Memleketime dair düşünceler. - Nezih YILDIRIM

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 17 Nisan 2018, Salı 10:17:44

Birönceki yazımda "memleketimin insan manzaralı" başlığı ile yıllarca dışarıda yaşamış ömrünün ahirinde memleketine (köyüne) yatırım yapmak ve geri kalan ömrünün bir bölümünü daha doğduğu topraklarda geçirmek isteyenlere bazı tavsiyelerde bulunmuş ve hayal kırıklığına uğramamaları için en azından ön bilgi vermeye çalışmıştım.
Memleketime dair düşünceler.
Bu yazımda ise kısmen ayrıntılı eski sanat ve estetik ustalarından bahsetmek istiyorum. Boyabat çevresinden özellikle şimdi İlçemiz olan Saraydüzü ve köylerinin ev süslemelerinden bahsedeceğim.Bu bölgede eski evler ahşap, kapı ve dolap kapakları ağırlıklı olarak ceviz siyahından işlemelidirler.O kadar ince işçilikleri vardır ki herbiri bir sanat eseri göze hoş gelen harika desenlidirler.

Adamlar o kıt imkanlarla göze hoş gelen insan ruhunu okşayan/dinlendiren sanat eserlerini ortaya koyarken eşya ile adeta manevi bir bağ kurmuşlar ve güzelliği eşyaya nakşetmişlerdir.

Günümüzde ise o kadar imkan olduğu halde para kazanma isteği estetiğin ve güzelliğin önüne geçmiş insan ruhu ile eşya arasında bağ kurulamayan zevksiz estetiği ve iç dizaynleri olmayan yapılar ortaya çıkmıştır.Bu durumu bendeniz birebir yaşamış bulunmaktayım.Köyüme yaptırdığım evimde hiç bir şekilde masraftan kaçmadığım ama çok güzel olmasını arzu ettiğim halde lavoba giderlerinin dışarıdan hortumlarla yan duvara bağlandğını mutfak tezgahı giderlerinin yapılmadığını görünce delirmemek için kendimi zor tuttum.Kömürlüğe bile kapı yapılmadığını merdivenlerin bir kısmının mermersiz bırakıldığını görünce ne diyeceğimi şaşırdığımı siz dostlarımla paylaşmak istedim.

Bu durumlara üzülsekte Türkiyemizin gerçeği o ki; İnsanların birinci önceliği kısa yoldan para kazanmak ve zengin olmak yani çabuk köşe dönmek olduğunu ve sanatkar yetişmediğini alınteri ile ekmek kazanmanın çok şey ifade etmediğini görmüş olduğumu söyleyebilirim.

İnsanımızın bencilliğinin yanında,köyerde yaygın olarak yaşanan sınır kavgalarından bahsedebilirim. Saraydüzü İlçemiz köylerinin kadostra çalışmaları 1972-73 yıllarında yapılmış ve gerekli yasal prosudurü tamamlanarak resmiyet kazanmıştır.Ama ölçümler genelde eksik ve çarpıktır.Örneğin mevcut yapıların damzalık payları bile hesaplanmamış ve samanlık yerleri genel olarak ayni m2'ye tekabul ettirilmiştir.

Hernedense kadostra olmadan kavgasız geçinen dedelerimize rağmen insanımız da mal sevgisi yükseldikçe yollar sınırlar hep birbirine karışmış ve komşular basit meseleler için birbiri ile kavgalı hale gelmiştir.Ayrıca köyde yerleşik bulunanlar memleketine dönenleri sanki alanlarını daraltmaya gelmiş ve dışarıda gelen birisi imiş gibi görme alışkanlığı kazanmıştır. Bu durumlar pekte iç açıcı değildir.

Birde belediyeler köylere çöp konteynirleri vermiştir.Ama çöpler dışarılara atılmaktadır.Halbuki bu çöplerin çoğu yanacak ve dönüşüm yapılmadığında 40-50 yıl çürümeyecek türdendir.

Çöplerin değerlendirilmesi, değerlendirme imkanı olmayanların mutlak sürette yok edilmesi gerekmektedir.Bunun için de insanımıza çevre bilinci edinme faydası sağlanmalıdır.

Yazımızı okuyanların memlekette okadar güzellikler varken gidipte çöplerlemi ilgilendin diyenler olabilir.Ama unutmamamız gerekir ki insan en güzeline layıktır ve bu memleket bizimdir.Daha güzel ve daha iyi yaşanılır olmalıdır.

Tabiki bunları yazarken herşeyin sonunda insan unsuru karşımıza çıkmaktadır.Bunun içinde eğitim ve yine eğitim önemlidir.

Bizde bu bilinç içinde memleketimizde Hak-Hukuk kavramlarına bağlı sanat ve estetik zevki olan eğiitimli insan topluluğuna erişmesi temennisi ile herkese selam olsun diyorum.

Hoşça kalın.

 

 

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Nezih YILDIRIM Yazıları
E-GAZETE