KUTUPLAŞMA - Murat YILMAZER

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 09 Ekim 2021, Cumartesi 01:10:57

Son zamanlarda birçok yerde ortaya çıkmaya başlayan kutuplaşma durumu son yıllarda gazetecilik mesleğinde de kendini göstermeye başladı.
KUTUPLAŞMA
Gazeteci tarafsız olmalı, yani sadece lafla ‘tarafsızız’ demekle olmuyor çünkü görüyoruz iktidarı eleştirirsen ya ambargo yersin veya sana iyi gözle bakılmaz. Peki bu durum neden kaynaklanıyor; iktidarın yapmış olduğu kutuplaşmadan kaynaklanıyor. En tepede kutuplaşma olunca bu alt tabakaya da yansıyor. Bir bakıma ‘benden değilsen’ yandın demek oluyor. Yani eleştiri dahi yapamıyorsun. Örnek vereyim; ilimizde yerelde bizimle beraber 4 yerel günlük gazete var ve bunların iki tanesi bir kişiye ait. Bu gazeteler Haber57 ve Flaşhaber gazeteleri. Peki kimin bu gazeteler? AK Parti İl Hakem Kurulu üyesi Osman Aksu’nun. Şimdi bu gazeteler devletten ilan ve reklam alan gazeteler. Hiç iktidarı eleştiren bir haber gördünüz mü? Tabi ki hayır, göremezsiniz. Muhalefetin yapmış olduğu açıklamalarını da görüyorsunuz neden? Çünkü; sayfa dolsun diye konuluyor, yani laf olsun diye değil sayfa dolsun diye. Diğer gazete de Vitrinhaber Gazetesi. O da ne etliye ne de sütlüye karışmaz, ortada bir yerel gazetedir. Fakat Osman beyin gazetesinde ne yazıyor; ‘tarafsız siyasi gazete’ yani bir partiye üye olan ve bu partinin yetkili merciinde bulunan bir kişi tarafsız olabilir mi sevgili okurlarım? İşte anlatmak istediğim bu. Kutuplaşma bu oluyor. Bunlar iktidar değişikliğine göre renk alırlar. Gazeteci istediğini, yazabilmeli yani kin ve nefretle değil uyarıcı, aydınlatıcı haberler yapması gerekmekte. Halkın sesi olacaksın. Örneğin vatandaş A Haber’i izliyor, bakıyor her şey güllük gülistanlık, dönüyor FOX TV’ye, ülke yangın yeri, her şey karmakarışık, neyin kimin ne olduğu belli değil. Bazı kanallar da hiç ülkede bir sorun yokmuş gibi haberler yapılıyor. Ülkenin başı yani Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan açıklama yapıyor, marketlerde ürünlerin fahiş fiyatlara satıldığından bahsediyor ve ‘gerekenler yapılacak’ diyor fakat bazı kanallar Cumhurbaşkanı’nın söylediği fiyatlardaki fahiş artıştan bahsetmiyor. Neden bahsediyorlar; ‘fahiş fiyata mal satan marketler yandı, bitti’ diye haber yapıyor fakat diğer kanallar ‘evet yüksek fiyatlardan Cumhurbaşkanı da rahatsız’ diye haber yapıyor. Şimdi bu vatandaş kime inansın, kimin kanalını izlesin veya seçimlerde kime oy versin? Bakın İngiltere’de yılın 365 gününün 1 günü yalan haber yapıldığında o 1 gün yapılan yalan haber çok konuşuluyor. Yani sen 364 gün iyi, doğru haber yap hiç gündeme gelmiyor fakat 1 gün yalan haber yap ülke gündemine oturuyor. Önceden gazetecilik iyi meslekti, halkın içinde idin ve halk dertlerini, sıkıntılarını konuşuyordu. Şimdi kime mikrofon uzatsan konuşmuyor, kaçınıyor. Peki neden böyle olduk, neden kimse derdini anlatamaz oldu, korku Cumhuriyeti’nde mi yaşıyoruz, ne oluyor, hani demokratik ülke idik, hani isteyen istediğini konuşabiliyordu? Önceden Cumhurbaşkanları, Başbakanlar, Bakanlar, Milletvekilleri eleştirilebiliyordu. Şimdi kimse eleştiri yapamıyor. Ne günlerdi… Başbakan merhum Bülent Ecevit’e ‘iş yapamıyoruz’ diye yazarkasa bile attılar. Ne yani o zaman bu ülkede hükümet mi yoktu, halk mı yoktu, demokrasi mi yoktu? Kısaca şunu anlatmak istedim; ‘benden değilsen seni tanımıyorum’ demektir durumu oldu bu meslek. Valla siyasi olarak gazetecilik yapanlar götürüyor malı. Yarın bunun hesabı sorulur. ‘Sen bir gel kardeşim’ derler adama, o zaman anya Konya belli olur. Devlet kayıtta her 24 saat, arşiv affetmez, bekler. Saygılar…
Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Murat YILMAZER Yazıları
E-GAZETE