‘’O’’ FOTOĞRAFIN GERÇEK HİKAYESİ - TUFAN BİLGİLİ

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 20 Eylül 2019, Cuma 11:23:48

‘’O’’ FOTOĞRAFIN GERÇEK HİKAYESİ

Sosyal medya ve yerel basınımızın bir kısmı, Atatürk’ün 15 Eylül 1928 tarihli Sinop ziyareti anısına bu fotoğrafı yayınladı.

Karşılama heyeti bilindiği kadarı ile yine bu zevatın da katılımları ile teşekkül etmiştir ancak, söz konusu fotoğraf, 11 ay öncesi, 15 Ekim 1927 tarihlidir.

Fotoğrafın altındaki Osmanlıca yazıda;
Sinop Vilayeti namına Reisi Cumhur Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine arz-ı tazimata giden heyet.
Yan yazıda ise;
Aziz ve muhterem üstad 15 TEŞRİN -İ EVVEL 1927 Sinop Heyet-i Umumiye’den Vilayet Azaları. yazmaktadır.

Bu heyet, Atatürk’ü Sinop’a davet etmek vesilesi ile Ankara’ya gitmiş olup, tam 11 ay sonra da emellerine nail olmuşlardır.

Heyet, Sinop Meclis-i Umumisi (o günün İl Genel Meclisi) olarak oluşturulan, seçilmiş  azalar  ve dönemin valisinden müteşekkil olup, sağdan ikinci zat, merkez ilçeyi temsilen Kemal Dizdaroğlu’dur (Dizdarzade Kemal Bey) .

Giydikleri elbiseler, dönem mebuslarının ve başta kurucu önder Gazi’nin de yedi düvele mesaj olsun, nam olsun diye giydiği şık takımlardır ve ellerinde bulunan bastonlar da dönemin modasına uygun olarak, güç, asalet ve otorite sembolüdür. Cumhuriyet ilkelerini ve kazanımlarını idrak etmiş bir heyetin Meclisi-i Mebusan’a ve Reis-i Cumhur’a yapacağı son derece mühim bir ziyaret için en doğru seçim olduğu aşikardır.

Giyimleri ve seyahatleri dahil, tüm harcamalarını bir maaşa tabi olmadan kendi ceplerinden karşılayan bu zevat, Tekâlif-i Milliye Komisyonları vasıtası ile milli mücadeleye altınlarını, arabalarını, öküzlerini bağışlayan Sinop eşrafından gayrısı değildir.

Dizdarzade Kemal Bey, aynı zamanda, özellikle Batı Cephesi’nde Türk Ordusunun ihtiyaç duyduğu yiyecek, giyecek, araç-gereç ve her ne varsa bağışlayan Sinop’lulara vasıta olan, Kuva-yı Milliye teşekkülü Sinop Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin bir mensubudur (Başkan Emekli Jandarma Binbaşısı Rıza Vamık Bey, sonrasında Mevkî Kumandanı Binbaşı Cemal Bey,İkinci Başkan; Belediye Reisi Rasim Bey(Öküzoğlu), sonrasında Belediye Reisi Osman Nuri Bey, üyeler; Müftü Salih Bey, Çerkes Hacı Ömer Bey, Hacı Hasanzâde Şükrü Bey, Parmaksızzâde İsmail Bey, Hüseyin Hilmi (Uluğ) Bey, Eski Müftü İbrahim Hilmi Bey ile beraber).

Evliya Çelebi’nin 1640 yılı Nisan ayında gelip, 3 gün kaldığı Sinop’ta, 10 ciltlik seyahatnamesinin ikinci cildinde ;
‘’Dizdâr-ı kal’anın top menzilinden ba’îd giders eşeirlilerin ellerinde olan hatt-ı şerifleri m^cebince dizdârı katl etmeğe me’mûrlardır. Ol havfden fakir-i dizdâr bir top menzilinden ba’îd gitmeğe kâdir değildir. Cümle altı yüz müsellâh ve şeci ve bahâdır neferâtları vardır’’

şeklinde bahsedilen, Sinop Kalesi’den bir top atımı menzilinden daha fazla uzaklaştığında öldürülmesi için şehirlilerin elinde hatt-ı hümayun bulunan, sahip olduğu malı mülkü, kelimenin tam anlamıyla ‘’vatan savunması için başını ortaya koyarak’’ edinmiş, kale kumandanı fakirlerin soyundandır Kemal Bey.

Bilgilerim sadece babaannemin babası olan Kemal Dizdaroğlu ile sınırlı olmasına rağmen, heyetteki diğer üyelerin de, rahmetle ve minnetle anılması gereken şahıslar olduğundan tereddütüm yoktur.

