ŞAİRLER TOPLUMLARIN SESİDİR. (14 yıl önce yazılmış bir yazı) - Nezih YILDIRIM

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 07 Ekim 2021, Perşembe 12:02:05

Kültür ve Turizm Bakanımız Sn. Atilla Koç’tan randevu talep etmiştim.9 Mart 2007 günü saat 09,45 de Bakanlıkta bulunmam için telefon ettiler. Sn Bakanın mesaiye erken başladığını bildiğim için verilen saatten 15-20 dakika önce özel kalemde oldum. Özel kalem çok yoğundu ve arı kovanı gibi işliyordu. Bu yoğunluktaki bir bakana insanlar dertlerini nasıl ve ne kadar anlatabilirler bilemiyorum.
ŞAİRLER TOPLUMLARIN SESİDİR.   (14 yıl önce yazılmış bir yazı)
 Bu yoğunluk içinde bende bir odaya alındım, 4 kişilik bir grup da
benim oturduğum odaya girdiler, meşhur olmanın bazı avantajları olsada
bazı yerlerde zararı’da oluyor. Derdini veya isteğini tam olarak ifade
edemiyorsun. Çünkü sana farklı bir açıdan bakılıyor ama realite öyle
değil.
Durum bu merkezde iken benden, odaya giren grubun içinden birisi “o
ağabeyim sen burada mısın, yüzünüzü gören cennetlik” vs. dedi ve
yanındakilere dönerek “bu ağabeyimiz şairdir. Sn. Bakanımızda
kendilerini çok severler ve Bizim sendika çalışmalarımızda Zabıta
Müdürü idi çok da desteğini gördük” dedi.
Hemen  orada  “Giderim” adlı şiirimin 2.kıt’a sını  okudu.;
        “Ehliyet Liyakat Aranmaz oldu.
        Devlet kapıları soysuzla doldu
        Hırsızlar arsızlar soydular yurdu.
        Bende haksızlara sorar giderim”
Bu dörtlüğü, okuduktan sonra: “Ağabeyim devletin işleyişini ne
mükemmel ifade etmiş.” dedi. Ben de “estağfurullah o şiiri geçmişte,
Bürokrasideki yaşadığım sıkıntılı dönem de yazmıştım.”dedim.
Yanında bulunan biri beyefendi ben şairlerin ifadelerini pek sevmem
ama bu dörtlük bu güne de uyarlana bilir gibi konuştu.”Şairlerin
ifadelerini sevmem” lafı dikkatimi çektiği için, ben şair
sayılmayabilirim ama ifadelerin neyini beğenmiyorsun şeklinde bir soru
yönelttim.
        Bunun üzerine,”Şairler kitap dolusu kelimelerle ifade edilecek bir
şeyi iki kelime ile anlatıveriyor, bu durum kelimelerin anlatım gücünü
artırıyor ama çok kelime kullanılacak yerde az kelime kullanılıyor
böylece de kelime zenginliğimiz azalıyor” dedi dahada ileri giderek
şairlerin en çok cahil toplumlardan çıktığı gibi laflarda etti.
Üstelik bu arkadaşımız Öğretmen olduğunu da söyledi.
        Dilimin döndüğünce şiir ve şairin önemini anlatmaya çalıştım ama
böyle bir anlayışın öğretmenlik gibi kutsal kabul ettiğimiz  bir
meslek/görev başında olması da doğrusu beni üzdü.
        Hâlbuki şairler toplumun “Gözü, kulağı ve sesidir” Sessiz ve tepkisiz
toplumların seslenişi ve dirilişi şairlerin haykırmasıyla olur.
Ünlü bir şairimiz ne güzel ifade etmiştir.
        “Bırak beni haykırayım.
Ben susarsam sen matem et.
        Unutma ki Şairleri haykırmayan bir millet,
Anası atası kaybolmuş çocuk gibidir.” Bu dörtlük durumu ne güzel açıklar.
Şairler bir toplumun sözü sanat yapan ve haksızlıklara başkaldıran
cesur ve yiğit ser’den geçtileridir. Bu insanlar duyarlıdır ve
toplumun eğilmez başlarıdır.
Bu gün birçok insanımızın dilinden düşmeyen “Başın Öne Eğilmesin
Aldırma gönül aldırma, Ağladığın duyulmasın aldırma gönül aldırma,”
diye devam eden türkümüzün dahi, bir şairin kaleminden çıkışı bir
gerçekliktir ve çok şey ifade etmektedir.
Ayrıca, Sinop la organik bağı olan bu türkünün şairide kıymeti
bilinmeyenlerdendir oda ayrı bir olay. Ama. Şairlerin boş sözler
söylemeyeceği toplumlara yön vermek isteyen insanlar olduğu
bilinmelidir.
Örneğin merhum Necip Fazıl Kısakürek’in insanlara “Durun kalabalıklar
Bu cadde çıkmaz sokak”diye seslenişi bir şairin haykırma örneğidir ve
kıymetlidir.
Onun için şairlerin ifadesi önemlidir. Şairsiz toplumları sesi
kesilmiş kalabalıklar olarak görüyorum.
Selam ile hoşça kalın diyorum.11.3.2007
                                                        Nezih Yıldırım

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Nezih YILDIRIM Yazıları
E-GAZETE