Okullarımızdaki Kanayan Yara Kaynak Kitap Sorunu - Tufan BİLGİLİ

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 18 Ekim 2018, Perşembe 11:13:12

Son zamanlarda velilerin kaynak kitaplardan şikayetleri üzerine bir takım eğitimcilerin de içinde olduğu bir kısım insan; ders kitaplarının yetersiz olduğunu, içerlerinde yeterince bilginin bulunmadığını, yine içlerinde yeterince test olmadığını, öğrencilerin seçme sınavlarına hazırlık için bu kaynakların elzem olduğunu , kaynak kitapları alınmasına karşı çıkanların çocukların özel okulda okutan veliler olduğunu vb., vb…iddia etmektedirler.
Okullarımızdaki Kanayan Yara Kaynak Kitap Sorunu
Evet, doğru. Bence de  kaynak kitap sorunu eğitimin kanayan yaralarının başında gelmektedir.

Ancak yukarıdaki savlarla kaynak kitapların gerekliliğini hatta zorunluluğunu savunanlar kesinlikle eskide kalmış; eğitimin içeriğini bilmeyenlerin hak verebileceği, doğru gibi görünen ancak günümüz gerçekleriyle örtüşmeyen, hatta çelişen bir durumdur.

Önce kaynak kitapların içerisinde (yeterince) bilgi olmadığı iddiası ile ilgili olarak:

Evet. Ders kitaplarında, kaynak kitaplarını savunanların anladığı anlamda ders kitaplarında (çok) bilgi yok. Çünkü, günümüzün insanının bilgi edinememe, bilgiye ulaşamama gibi bir sıkıntısı yok. Onun için bu kitaplar bilgi ile doldurulmamış.  Beş yaşındaki çocuk elinin altındaki telefonla okuma-yazma öğrenmeden dahi bilgiye ulaşabiliyor. Onun için günümüzün sınırsız bilginin ezberlenmesine, hamallığının yapılmasına gerek de, olanak da yok. Hangi doğru bilgiyi öğreteceksin!? Bu günün doğrusu yarın yanlış. Özellikle de sosyal bilimlerde.

Bilgi toplumunda (içinde bulunduğumuz, bizim geçmemek için direndiğimiz, gelişmiş ülkelerin çoğunun ise  geride bıraktığı çağ) önemli olan, bilgiye ulaşma yollarının bilinerek, bilgiye ulaşılması; ulaşılan mevcut bilgilerin karşılaştırılması, bilgiden çok, doğru/ o an –durum için geçerli bilginin seçilebilmesi, seçilen bilginin önündeki probleme uyarlanıp problemin çözülmesi, bu bilgiden yeni bilgiler  üretilebilmesi, üretilen bilginin çevreye uygun biçimde ifade edilip, çevrenin kabulünün ve kullanımını sağlamayı hedeflemektedir.

Yani 2005 yılından bu yana uygulanan programlarımız “Yapılandırıcı Eğitim Felsefesi”ne uygun ders ve çalışma kitapları, bilgiden ziyade ağırlıklı olarak, günümüz insanının ihtiyacı olan doğuştan getirdikleri becerileri /kazandırmayı da değil,/ geliştirmeyi hedefleyen etkinliklerden oluşmaktadır.

Bu nedenden yeni programın felsefesinden habersiz veliler ve eskide kalmış eğitimciler için ders kitapları “içinde yetirince bilgi olmadığı için”(Kitapları hazırlayanlar içlerine koyacakları bilgiyi bulamadıklarından olsa gerek)  kaynaklar ihtiyaçtır sonucuna varıyorlar. Bundan şikayetçi eğitimciler de öğretmenlerinden gördükleri ya da alıştıkları öğretmenliği yapmak isteyince ders kitaplarındaki  öğrenci merkezli etkinlikleri uygulamak bunlara zor gelmektedir.

 

Bu durumda kitaptaki etkinlikler çoğunlukla (yapmış olmak için etkinlik yapmak adına) okutulup geçilmekte, kaynak kitaplarındaki programda olmayan bilgilerle çocuklar meşgul edilerek; (bunlarda) çok iş yapıldığı, çocukların çok öğrendikleri kanısı ortaya çıkmaktadır. Ki fazladan yapılan bu çabaların çocuklara hiç yararı dokunmadığı gibi çocuklarda onarılmaz yaralara neden olduğu bilinçli eğitimcilerin bildiği gerçektir.

Bir örnekle…

Program  çocukların dinleme, anlama, anlatma, karşılaştırma, iletişim vb becerileri gibi daha somut olduğu için,  yüzme (Diyelim);  becerisini geliştirmeye yönelik (Üç ders saatlik) bir etkinlik düzenlemiş olsun. Çoğunlukla öğretmenler sınıfta , kitaptaki ilgili etkinliği okutarak dersin on dakikasında okuma işlemini bitirtiyor. Beş dakika da okuduklarına ile ilgili soru soruyor, cevapları alıyor.  On beş dakika. Geri kalan onca zamanda ne yapacak? Zamanı nasıl dolduracak? Öğrenciyi neyle, nasıl meşgul edecek?! İşte o zaman gelsin kaynak kitap. Yüzme ile ilgili envai çeşit bilgi… Oku. Okut. Anlat. Anlattır. Soru sor. Test çözdür. Testi yanıtla. Ödev ver. Ödevler kontrol et.(çoğu etmez ya da yüzeysel, içeriğe bakmadan eder.) Haftalarca çocuk uğraşın sen, uğraş. Veli uğraşsın. Sonuç! Çocuk yüzmenin tarihini, yüzme, şampiyonlarını, yüzme havuzunun boyutlarını vb,vb. öğrendi varsayalım.

