KENDİMİ İNCELERİM CAHİL CESARETİYLE..! - Nezih YILDIRIM

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 05 Ocak 2022, Çarşamba 12:55:56

Yaşadığımız dünyada insanları inceleme isteğim oldu ama imkânım olmadı. Bende işe kendimden başladım ve kendimi ‘bilmeyi’ iş güç edindim. Bazı hallerde insanın kendine engel olabileceğini tahmin ettim ve nasıl olunabileceğini de incelemek istedim.
KENDİMİ İNCELERİM CAHİL CESARETİYLE..!
Bu incelemeye kendimden başlamak en akıllıcasıydı ve kendimi tanıdığımda, tüm insanları tanımış olacağıma inanmıştım. Çünkü ben toplumu oluşturan değerlerden biriydim. Kendimi incelerken birçok sağlam yönümün olduğunu gördüm. Ama sağlam olmayan yönlerimin bulunduğunu da anladım.

Aramız da kalsın, çoğu zaman sendeleyip düşmekten korktuğumu fark ettim. Turnalar gibi gruplarla uçamadım, ama tek başıma uçtuğumu hissettiğim de oldu.

 Keyfim yerinde oldukça, gezmeyi tozmayı ve konuşmayı sevdim. Sadece bu saydıklarımı sevmekle de kalmadım başka sevdiklerim de (çoğunlukta) oldu. Mesela güzel havayı, yağmurların iğri iğri toprağa düşüşünü ve yağmurdan sonra doğan güneşi, ‘sabırla olgunlaşan başağı’ bir de gülü sevdim. Ama gülün tomurcuk olmasına bakmadım ve hep katlandım dikenine, koklamaya engel olmadıkça.

Güzeli, sevdim ama güzelin güzelliklerinden bahsetmeyi (hepten) edep dışı saydım ve (arada da olsa) insanın ruh gerçeğini inkâr etme diye ikaz ettim kendimi. Ve bunları ruhumda hep yaşadım!

Aslında kitapları da sevdim ve okudum ama muhabbetim hep aynı olmadı. Bazen haz aldım okuduklarımdan, bazen de alamadım, boş ve anlamsız buldum yazılanları. Önceden tat ve haz alarak okuduğum yazılanların bazılarını tatsız ve hazsız buldum sonradan. Attım elimden tatsız ve hazsız bulduğum kitapları bir köşeye.

Kalemle hem hal olmayı da bir ayrı sevdim. Çokça yanık şiirler yazdım kaleminden dökülen gözyaşları arasında. Kaleme olan muhabbetim yazmayı da sevdirmişti bana. O gün bu gün yazarım roman, hikâye ve şiir ne olursa olsun bakmam yazılanın hüzün verdiğine.Bazen en iyi kaleme sahip olduğumu düşünürüm ve en keskin kalemlerle yarışacak seviye de görürüm yazdıklarımı.

 Bazen de bulamam aradığımı yazdıklarımda. Okuyup yazmaktan haz alırım ama birincide aldığım hazzı bulamam ikinci okuyuşumda. Aynı şeyleri yapmak boş gelir gönlüme zevk almam tekrarında yazdıklarımdan.

Bazen düşüncelerimin, beni ileri götürmediğini anlarım ve yazdıklarım da zik zaklar çizdiğimi görürüm. Bazen birini ‘taparcasına’ severim. Onun endamından işveli ve billur bakışından, bazen de güzel cemalinden ve tatlı dilinden bahsederim. Bazen de acımadan eleştirir ağır laflar ederim şiirlerimde.

 

 

“Yıllar yılı ben peşinde koşarken.

Mevsim bahar yaz ayına geçerken.

Gelmedin ki ben gönlümü açarken.

Sararıp solmuşsun şimdi neyleyim.

 

Görmedin mi yaprak açıp dökerken.

Meyve olup dal belini bükerken.

Gelmedin ki ben gönlümü açarken.

Pörsümüş solmuşsun şimdi neyleyim.

 

Demedim i annen gibi olursun.

Ömür geçer sende yalnız kalırsın.

Demiştim ya ettiğini bulursun.

Ninene dönmüşsün şimdi neyleyim.”

                                                     Nezih Yıldırım.

Bu dörtlüklerde olduğu gibi, sararıp solduğunu, pörsümüş olduğunu ve solmuş göründüğünü, daha da ileri giderek ninesine döndüğünü dile getirir, ona sitem ederim, belki de aşağılamış olurum sevgiliyi.

Bazen de Orhan Veli’yi bulurum düşüncelerimde ve işin dalgasına kaptırır giderim kendimi. Düşündüğümün tersine söylenenlere de aldırış etmem. Ama işin dalgasında olduğumu da fark ettirmem karşımdakine.

Bizim edebiyatçılar “İroni” diyorlar işin dalgasına, başka ne demiyorlar ki, efendim ‘izafi, göreceli kavramlar’  bilmem ne, kafiye uyak ve burada aklıma gelmeyen yüzlerce kelime. Ben bunların çoğunu, dalgaya almak isterim ara da, ama başarılı olduğumu da söyleyemem.

Çünkü onu tam beceremem ve ben bunu da bilirim. Kendimi lider gördüğüm zamanlarım da olur ve önde yürümeye çalışırım. Bir düşünürün: “arkadan yürüyenler asla lider olamaz.” sözü gelir aklıma ve bir de Selçuklu Sultan’ı Gıyasettin Kevhusrev’in: “İnsanın kumanda etmeye hakkı olması için kumanda ettiklerinden daha değerli olması gerekir.”dediği bilirim. Benim aklım lider olmak istediklerimden daha değerlimi diye sorarım kendime ve sevmem kararsız ve ikircikli sözlerle salata yapan yalpacı kurnazları.

Laf Kalabalığıyla eğri büğrü gidenleri görünce hak ettiğimi düşünürüm lider olmayı. Bazen geniş gönüllü alabildiğine hoş görülü görürüm kendimi. Bazen de “bir pireye yorgan yakan” durumum gelir gözümün önüne.Bu kadar karmaşık düşünceler arasında ve insanlar adına kendimi incelerim Cahil cesaretiyle.

Hoşça kalın.

Nezih Yıldırım 2.01.2022

 

 

 

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Nezih YILDIRIM Yazıları
E-GAZETE