Nükleer Santral Konusunu Farklı Değerlendiren Sinoplular - Tufan BİLGİLİ

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 20 Ocak 2018, Cumartesi 13:02:22

Bizim gazetenin (Sinop Pusulası) 18 Ocak 2018 tarihli sayısında İHA’nın ‘Sinoplular Nükleer Santral Konusunu Değerlendiriyor’ başlıklı yazısında Sinoplu olarak sunulan nükleer yandaşı dört vatandaşla yapılan çook derin(!), yarım gazete sayfasını aşan röportajı okudum. Hem röportajı yapanı, hem de değerli, bilimsel(!) fikirleriyle katkı sunan hemşerilerimi ( Sinoplu oldukları söylenenleri bir Sinoplu olarak tanımadığımı da yeri gelmişken belirteyim) kutluyorum.
Nükleer Santral Konusunu Farklı Değerlendiren Sinoplular
Nükleer karşıtı olmak kadar, yandaşı olmak da haktır. Saygı duyulur.

Ancak röportaj verenlerden Ünal Uzunoğlu’nun  (İnternette bu şahsı, Sinop ön adını da koyarak aradım google hazretleri dahi bulamadı…) derin tahlillerden sonra nükleer karşıtları için ‘3-5 çapulcunun istemiyoruz demesiyle yatırımın gelmeme gibi bir durumu olmaz’ gibi öz Türkçe söylemindeki çapulcu nitelemesi (demesi ) kabul edilemez!

Önce 3-5 sayısından başlayalım.

Sinop’ta nükleer istemeyenler bu hazretin dediği gibi 3-5 olmadığı gibi 3000-5000’ de değil. Sinop’ta yapılan nükleer karşıtı eylemlere katılanlar, gönlü orada olup katılamayanlar dışında; yaklaşık 40 000 nüfuslu Sinop’ta 10 000’in üzerindeydi. Bu insanlar yol paraları ödenip, ceplerine harçlık konulup mitinglere taşınanlarla da karıştırılmamalıdır. Bunlar değil katalım için para almak, ceplerinden para ödeyerek, işlerini kazançlarını bırakıp fişlenme riskini de göze alıp eyleme katılan çevreciler, sorumlu yurttaşlardır.

Çapulcu tanımına bakarsak; Çapul : yağma, talan, plâçka. çapulcu: Çapul yolu ile başkasının malını alan, talancı, yağmacı, plâçkacı. - Büyük Türkçe Sözlük-

Bu nükleer karşıtları değil çapulcu olmak; çapula, yağmaya, talana karşı oldukları için kendilerini bu günkü siyasal ortamda riske atan, eğitim seviyesi Türkiye ortalamasının bir misli üzerinde olan bilinçli kitlelerdir.

Nükleere karşı olmalarının nedenleri ise ‘çapulcu’ diyenlerin hafsalasının olamayacağı kadar bilimsel bulgulara dayanan gerçeklerdir.

Biz burada bir kaçını tekrar edelim de gözleri bağlı olmayanlar olsun fark edebilsin.

1.       (*) Nükleer enerji, Fransa hariç gelişmiş tüm batı ülkelerinde artık “ölü teknoloji” olarak anılmaya başlanmıştır. Karşıtlar Ölü Teknoloji olduğundan karşılar bu türe.

2.       Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) tarafından geçen yıl açıklandığına göre, dünyada her 2,5 yılda bir reaktör çekirdeği erimesi olayı gerçekleşme olasılığı olduğu için istemiyorlar nükleeri.