Peki. Dersin amacı neydi? Çocuğun yüzme becerisini geliştirmek. Bu kadar sıkıntıdan sonra o sıkıntılara katlanan çocukların yüzme becerileri ne kadar gelişmiştir?! Değil yüzmelerinin gelişmesi, büyük olasılıkla  bizim geliştirmeyi istediğimiz için çalıştığımız yüzmeden nefret etmişlerdir!

Şimdi biz çok çalıştık, çok verimli  eğitim yaptık diye övünecek miyiz?

O kadar sıkıntıya girmek yerine. Kısa süreli de olsa çocukları suya sokmayı becerebilseydik. Güle oynaya, çırpına, biraz su yuta, biraz kulaç atarak, arkadaşına bakarak, onlardan yardım alarak, diğerine yardım ederek, on kulaç fazla atması mı yüzme ile ilgili becerisini geliştirir, yoksa test çözerek, yüzme literatürünü ezberleyerek mi?

Kaynak kitapları savunanların en önemli argümanları da çocuklar seçme sınavlarına katılacaklarıdır. Ve onlar çok test çözdürerek çocukları bu sınavlara hazırladıklarını düşünüyorlar!

Şunu peşin olarak söyleyelim. Bu programların  sınav sorularının hemen hiç birini ne yardımcı kitaplarda, ne örnek testlerde bulamazsınız. Ne kadar kötü hazırlanırsa hazırlansın bu sorular büyük çoğunluğu özgündür(olmalı) bilgiden çok beceriyi ölçmeye yönelik sınavlardır. Ancak anlama, kavrama, yorumlama, uyarlama vb. becerileri olan çocukların başarılı olabildikleri sınavlardır. Ve gerek kaynak kitapların, gerek testlerin; gerek özel okullarda, özel öğretmenlerin fazladan çocuklara yükledikleri, yüklemeye çalıştıkları bilgilerin çocukların başarılarda hiç katkısı yoktur.

“Ama falanca kaynak kitaptan faydalanan öğrenci, filan özel lisenin öğrencisi , falan dershanede çok test çözen çocuk başarı oldu” diyenlerinizi duyar gibi oluyorum.

Verdiğiniz örnekler doğru olabilir. Ancak o çocukların başarısının nedeni, falanca özel okul, filanca yardımcı kaynak veya yaprak test değildir. Bu tür sınav kazanan öğrenciler çoğunlukla sosyo- ekonomik  ve kültürel bakımdan üst seviyedeki ailelerin çocuklarıdır. Ya da özel çocuklardır. Bir de kısmen; “ben çok test çözdüm, özel ders aldım, özel okulda okudum. O zaman arkadaşımdan daha başarılı olmalıyım/olmam gerekir”, psikolojisinin verdiği moral başarmalarına katkıda bulunabilir. Özünde…Bu çocuklar başardılarsa o özel öğretmelere, o testlere, o kaynak kitaplara , o dayanılması güç tekrar ve ezber ödevlerine rağmen kazanan çocuklardır.

 

2005 yılından bu yana uygulanan “Yapılandırıcı Eğitim Felsefesine” göre hazırlanan kitaplardaki etkinlikler çocuklara yeter. Ve bu çocuklar ancak dünyadaki emsalleriyle böyle rekabet edebilir.

 

Yani kaynak kitabın gerekliliğini savunanların yetiştirebilecekleri en başarılı çocuk belki bant tipi üretim tarzı (endüstri 2) insanını olabilir. Onun da çağımız dünyasında pak değeri yoktur.   

Ki gelişmiş toplumlar bilgi toplumunu (endüstri 3’ü) geçeli çok olmuş endüstri 4.0’ı aşmış 4.1’e hızla yol alırken  Endüstri 2 ‘de kalmak istemiyorsak onların çocuklarıyla çocuklarımızın yarışmasını istiyorsak, uluslar arası “PİSA” sınavlarında nal toplamanın ötesinde yerler edinmek istiyorsak, yeni durumlara ayak uydurup hızla koşmalıyız.

Bu nedenlerden siz öğretmenlerden ve onların yöneticilerinden ısrarla ders kitaplarındaki etkinliklerde çocuklarınızı yeterince yararlandırmalarını isteyiniz. Yasal olmayan şekilde çocuklarınızdan kaynak kitap isteyen öğretmenlere direniniz. Bunları takip etmeyen eğitim yöneticilerini zorlayınız.

Sizi ve çocuğunuzu maddi ve manevi bakımdan yaralayan bu durumu kabullenmeyiniz. Böylece hem siz, hem çocuğunuz, hem toplumumuz daha huzurlu olsun hem dünyanın gelişmiş ülke ve insanlarıyla rekabet edebilsin.

 

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Tufan BİLGİLİ Yazıları
E-GAZETE