Perde Kapanıyor (İzden Sızan 61) - TUFAN BİLGİLİ

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 02 Mayıs 2019, Perşembe 13:31:27

Perde Kapanıyor (İzden Sızan 61)
Yarımadadaki okullarının kuzey yönünü uçsuz bucaksız Kara Deniz kapsardı. Denizin engin maviliği taaa Rusya’ya, Kırım’a kadar uzanırdı. Kuzey Batı’da ise Akliman ve Türkiye’nin en kuzey ucu İnce Burun görünürdü kimi ayan beyan, kimi puslu.

Kastamonu’yu, Taşköprü’yü; Akliman’ın arkası diye hesap eder, o yöne dönerek ağlar, memleket, sıla hasretini hep öyle giderirdi. Yatakta yatarken dahi sılayı düşünürken  yüzünü o tarafa dönerdi de farkına vardığında bu yaptığını, sanki başka biri durumu anlamış gibi utanır, gülümserdi kendi kendine. En çok hafta sonu tatillerinde bahçede dolaşırken ayakları kuzey batıya gider, karanın bittiği sahilin başladığı dik, insanın içini ürpertir derecede yamacın farkına varıncaya kadar yürümez sanki süzülürdü. O derin, ürpertici korkunç yamacın farkına varıca… Aşağıya bakmışçasına korkar, geriye sıçrardı. En cesur arkadaşları dahi yarım metre öteden bir başka arkadaşının elinden tutarak aşağıyı görmeye çabalar, insanın başından şapkayı düşürecek kadar derin, dik uçurumun denizle buluştuğu noktayı çoğu kez göremez, görmediği halde arkadaşlarına gördüm, derler; tümünün tüyleri diken diken olurdu. Kızların hepsi denize bu kadar yukarıdan değil de, paçalarını sıvayarak ayaklarını sokacak kadar kumluk zeminden bakmayı arzularlardı. Bu hayalleri gerçekleşmeyeceğine göre daha gerçekçi bir gerekçe arayan Seher; okula geldiklerinden bu yana dikip, bakıp büyüttükleri, şimdi diz boyu olmuş çamların büyüdüğünde bu uçurumun  bu kadar vahşi görünmeyeceği düşlerdi.

***

                Evet işte bu… Şimdi havadaydı ve… Ayakları yerden uzaktı… Uçuyordu… Yüreğini ezen acılardan kurtulmuş gibiydi… Şimdi rüzgar daha hızlı vuruyor yüzüne… Daha rahat nefes alıyor…

***

Dalgalar iki metre ileride karayelin önünden köpükler saçarak yalıya doğru savrulurken iki metre ileride; iri taşların limanlığında, Ada’lıların kalas denizleri dediklerine benzer, dışarıdaki azgın dalgalarla alakasız, ölü dalgalar gibi hafifçe yükselerek, geniş aralıklarla, ritmik biçimde yavaşça sahile vururken; dalgaların kıyıya ulaştığı sığlıkta, serçe parmak iriliğinde, orta boy tepsi genişliğinde yularya sürüsü yagıntı yaparak Kumkapı’dan doğuya, Çukurbağı yönüne doğru oynaşarak ilerliyordu.

                Hareket halindeki yularya sürüsü yollarına birden bire çıkan  cisim nedeniyle önce ikiye ayrıldı. Bir an farklı yönlere gidecek, ayrı sürüler halinde yollarına devam edecek gibi izlenim uyandırdıysalar da az ileride birleşip yine tek sürü halinde suda sıçrayarak iri taşların limanlık yaptığı durgun su parçasından çıkıp, rüzgarın savurduğu haşin dalgaların arasında gözden kayboldular.

                Küçük balık sürüsünü ikiye bölen nesne; kıyıya doğru kadife yumuşaklığıyla vuran dalgalarla, papatyanın etrafındaki taç yapraklar gibi kafanın tamamını saran, birazı yüzüne yapışan saçlarıyla, yüzü yukarıya dönük,  gözleri anlamsız şekilde havaya bakan, çocukluktan yeni çıkmış bir gencin başıydı. Uzaktan bakıldığında bu baş, kökü suyun deriliklerindeki nilüfer çiçeklerine benziyordu. Ancak Seher’in artık kökü yoktu…

***

Yarın başından bakanlar, yine yarın denizle birleştiği kısmı göremiyorlar ancak “gitti!, gitti! Seher gitti!” diye feryat ediyorlardı. Kalabalıktan güçlü kuvvetli üç dört kişi yarın eğimi az olan yönüne hareketlendiler. Çalıları, otları tutarak güçlükle yalıya indiler. Ancak Seherin bulunduğu yere gitmelerine yalıyı çılgınca döven dalgalar izin vermiyordu. Uzun uğraştan sonda iki delikanlı yalıyı geçip yarın yamacına doğru hamle yapan dalgalar arasından Seher’in düştüğü, iri kayalardan oluşan koyda, dalgalardan uzakta kıpırtısız yatan Seher’e ulaştılar. Bin bir güçlükle çıkarıp hastaneye gönderdikleri ise Seher değildi. Seher’in cansız vücudu idi.

 

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer TUFAN BİLGİLİ Yazıları
E-GAZETE