasarrıf için yaşayışının en heyecanlı ve şerefli saatleri başlıyordu. Çerkes Hasan Bey, topladığı silahlı, silahsız yüzlerce atlının başına geçirdiği Mazhar Tevfik beyi at oynatmaları, silah sesleri, neşeli haykırışlar ve gösteriler arasında Sinop'a dek yolcu etti. Şehir, bir anda el değiştirmiş, İstanbul hükümetinin dokunduğu yeri kirleten kara parmakları, bu güzel Karadeniz şehri üzerinden bir daha kirletmemek üzere çekilmişti.

 

Mazhar Tevfik bey, sandalyesine bütün güveniyle oturduktan sonra kocaman bir bildiri yayınladı ve bunda artık, Sivas Kongresi kararlarının ve Mustafa Kemal'in sözü geçen bir yurtta yaşamağa başladıklarını İstanbul hükümetinin Sinop ufuklarında ve Kastamonu'nun yeşil ağaç denizi üzerinde hüküm süremeyeceğini dosta-düşmana anlatmağa çalıştı.

***

Çocuğun Kurtlu Handa gördüğü mermi izlerinin geçmişi ta buraya kadar uzanıyordu.

 

 

 

Kaynakça :

Kutsal İsyan (Millî Kurtuluş Savaşı'nın Gerçek Hikâyesi - Sinop Şehrinin Başında Dönenler (Sayfa 225-244))

(*) Hasan İzzettin DİNAMO’nun eserinden uyarlanmıştır.

     

 

 

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Tufan BİLGİLİ Yazıları
E-GAZETE