Ramazan Bayramından Memlekete Gezi Notlarım!.. - Nezih YILDIRIM

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 12 Temmuz 2016, Salı 10:28:21

Değişmez kural gibidir, bayramlar yaklaşırken içimde bir kıpırtı başlar. Ağırlığımız Ankara’da olduğu halde ilk fırsatta memleket yollarına düşerim.
Ramazan Bayramından Memlekete Gezi Notlarım!..
Memlekete geliş anlamında hiçbir bayramın diğerinden farkı yoktur ve güne birlik bile olsa kendimi memlekete gelme sorumluluğunda hissederim. Bu yıl 5Temmuz 2016’da başlayan ramazan bayramı da ayni oldu. Bayram tatilinin 9 güne çıkması herkes için olduğu gibi benim içinde adeta bir fırsat oldu.

 Böylece Cumartesi (2 Temmuz 2016)  günü saat 10,45’de Ankara’dan hareketle düştük Sinop/Boyabat yollarına. Yollar bayağı kalabalıktı, özellikle Ilgaz Tosya yolunu en çokta İstanbul plakalı araçlar süslüyordu.

 Sabırla trafik kurallarına uyarak geldik Kargı yol ayrımına. Bundan sonra trafikte de kendi hududumuza geçişle gönlümüzde de bir ferahlama olmuştu.

 Hatta kargı dağını aşarken serin bir gölgede iki saat civarında dinlenmeyi de ihmal etmemiştim. Eskiden Kastamonu Taşköprü üzerinden giderdik Boyabat’a Kargı yolunun açılması ile yollar değişti hem kısaldı ayrıca da benim köyümün yakınından geçti.

Eski tarihlerde ki köyümüzden Boyabat’a ulaşmak için verilen mücadele tarih oldu ve unutuldu. Köyümüzün insanları Boyabat’a gelmek için geçmişte, zorlu bir yolculuk yapmaya çalışırken; Allah’ın lütfuna bak ki şimdi Boyabat’a gitmek için buralardan geçiliyor.

Ama köyümüzde (şimdilik)evimiz bulunmadığından direk Boyabat’a fakirhanemize geliyoruz. Buralardan geçerken ufak çaplıda olsa içimiz de burukluk oluyor. Bu yılda aynisi oldu. İftardan bir iki saat önce Boyabat’a indik.

Sağ salim Boyabat’a inmenin rahatlığı içinde, mahallemize giriş yolu (hastane duvarı bitişiğinden) direk karşıya geçişte, daha önceden bozuk olduğunu bildiğim mahalle yolunun yapılmamış olması biraz canımı sıktı. Tamda evin önüne geldim Ağaoğlu Sokağıyla yan sokağın bitiştiği yerde kabaran kilit taşlarına arabanın altını sürttüm. Boyabat gibi güzel bir ilçeye bu durum yakışmıyor diye üzülmüştüm. Ama   Belediye Başkanımız Sn. Şefik Çakıcı ile yaptığım görüşmede buraların komple söküleceğini Yani işin planda olduğu öğrenince rahatladım. Zira bilirim ki belediyecilik planlı çalışmayı gerektirir Boyabat belediyemiz de çalışmalarında bu plana uyuyor.

Geçmişte Boyabat’ın yön levhalarıyla ilgili bir yazı yazmıştım o günkü Belediye başkanımız alınmış ve basın aracılığı ile “insan görmek istediği gibi bakar” ifadesini kullanmıştı.

Lakin haklı idim dışarıdan gelen biri “Kale bağını yön levhaları ile bulabilmeli” diye düşünüyordum. Çıkmaz sokakların  girişlerin de işaret levhalarıyla belirtilmeli idi. Bunlar basit ama şehire estetik kazandıracak işlerdir. Bu çalışmaların yapıldığını biliyorum.

Türkiye’de yayımlanan ilk gazete “Tercüman-i Ahval” in ilk makalesinde “gazete halkın gözü işiten kulağıdır ” denilir.

Bizim bu göz ve kulak görevini yapma sorumluluğumuz olduğunu hep düşünmüşümdür. Yoksa gazeteciliği veya yazı yazmayı hiçbir zaman muhbirlik olarak düşünmedim. Aksine yol gösterici işaret edici ve görünmeyeni gören bir meslek olarak düşünmüşümdür.

Bu bayramda ufak tefek başka sürprizlerle de karşılaştık. Eve girince bir odanın balkon kapısının camı kırılmış ve iki gün önce temizletilen evin (odanın) içi cam kırıkları ile dolmuştu. Aslında bunda ne var denilebilir ama yolda gerilmişsin ve yaşanmış olumsuzluklardan sonra düşünün ev balkon kapısının da camı kırılmış, bu da yetmezmiş gibi üst kattan WC’ye akıntı. Memleketin de olsa esnafını ve neyin nerede olduğunu bilmiyorsun ayrıca da bayram tatilindesin vs.

Neyse ki akrabam Satılmış Gökgöz imdadımıza yetişti söktü balkon kapısını aldı götürdü camını taktırdı ve getirdi. Allahtan arabası müsait ve Boyabat’ın esnafını biliyor. Sonuçta kapının camını taktırdı biraz rahatladık zaten iftar saati de gelmişti. Evin diğer eksiklikleri de bir gün sonra tamamlandı.

İftarı dışarıda mı evde mi açalım derken evde açalım görüşü ağır bastı ve teraviyi de mahallemizin camisin de kılmak daha uygun geldi ve öyle de yaptık.

Ertesi gün(3.7.2016) ise Boyabat’ta birkaç dost ziyareti ile saat 16.00 civarında Gerze’ye gitmek üzere yola çıktık ikindi okunurken de Gerze’ye varmıştık. Yollar çok güzel ama trafik akışına bakınca birkaç yıl sonra bu yollarında yetersiz kalacağı belli. Ülkemiz gerçekten göreceli bir zenginlik yaşıyor. Allah bozmasın. Garaj camisinde namaz kılarak sahile indik biraz dolaştık orada bir yerde de oturarak akşam yaklaşmıştı ki şehir merkezine geldik. Hüseyin Tüzün isminde seksenlik bir ağabeyimize iftar edebileceğimiz temiz bir lokanta sorduk.

Hükümet konağının karşısında “Konak Lokantasına” gidin dedi. Bizde öyle yaptık. Girişte sulu yemek üzerine çalıştığı belli olan lokanta da adeta serviste “reform” vardı. Çok güzel bir ekiple hemen servisi yaptılar ve iftarımızı orada açtık. Fiyatlarda çok uygun geldi. Akşamı orada merkez camide (çok güzel estetiği Olan bir cami) kıldık ve son teraviyi Alâeddin Keykubat’ın askerlerinin namaz kıldığı Sinop Merkezde ki Alâeddin Camide kılmak üzere Gerze’den ayrıldık.

Alâeddin camiye yatsıya 25 dakika kala gelmiştik. Aracımızı bir marketin önüne park ederek ve abdest tazeleyerek teraviye rahatça yetiştik.

Alâeddin Camide “Abdullah Ergin” (soyadı hatırımda böyle kaldı) hoca çok güzel kıraatle son teraviyi kıldırdı. Saat 23.30 gibi Sinop’tan hareketle Boyabat’a geldik.

O gün Boyabat’ta istirahati düşlerken!..

(Devam Edecek.)

 

 

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Nezih YILDIRIM Yazıları
E-GAZETE