MANEVİYAT - Murat YILMAZER

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 11 Kasım 2021, Perşembe 00:36:02

Evet sevgili okurlarım, bugünkü yazıma maneviyat konusunu ele alarak başlamak istiyorum.
MANEVİYAT
Maneviyatın sözcük anlamı ‘maddi olmayan, içsel olan, kişinin iç dünyasıyla ilgili olan şeyler’ anlamına gelmekte. Maneviyatı yüksek kişilerden kimseye zarar gelmez çünkü maneviyatı yüksek kişilerde Allah korkusu vardır, fakat bir insanda Allah korkusu yoksa o insandan ne ailesine, ne etrafına, ne eşrafına ne de ülkesine fayda gelmez. Onun için insanların maneviyatını önemlidir. Bakın sevgili okurlarım ben başımdan geçen bir olayı anlatayım; günlerden bir gün hastaneye gittim, muayene oldum ve tam çıkışta bir yaşlı karı koca, fakat bayağı yaşlılar, teyze yaşlı fakat hasta belli ki, amca da yaşlı, elini tutmuş ‘bekleyelim bakalım, doktor gelir belki’ diyerek teselli ediyor, fakat teyzemin bayağı ağrısı var ve burada hastanede numara verilen yerdeki bayana sesleniyor fakat bayan ilgilenmiyor. Ben de izliyorum onları, sonra bu hanımefendi yan sandalyeye oturdu, eline telefonu aldı bir şeylere bakıyor, ben izliyorum, teyze yine söyleniyor ‘kızım’ diye fakat hiç umurunda değil. Dayanamadım ve hemen dizinin dibine çöktüm ‘teyzem neyin var sen bir söyle bakalım’ dedim. Teyzem beni doktor sandı. ‘Doktor oğlum, karnım çok şiş, yemek yiyemiyorum, 4 gündür çok sancım var’ dedi. Ben de ‘teyze seninle kimse ilgilenmedi mi?’ diye sorunca, teyze ‘oğlum sabah 07:00’da geldik, kimse bakmadı bize’ deyince o dönemin İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan’ı aradım ve durumu anlattım, ‘abi bekle sen orada, ayrılma başlarından hemen ilgileniyorum’ dedi. 5 dakika içerisinde başhekim ve hastane müdürü geldi sağ olsunlar, durumu izah ettim ve hemen teyzeyi bir sandalye ye aldılar, amca ağlıyor ‘amca sen rahat ol, ilgilenecekler teyzemle’ dedim fakat belli ki çok garibanlar. Sonra iki üç doktor getirdiler, film, röntgen falan çekip ilaçlarını yazdılar ve bana teslim ettiler. Hemen ilacı, hapı hepsini aldım. Dikmen’li idi bu yaşlı teyze ve amca. ‘Sizi ben bırakayım mı?’ diye sordum, ‘yok oğlum biz minibüsle gideriz’ dediler. Minibüsün yanına bıraktım, teyzeye kartımı verdim ‘teyze bir sıkıntın olursa beni bu numaradan ararsın’ dedim, ‘oğlum bizim telefon yok’ dedi. Ben de ‘muhtardan ulaşırsın’ dedim. İşin en garibi bundan sonra bindirdim gittiler aradan 4 gün geçti köy muhtarını aradım, bir bakıver dedim ve muhtar gitmiş bakmış teyze rahatlamış ilaçları alınca. Muhtar ‘sana öyle bir dua ediyorlar ki, anlatamam’ dedi ve bir hafta sonra bir abi geldi gazeteye, Murat Yılmazer kim diye sordu, ben de ‘buyur abi’ dedim. Kendisi dolmuş şoförü imiş, elinde bir poşet, içinde 10 - 15 ceviz ve yarım litre süt var, ‘bunları (köyün ismini hatırlayamadım) oradan gönderdi bir teyze’ dedi. İşte biz böyle bir milletiz. O an benim gözümden ince küçük bir yaş geldi. Şimdi anlatabildim mi insanların maneviyatının önemini. Sen yap bir iyilik at kenara, bilen bilir kıymetini. İnsanlara iyi davranalım, kimseyi kırmayalım. Bir kişi kapına gelmişse geri çevirmeyelim. Ne olurdu sanki orada ki hanımefendi o yaşlı teyze ile ilgilense idi, duasını alsa idi iyi olmaz mıydı? Kısaca başımdan geçen bir hadiseden bahsettim. Onun için birbirimize saygılı olalım. Saygılar…
Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Murat YILMAZER Yazıları
E-GAZETE