3.       Zararları önlenemez ve gizlenemez şekilde ortaya çıktığından : Son yıllarda, ABD'de birçok nükleer enerji santralı, emniyet tedbirleri ve yaşanan kritik sorunlar nedeni ile, ya geçici süre ile durdurulmuş ya da tümüyle kapatılmıştır. Örneğin, kısa bir süre önce, yapımı tamamlanmış olmasına rağmen Shoreham reaktörü, işletim masraflarının çok yüksek olacağı görüşü ile kapatılmıştır. İtalya'da M.Yıldırım ve İ.Örnek / GÜ Sos. Bil. D. 6(1):32-44 (2007) 38 referandumla faal haldeki üç reaktör kapanmıştır. Avusturya'da inşaatı tamamlanan ve çalışmaya hazır nükleer enerji santrali, halkın isteği ile faaliyete geçirilemeden kapanmak zorunda kalınmıştır. Kanada'da birçok reaktör, yine emniyet gerekçesi ile kapanmıştır. Fransa hariç, 14 OECD ülkesi nükleer programını durdurduğundan’ karşılar.

4.       Pahalı Teknoloji olduğundan: Nükleer santrallerin kuruluşunda yaşanan bütçe sorunları ve süre aşımları, üretilen enerjinin kolay satılamayacak kadar pahalı olmasına neden olmaktadır. Kuruluşu problemli olan nükleer enerji santrallerinin sökülmesi bir o kadar daha problem teşkil etmektedir. Sökülmesi yıllar alan nükleer santrallerin sökülme maliyeti ortalama 3 milyar dolar olarak hesaplanmaktadır.

5.       Elektrik fiyatları yüzünden: Üretim masrafları açısından özellikle eski teknolojiye sahip nükleer santrallerde oldukça pahalı enerji üretilmektedir. Doğal gaz çevirim santrallerindeki 3 cent/kW.saat’lik üretim masrafına karşılık, rüzgar enerjisinin kW.saat’i 4,5 cent’i, nükleer reaktörününki ise 7,5 cent’i bulmaktadır.

6.       Atık Sorunu sebebiyle: Nehirlere, göllere, denizlere boşaltılan soğutma sularının sadece birkaç saniye radyoaktif kalabildiği ve akabinde tümüyle arınmadığından tehlike yarattığı ifade edilmektedir. Söz konusu soğutma suları, doğal alanlara boşalmadan önce, reaktör ve yüzlerce metrelik borulardan geçmektedir. Bu sulara, reaktörden ve boruların kendisinden, radyoaktif kurşun, krom, kobalt parçacıkları karışmaktadır. Bunların radyoaktifliği de yıllarca sürmektedir. Uranyum atıklarını taşıyan personel, bu trende sadece 50 km seyahat edebilmekte; bu süre içerisinde bir insanın kaldırabileceği maksimum radyasyona maruz kaldıkları saptanmaktadır.

7.       Rutin İşletim Sırasındaki Zararları nedeniyle: Radyasyon sızıntısı için nükleer santrallerde bir kaza olması şart değil. Reaktörün normal günlük çalışma düzeni içerisinde insan ve çevre sağlığına son derece zararlı radyasyon doğaya rutin olarak verilmektedir. Kısacası, bir nükleer santralin “sorunsuz” çalışması sırasında da insanları ve doğayı zehirlemektedir.

8.       ”En temiz ve güvenli enerji nükleer enerjidir” söylemini de neredeyse tüm dünya yalanlamak olduğundan: Dünyada pek çok ülke nükleer enerjiyi terk etmektedir. Almanya, İsveç, Belçika, İspanya, Hollanda gibi ülkeler tarih vererek ya santralleri kapatmış ya da ömrü dolanların yerine yenisini sipariş etmeyeceğini belirtmiştir. ABD ve AB ülkeleri atıkları için milyarlarca dolar/euro harcamaktadır. Bu konuda ya kendi insanını zehirlemekte ve insanı ile sorun yaşamakta ya da gayri-ahlaki bir tavırla atıkları için başta Hindistan olmak üzere az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeleri nükleer çöplük olarak seçmektedirler. Türkiye de bu ülkelerden biridir. Karadeniz’de ortaya çıkan zehirli atık dolu İtalyan varillerinden hala kurtulamadığımız unutulmamalıdır.

 

(*)Metin Yıldırım ve İbrahim Örnek Gaziantep Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İktisat Bölümü

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Tufan BİLGİLİ Yazıları
Kaz
E-GAZETE