Mezar taşları ile övünmeyi lüzumsuz gören aile geleneğimize rağmen, yaptıklarına benim şahsi katkımın olmadığı , hiç görmediğim büyük dedem hakkında lafı bu kadar uzatmamın nedeni yersiz  bir övünme için değildir.

Maalesef yurdumuzda gemi azıya alan örgütlü cehalet sayesinde, bu fotoğraf karesindeki şahısların aziz hatıralarının savunulması gereği hasıl olmuştur.

Sosyal medyada meydanı boş bulmuş bir kısım had yoksunu zırcahil, mezarına köpeklerin dahi işemekten imtina edeceği kırmızı fesli delilerin kustuklarını dinleye dinleye pekmeze dönmüş beyinleri ile, bu mümtaz şahıslar hakkında buraya yazılamayacak kadar galiz ithamlarda bulunmuşlardır ;

İngiliz ajanları
Halktan kopuk, köylüyü umursamayan elitler,
Halkı uşak eden lordlar
Siyonistler
Sinoplulukla alakası olmayanlar
Türklükle alakası olmayanlar
ve daha neler neler…

Bu ithamları sarfedenlerden bazıları, Atatürk’e dahi dil uzatacak kadar kadar zavallılar.

O fotoğrafta, şık giyim üzerinden hakaretler kusarken, yakalarda bulunan İstiklal Madalyalarını damatlık Reşat altını zannedecek kadar gözü dönmüş cahillere sözüm ;

Delirmenin bu derecesini yaşayanların cezai ehliyeti olmaz normal şartlarda ama, gemi azıya alıp cehaletin örgütlü eyleme geçtiği bu dönemde, meydanı boş bulduğunu zanneden haysiyet yoksunlarına had bildirmek farz olmuştur.
Müsbet veya menfi yorum yapan herkesle paylaşıyorum ki bu yazıyı, rahatsız olanların  içi soğusun, eceli gelip cami duvarına bevledenlerin yüreğine ateş dolsun.

Facebook şikayet mekanizmasına özellikle başvurmuyorum.  Eminim ki çoğu kuyruğunu kıstıran köpekler gibi tükürdüğünü yalayacak, yazdıklarını silecek inlerine çekilecek.

Kuyruğunu kıstırıp, inine geri dönenler ;
Yazdıklarınız kaydedildi, belgelendi. Türk Milleti adına hesap soran savcıların önünde el pençe divan hesap vereceksiniz.

Onuruna dil uzatmak için çok yanlış bir aile seçtiniz. Tarafınıza açılacak hakaret davalarında sürüneceksiniz.

Her birinizi ayrı ayrı telefonla arayıp, bu cesaretinizin kaynağını bizzat soracak ve hazır bu kadar cesaret sahibi iken , o kustuğunuz kelimeleri bir de o insanların torunlarına söylemeye sizi davet edeceğim.

Yukarıda saydıklarım kaçarak, gizlenerek kurtulma ümidi besleyecek olan garibanlar.

Bir de diğer model var ki, en sevdiğim; kudurmuş köpek gibi, akıllanmamaya, zerre izan sahibi olmamaya yeminli olanlar. ‘’Abi ne olur benim boynuma ip bağla da ibret olsun diye Sinop sokaklarında melete melete dolaştır’’ diye yalvaracak olanlar. Bir selamınız yeter. Sizi sokak sokak gezdirmeden önce, büyük büyük dedem Refik Ağa’nın sizin gibi müptezellere yaptığı gibi , kubur direğine bağlayıp yüzünüze çalı süpürgesi ile makyaj yapmayı da ihmal etmeyeceğim ki, bu ailenin köylüden, topraktan asla ve asla uzak olmadığını daha bir güzel idrak edin.

Lütfen TC kimlik numaralarınızı iade edin ve Dizdaroğlu Sokak’ta bulunan Sinop Ticaret Odası’ndan kendinize birer irsaliye numarası alın ki, hayatınız boyunca ‘’MAL’’ olarak yaşayın. Adımızı verdiğimiz Dizdaroğlu köyünde de hepinizi otlatacak kadar meramız var.

Dedeleriniz o dönemin Sinop’unda yaşamışsa eminim ki onlar da milli mücadeleye bu insanlarla omuz omuza destek vermiştir ve siz onların kemiklerini sızlattınız. Utanın.

O küfrettiğiniz insanlara hayır duası okuyanların bedduaları sizi cehennemde sonsuza dek yakmaya yeter ama ölmenizi bekleyemeyecek kadar sabırsızım.

Ali DİZDAROĞLU

 

 

 

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer TUFAN BİLGİLİ Yazıları
E-GAZETE