Rıza Nur (İzden Sızan 38) - Tufan BİLGİLİ

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 12 Kasım 2018, Pazartesi 12:31:24

Seher’in bu gün araştırma için gideceği Rıza Nur Kütüphanesinin bağışlayıcısı Rıza Nur hakkında hiçbir arkadaşının hiçbir şey söyleyememesi, çevredekilerin bu konudaki bilgisizlikleri Seher’i şaşırtmıştı…
Rıza Nur  (İzden Sızan 38)

Sinoplu böyle bir ünlü hakkında hiçbir Sinoplunun doyurucu bilgi verememesine rağmen  çok uzaklardan, çok ünlü  bir Fransız yayını Larousse’un Rıza Nur için yazdıklarını bilseydi daha çok şaşırırdı:
Fransız Larus Rıza Nur için şunları yazıyordu(*)

              “İlk defa Rıza Nur’dur ki 14 cilt olan Türk tarihini Türk dilinin Arap ve Acem kelimelerinden tasfiye edilmiş şekilde yazmıştır.

Rıza Nur ilk defa olarak Fransız operalarının ve bazı o baletlerini hece vezni, milli vezir ile Türkçe'ye tercüme etmiştir.

Yunanlılar üzerine olan Türk zaferi Ankara hükümetinin vaziyetini sağlamlaştırdı. Bilhassa son sultan halifenin kaçışından sonra bu daha çok kuvvetli ermiştir 17 teşri Sani 1922 zaten bir teşrin-i Sani 1922'de Rıza Nur beyin teklifi üzerine B.M.M. sultanlığı ve 6. Mehmet'in halifelik sıfatından iskatını(kaldırılmasını)  karar altına almıştır. (Cilt 6 Sahife 849)

Rıza Nur Türk gazetecisi Ve Siyaset adamı 1879'da Sinop'ta doğmuştur  İstanbul Tıp Fakültesinde Çocuk Cerrahi profesörü olup Türkiye'ye 1908 meşrutiyetini veren Türk Devrimi'nde pek faal surette payı vardır. Sinop mebusu olmuş, Mebusan Meclisi'nde bir muhalif parti teşkil etmek için İttihat ve Terakki Komitesi'nden çıkmıştır. Birçok defa hapsedilmiş, sonra sürülmüş faaliyetlerini Arnavutluk’ta devam etmiş,  sultan hakimiyetine karşı orada olan ihtilale katılmıştır. 1914-18 arasındaki umumi savaştan sonra memleketine geldi. Yeniden Sinop mebusu seçildi. Ankara Cumhuriyet Hükümeti teşkilinde payı vardır. Orada bu işe Maarif Bakanı sıfatıyla katılmıştır. Bir sıra kültür müesseseleri kurdu. Türk dilinin tasfiyesini emretti. Zaman zaman sağlık ve hariciye vekili oldu. 1921'de Moskova'da Türk Rus anlaşmasını, Türkiye Lehistan anlaşmasını yaptı. Türkiye'de din ile Devleti ayırmasının gerekçesi olan halifeliğin kaldırılması önergesini hazırladı. (Vahidettin 17 Kasım 1922'de Malaya zırhlısı ile kaçıp İngilizlere sığınınca yeni bir halife seçimi kaçınılmaz olmuştu. Ankara Hükümeti'nin Diyanetişleri Bakanı Mehmet Vehbi Efendi, Padişahlığı kaldırılmış olan Vahidettin'in yurt dışına kaçmış olmasından dolayı halifeliği de yitirdiğine, Halifelik Makamının boş kalmış olduğuna, yeni bir halifenin seçilmesi gerektiğine dair bir fetva çıkardı. 18 Kasım 1922'de Rıza Nur’un B.M.M'de okunan önergesi kabul edilmiş ve Vahidettin halifelikten düşürülmüştür.)

 Bundan sonra siyasi hayatı bırakarak tarihi ve edebi araştırmaya kendini vermek için Paris'e geldi 52 eserin sahibidir Bunlardan biri Türk tarihi olup 14 cilttir. (C.5,S.1104)

-?!!!

Fransız ansiklopedisinin bu kadar özelliğini sıraladığı Rıza Nur ile ilgili olarak memleketinde, Sinop’ta, arkadaşları arasında, hatta onların yakınları arasında hemen hiç bilgi yoktu.

 O zaman???!

Araştırmaları sırasında anladı ki belli bir çevre, özellikle İslamcı çevreler onu alttan alta destekliyor,  Atatürk ile olan ilişkilerinde onu daha kollar pozisyon alıyorlar. Bazı kitapları gizli gizli el altında dolaşıyor. Özellikle Mustafa Kemal ile ilgili olanları.

Bu sorularla okul bahçesinde dolaşırken bir kafasındaki soruları bilen bir arkadaşı Dr. Tevitoğlu Fethi isimli birinin Rıza Nur Hakkında yazmış olduğu bir kitapçığını gizlice kendisine verdi. Arkadaşının gizemli tavırları, kızın merakını daha da artırdı. İlk akşam etüdünde okuyacağı kitap buydu.

