KİŞİLERDE SİYASİ SEVİYE - Nezih YILDIRIM

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 09 Mayıs 2016, Pazartesi 09:42:06

Yazı başlığımız anlatmak istediğimizi tam olarak kapsadı mı bilemiyorum. Âmâ ben yazmak istediğimi siz okurlarımın anlayacağını düşünerek derdimin anlaşıldığını kabul ediyorum. Biz insanoğlu birlikte yaşama gerekliliğine inanmış toplumlarız. Hepimiz biliyoruz ki toplumun dışında yaşamak mümkün olmuyor. Bu bilinçle memnun olmadığımız veya çok sevmediğimiz insanlarla da diyalog kurma durumuna düşüyoruz. Çoğu kez d e topluma mal olmuş kabul ettiğiniz insanlardan farklı davranışlar görebiliyorsunuz. Bu insanların farklı davranışları ise ya toplumda yaşadığı çevrenin etkisi veya kişisel meselelerinden kaynaklandığın düşünüyorum. Yine de insanın birçok konuda kendini frenlemesinin gerekliliğini de biliyorum.
KİŞİLERDE SİYASİ SEVİYE
Mesela 15-20 gün önce yaşadığım bir olay beni şaşırttı, olayı “müstear” olarak anlatacak olursak. Bir toplantıya davet edilmiştim. Davete icabet sünnettir düsturu ile atladık gitti, kendisinin farklı fikirleri olduğunu bildiğim ama “cemiyet adamı olduğunu sandığım”  birine rastladım. Hoş beşten sonra nereye gittiğimi sordu. Ben de “Filan kişinin” davetine diye söyleyince beni rahatsız edici bir kelime ile “…’nin toplantısı” dedi. Hayır, öyle değil şöyle dediğimde. Bir siyasi kurumu karalayıcı ve aşalayıcı bir ifadeyle o kişinin kendisine yakıştıramayacağım ifadelerle konuştu.

Birkaç gün önce de Ankara Karşıkaya’da bir arkadaşımızın cenazesine katılmıştım. Orada bulunan hemşerilik bağı ile yakınlığımız olan eski bir tanıdığa rastladım. Hoş beş diğer dostlarla konuşurken “orada sesini yükselterek bir parazit yaptı ki. Adam benim şahsım üzerinde bir düşünceyi Türkiye’nin gerçeğini, güya aklınca veya kendince aşağılamaya çalıştığını fark ettim.O olayın yaşandığı anda Ne kadar yanlış diye düşündüm.. Âmâ böylesi durumlarla  sıkça da karşılaşabiliyoruz. Bu adamlara edep ve adaba en uygun olarak sadece yapmayın bu doğru değil den başka “sessiz kalarak”  cevap verdiğimi sandım. Âmâ belli seviyede diplomaları olan bu iki insan örneğine bakınca insanın okuma yazmasının yanında bu davranışların kişinin karakter özelliğiyle de ilgili olduğunu düşündüm.

Bu durumları derinlemesine değerlendirirken  Şadi Şiraz inin Gülistan adlı eserinde ki bir hikâye aklıma geliverdi.  Hikâye Şöyle “Adamın biri bir gün hamama gidiyor, hamamda kili eline aldığında misk gibi bir koku hissediyor. Elindeki kili hayranlıkla seyrederken  kile” Sen topraksın ama ne kadar da güzel kokuyorsun” diyor. Kil se ben  gülle arkadaşlık yaptım diye cevap veriyor ”. burada insanın birbirinin davranış şekillerinden etkilendiğini anlayabiliyoruz. Ayrıca  Türkçemizde “arkadaşını söyle kim olduğunu söyleyeyim” diye bir laf var ya. Tam da bu sözü doğrularcasına..

Netice olarak son dönemde beni çok rahatsız eden bir konu da insanların siyaseti birbirlerine hakaret etme vasıtası olarak kullanmaları. Siyaset yaşamımızın içerisinde olduğunu yadsımıyorum. Ama siyasetten önce herkesin insani yönü olduğunu unutmaması gerektiğini toplum içinde saygıyı sevgiyi ve insani duyguları ön planda tutulması gerekir. Yukarıda bahsettiğim olayda kişilerin tutumları  bu yüzden çok üzücü. Toplumsal olarak bir arada yaşadığımızı unutmamalı birbirimize karşı saygı ve hoşgörüyü kaybetmemeliyiz.

Toplumda insanların birbirlerine hakaret  etmelerinin bir yolu da siyaset oldu. Kişiler Seviyesizliklerini ve birikmiş hınçlarını siyaseti alet ederek ortaya çıkarıveriyorlar. Son günlerde medyada dolaşan sözler de bunun göstergesi .Ne yazıkki  toplumsal olaylarda eğitimin ve hoşgörünün önüne Siyasi Seviyesizlik geçmemeli. diyorum. Üzülsek de bu tespiti paylaşmak istedim. Saygıyla

Nezih yıldırım.

 

 

anlaşıldı kabul ederek bu konuda düşüncelerimi sizlerle paylaşmak ve bir bakıma sizlerle dertleşmek istiyorum. Her şeyden önce bir iş veya oluş veya da bir hareket fiili durum ne olursa olsun yapılacak her işte iki şey çok önemli hele birincisi önemlilerden de önemli. Bu önemli iki şeyden biri gayret ve samimiyet. Gayret önemli olsa da bana göre samimiyet daha çok önemli. Çünkü samimiyet olmayan her işte ve her yerde samimiyetsizlik ve güven olmuyor. Güvensizlik olduğu bir yerde de başarı yakalanamıyor.

Unları niçin anlatıyorum, insanoğlu bir tuhaf birbirine karşı kıskanç ve enaniyet içerisinde benliği önde. Bu durumu yaşadı klanlarımdan bile anlaya biliyorum. Bu duruma bir örnek verecek olursak 15-20 gün öncesi idi bir arkadaşımız bendenizi memleketimizde yapılan bir dayanışma toplantısına davet etmişti. Bendenizde davete icabet sünnettir dedim çilekeş refikam(eşim)’i de alarak o toplantıya katılmak üzere atladım gittim. Yolda benim gibi düşünmeyen ve benim çalışmalarını takdir ettiğim Ankara da geçmişte çalışmış belli bir yerlerde hizmet etmiş bir arkadaşımıza yolda rastladım. Bende o da geri vitesi ile arabanın camları ayni mesafeye gelecek şekilde yaklaştık. Hayırdır  nereye diye sorunca bende muhtarın toplantısına dedim yani özellikle söylediği belli (iki gün önce memlekette güne birlik   gittiğim için hayırdır sen gitmedin mi)

 

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Nezih YILDIRIM Yazıları
E-GAZETE