SİNOPE’NİN GÖZYAŞLARI (1) - TUFAN BİLGİLİ

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 23 Temmuz 2019, Salı 14:58:36

SİNOPE’NİN GÖZYAŞLARI (1)
                21/Temmuz’/2018 Pazar günü, önceki gün Nükleer karşıtları 2006 yılında Karadeniz’in kara sularına verdikleri gencecik fidanları, aktivistleri; Öner, Soner ve Güneş’i andı.

                13 yıl önce 2006 ‘da Sinop’a nükleer Santral yapılmasına karşı durmak için ilimize gelen koca yürekli bu fidanları Karadeniz’in azgın suları yutmuştu.

                Vefalı ve duyarlı Sinoplular da 13 yıldır, kaybettikleri bu canları her yıl anarak anılarını ve nükleer karşıtı mücadeleyi canlı tutuyorlar.

                Bu yıl da anma etkinliği yaklaşık 35’i (kaybettiğimiz gençlerin yakınları) dışarıdan gelenlerle birlikte gerçekleştirildi. Ancak Sinope’nin çocukları Sinop’a, Sinope’nin kendisine karşı yapılan saldırıya direnenlere yeterince destek vermediler. Çocuklarını ve gelecekleri düşünmeyecek kadar bencil davranıp sağıra yattılar.

                Bunda belki hükümetin “Sinop Nükleer Sartralinin Projesinin durdurulduğu açıklamasının etkisi vardı.

                Bu açıklama  Nükleerin iptali diye de algılansa, ömürlerinin baharında böyle bir mücadele için yaşamlarını kaybeden gençlerin anısına saygı gereği, etkinliğe Sinoplunun ilgisinin yoğun olması beklenirdi.

                Ki ilgilileri bunun projenin iptali anlamına gelmeyeceğini söylüyorlar…

O zaman hani insani değerlerden vefa!? Heyhat!

Küçücük gurup en basit saygı duruşunu gerçekleştirirken…

Günlük küçük menfaatlerinin peşinde koşan; serçe ürkekliğinde yaşamayı, yaşamak sayan; güce tapmayı, güçlünün yanında olmayı kutsayan; zayıfa yoksula küçümseyerek bakan; etliye sütlüye karışmamayı kendine destur eden; kendini mistik bir kafese hapsetmiş ve o kafeste kuldan tanrılar yaratan; yarattığı tanrıların, çocuklarının ve torunlarının yaşayacağı dünyayı mahvetmesini keyifle seyretmeyi seçen çoğunluk her zamanki gibi sütre gerisindeydi… Siper ardında gözleri bağlı, kulakları tıkalı tevekkülle olacakları bekliyordu.

Sinoplunun bu vurdumduymaz tavrı ismini aldığı Sinope’yi antik çağlarda olduğu gibi yine ağlatmıştır.

Madem Sinope’nin gözyaşlarından bahsettik ; duyarlı, ismi gibi Aydın bir Sinoplunun, Aydın Özbek’ in yıllar  önce kaleme aldığı “Sinope’nin Gözyaşları” isimli yazısını paylaşalım.

 

 

***

Sinope, Sinop şehrinin eski adıdır. Adını, Afrodit’i bile kıskandıracak kadar güzel olan, güzeller güzeli Sinope’den almıştır.

Sinope, Yunan tanrıçasıdır ve efsanesi şöyledir:

Sinope, ırmak tanrısı Osopos'un güzeller güzeli kızıymış. Rivayete göre mutlu bir hayatı varmış. Bir gün tanrılar tanrısı Zeus kendisini görmüş ve o anda aşık oluvermiş. Çünkü o, Zeus'un bile başını döndürecek kadar güzelmiş. Zeus’un eli ayağı, dili dudağı dolaşmış. Zeus bu; gönlünü kaptırdığı güzel kızı elde etmek için her şeyi denemiş. Bir sabah Sinope'yi görmeye ırmak kenarına gitmiş ve çalıların arasında saklanmış, başlamış beklemeye. Sinope geldiğinde, haylaz bir rüzgarı yanına çağırmış ve en zarif haliyle Sinope'nin kulağına "Senin için Olympos'un tahtından vazgeçsem, bana gönlünün tahtını açar mısın?" demesini istemiş. Korku içindeki genç kız, “kendisine dokunmamasını, bakire kalmak” istediğini söylemiş heybetli Zeus'a. Çünkü, onun da en büyük arzusu buymuş. Tanrılar tanrısı, ona dokunmayacağına söz vermiş ve de sözüne sadık kalmış. Ayrıca, Sinope'nin her dilediğini yerine getirmeye söz vermiş. Tanrı da onu Karadeniz kıyılarına, Sinop’a bırakmış.

Günümüzde, Sinope yine büyük bir tehdit altında. Irmak kenarındaki mutlu hayatı sonlanmak üzere!.. Bu defa, karşısında romantik bir tanrı da yok. Üstelik, karşısındaki kendine aşık da değil. Aşktan filan haberi olmadığı gibi; böyle şeylere de son derece karşı. İstediği tek şey, Sinope’ye tecavüz etmek!.. Sinope, bekaretini milyonlarca yıldır korumuş ama tecavüzcü Zeus’tan bile güçlü olduğuna inanmış ki, Sinope’nin bekaretine göz dikmiş.

Tecavüzcü, nükleer bombayı sokmuş güzeller güzeli Sinope’mizin koynuna, “benim olacaksın” diye bas,bas bağırıyor!..Irmak halkı da, var gücü ile direniyor “o bizim her şeyimiz, onu Zeus’a bile vermedik, defol” diye bağırıyor. Zavallı Sinope, gözyaşlarına boğulmuş halde. Milyonlarca yıldır koruduğu bekareti, bir tecavüzcünün nükleer şımarıklığına feda edilmek üzere.

Sinope’nin genç kardeşi Diyojen(Diogenes), tecavüzcü’nün mutluluklarına gölge etmekle kalmayıp; içinde yaşadığı fıçısına da, ablası Sinope’ye de yapacaklarının farkında…Bu yüzden, gündüz vakti elinde fener ile dolaşıp “adam aramak” yerine, artık Sinope için destek arıyor. Tüm dünya da hem de…

Çünkü, Sinope kendini Zeus’a bile vermemiş. O tüm insanlığın, tüm dünya’nın ortak aşkı olmak için bekaretini korumayı tercih etmiş. Ama dünya, onun bu fedakarlığına duyarsız!..

Eyy dünya, eyy insanlık, eyy Japon halkı, duyun Sinop’nin çığlıklarını, görün sel gibi gözyaşlarını, durdurun bu tecavüzü!.. Takılın Diyojen’in fenerinin ışığına, Sinope’yi de, tüm dünya’yı da kurtaralım bu nükleer tecavüzden!..

 

(devam edecek..)

 

 

 

Nükleer aktivistleri anma töreni 2019/Sinop

 

 

 

 

 

 

 

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer TUFAN BİLGİLİ Yazıları
E-GAZETE