Yemek hanede ne yediğinden, ne içtiğinden bir şey anladı. Kitaplarının arasına sakladığı kitapçık  kızgın ateş gibi onu yakıyor,adeta hasta ediyordu. Farklı tavırları yakın arkadaşları tarafından hemen sezilmiş ilgi odağı olmuştu. O ısrarla hiçbir şeyi olmadığını, biraz başı ağrıdığından yalnız kalmak istediğini söylüyordu. Yemeğini bitirmeden yemekhaneden çıktı. Daha yarım saat olmasına rağmen her zaman yaptığı gibi bahçede dolaşıp,  deniz üzerinden memleketinin  bulunduğu yöne , Akliman tarafına baktı. Bu kez sılayı anmadı. Geçen ilk baharda gittikleri Ak Liman’daki kum laleleri gözünün önüne geldi. Onların emsalsiz kokusunu bir an burnunda hissetti. Bu ilgisiz düşünce kaymasına anlam veremedi. Kendi kendine şaşırıp, söylenerek etüt salonuna çıktı. Sınıfın en arka sağ köşesindeki sıraya oturdu. Bu akşam sevdiği hocalardan  Mustafa (Dönmez) hoca etüt hocasıydı.Bu onu  biraz daha rahatlatmasına rağmen ders kitaplarının arasındaki…

Kitaplarını sıranın gözüne koydu. Edebiyat kitabını açtı. Okuduklarından bir şey anlamadan, gözü önündeki açık kitapta, aklı karma karışık… Zil çalmış. Arkadaşları gelmiş.. Etüt başlamış. Her kez kendi dersiyle meşgul. Kimsenin kendisiyle ilgilenmediğini fark edince risaleyi yavaşça, bir başkasının malını çalarcasına sırasının güzünden çekti. Kitapta ne görecekti!? Yine yüzüne kan hücum etti. Edebiyat kitabının arasına koydu, üzerini kitabın sayfasıyla kapattı. İki dakika gözleri kitapta, aklı kitabın arasındaki yasak kitapçıkta… Sonunda heyecanla kitapçığı açtı. Açtığı sayfada:

“Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan Lozan Antlaşması'nın imzası ne kadar milli hükümet dokuz anlaşma yapmıştır.Bu anlaşmaların çoğunda Rıza Nur Bey’in baskın izi vardır. Bu antlaşmalardaki rollerine bakarsak:

Ermenilerle yapılan anlaşma da Rıza Nur beyin bu anlaşmaya girmiş fikirleri vardı.

1921'de ki Rus-Türk Antlaşması'ndaki isimler  Yusuf Kemal Bey, Ali Fuat Paşa ile birlikte bir diğeri Rıza Nur Bey’dir.

Türkiye'nin Rusya'ya olan borcunun silinmesi ile ilgili olan Türkiye Afganistan Antlaşması'nı Türkiye adına Rıza Nur Bey yapmıştır.

Türkiye Ukrayna Anlaşması'nda Rıza Nur beyin Fikri yoktur yalnız anlaşmaya başkanlık yapmıştır.

Türkiye Polonya anlaşmasına yetkili  olarak katılmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti'nin varlık sebebi olan Lozan'da ise İsmet İnönü'den sonra ikinci adam olarak görev yapmış, İsmet İnönü Rıza Nur'un hizmetlerini Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde tüm vekillere kürsüden duyurmuştur.

Saltanatın kaldırılması laikliğin yerleştirilmesi ile ilgili teklifi hazırlayan Rıza Nur dur.( Büyük Millet Meclisi zabıtları  üçüncü toplantı senesi 129. Toplantı 30 Teşrin-i evvel 1338. 1338cilt 24. Sayfa 289)”

“Dincilerin özellikle son maddeden haberleri yok muydu?!  Laiklik ve saltanat gibi en can alıcı noktalarına darbe vuran Rıza Nur’a nasıl araka çıkarlardı ki!”…

… Düşüncesindeki Seher’in, Rıza Nur’un       ‘ Hayat ve Hatıratım’ isimli kitabından haberi yoktu. Bu dört ciltlik yaklaşık iki bin beş yüz sahifelik bu kitapta Rıza Nur, Mustafa Kemal’i kendi bakışından yorumlayıp,rezilce değerlendiğini; bu kaynağın, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanları için tek ve en somut belge olduğunu bilemezdi.

Ancak elindeki kitaptan okudukları, bilmediği; ancak hiç de gizeme konu olabilecek bilgiler değildi. Şimdi biraz daha sakinlemiş, daha rahatlamıştı. Mustafa öğretmen de kürsüden kalkmış önce koridora bir göz gezdirmiş sonra sınıfta, sıraların arasında dolaşmaya başlamıştı. Seher’in hemen bütün sırlarını paylaştığı öğretmenlerden biriydi Mustafa öğretmen. Ancak şimdilik ortada sır görünen bir şey olmadığından paylaşacak pek bir şey de söz konusu değildi.

 

(*)Dr. Tevitoğlu Fethi

 

 

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Tufan BİLGİLİ Yazıları
Kaz
E-GAZETE