Sinop’ta Hafif Müzik (İzden Sızan 44) - Tufan BİLGİLİ

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 25 Aralık 2018, Salı 16:57:58

Sinop’un geç gelen ilkbaharlarından birini yaşıyordu kent. Mayıs ayını nerede ise yarılamalarına rağmen bulutların arasından bir görünüp bir kaybolan güneş bir türlü ısıtamıyordu yarımadayı. Gençler bile hala hırka ve kazaklarına sarınarak gecikmiş sıcak günleri özlüyorlardı.
Sinop’ta Hafif Müzik (İzden Sızan 44)
Coğrafyanın iklimi oldukça serinken, dünya ve ülke siyaseti hızla ısınıyordu. Daha geçen ay radyolar : Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Johnson’un Vietnam'a 35.000 ila 50.000 asker daha göndermeye karar verdiğini, söylemişti.

Bu günlerde gazeteler peş peşe: Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nde öğrenciler rektörlük binasını işgal etti./

Üniversite öğrencileri "NATO'ya Hayır" haftası başlattılar; 106 öğrenci gözaltına alındı./

Ankara'da yapılan "Milli Şahlanış Mitingi"nde tekbir getirilerek, "Yaşasın ordumuz, İslamiyettir yolumuz, sloganı atıldı.”Manşetleri ile çıkıyordu.

Seher kendisi gibi yatılı Aynur (Çaylı), Meryem (Arkan), Perihan (Doğan) ile birlikte gündüzlü arkadaşlarından Selma (Akay), Zuhal(Narsak), Müzeyyen (Tarhan) ve Ergül’ü de (Daldıç) alarak o hafta sonu çarşıda buluşup aylar öncesinin planını hayata geçireceklerdi. Yalı Kahvesi’ne çay içmeye gideceklerdi.

Kız başına bir kahvehaneye çay içmeye gitmek! Ülkenin başkentinde ya da, nüfusu milyonu aşan İstanbul’da  dahi çok sınırlı mekanlarda, çok sınırlı kadınların ulaştığı bir lükstü bu...  Sinop’ta sıradan,yatılı, sahipsiz, yabancı kızların bu keyfi yaşayabilmesi!...Mucize gibi bir şey!... Söylese, kimseler inanmaz. Kendisi bile inanamıyor! Gerçi Sinop’a ilk gelişinde Sinop’taki kadınların özgürlüklerini görüp epey şaşkınlık yaşamış, algılamada çektiği zorluğu çocukluğuna vermişti… Ancak sınıflar büyüdükçe, sorup öğrendikleri de, Sinop’ta kadınların yaşadığı özgürlüğün ülkenin hemen her bölgesinden kat be kat fazla olduğu yönünde idi.

Yalnız gidecekleri bu Tersane semti Sinop’un sıkıntılı bölgesi idi. Yakın zamana kadar değil kadınlar, çocuklar; erkekler dahi endişeyle girerdi Tersane’ye.  Ancak 1960 yılların başıyla birkaç delikanlının kararlı tutumu sayesinde Tershane de(semti)  kısa süre içinde diğer Sinop yöreleri gibi huzur mekanı olmuştu. “Halit Reis (Özdemir) ve iki arkadaşı, Erdoğan (Tosun), Haydar (Kesim) ile birlikte şiddete varan tavırlarıyla bu semtin kötü şöhretini pekiştiren insanları sindirdikten sonra,  artık gençlerin, kadınların ve kızların hiç rahatsız edilmeden özgürce gezip, oturup dinleneceği mekan haline gelmişti hem Tershane, hem Yalı Kahvesi.

Bu modern tavır o kadar belirgindi ki 1970’ li yıllarda ülkemizde Birleşmiş Milletler Dünya Tarım Örgütü (FAO) adına araştırma için gelen Norveçli Sitoli, Sinop ve Yalı Kahvesi ile ilgili Halit Reis’e : “ Sinop ile  Karadeniz’in diğer illeri arasında sosyal olarak siyah ile beyaz arasında fark var. Biz İskandinav ülkelerini batının modern toplumları olarak tanımlarlar. Nitekim bu doğru tespittir. Ancak siz Sinoplular da burada biz Norveçliler kadar özgür ve modern yaşıyorsunuz” şeklinde bu farkı ifade edecekti.

****

 

Çolak Sami’nin Kırtasiye dükkanının önünde buluşan yatılı ve gündüzlü Öğretmen Lisesi Kızları Hükümet Binasının önünden sahile dikildiler. Genç kız grubu Karayel’in üzerlerinden parçalayıp sürükleyerek götürdükleri bulutların altından hafif meyilli Atatürk Bulvarı yoluyla sahile sarkarken, yolun sağ  tarafındaki  çoğunluğu taştan yapılmış Saat Kulesi, Özel İdare Binası, Belediye ve Jandarma Binası ile Şehir Kulübü gibi yapılar belli uyum içinde sıralanırken; bulvarın solundaki tahtaları kararmış, kimi  bedavraları dökülmüş ahşap binalar, zamana karşı direnmenin güçlüğünü yansıtıyor,  aralarına sokulup kendilerine yer açmaya çabalayan sıvasız tuğladan kagir binalar, ağızdaki altın dişlerin uyumsuzluğu gibi sırıtıyordu.

 Ancak kızlar için tüm bu tezatlıklar hiçbir anlam ifade etmiyor, onlar hedeflerine doğru güle oynaya, şen şakrak ilerliyorlardı. Bulvarın sonunda, sahildeki  Turist Otelden dışarı taşan müzik kızların kendi aralarındaki cıvıldaşmalarını bitirdi. Dikkatlerini sese   yönelten kızlar belli belirsiz işitilen müziğin ritmine kendilerini kaptırarak şarkıya eşlik etmeye başladılar.  Guruptaki Sinoplu kızlar hemen ‘Bunlar, Adsızlar’ tespitini yaptılar.

Adsızlar grubu (orkestrası) akşamki düğün için prova yapıyor olmalıydı. Gençler “Her Yerde Kar Var”şarkısının sonuna denk gelmişlerdi. Şarkının lezzeti başlarken  tükendi. Peşine yeni moda olan ‘Dünya Dönüyor’ şarkısının melodisi binanın dışına vurunca,kızlar hep birden mırıldanarak şarkıya eklendiler. Ancak yüzleri otele dönük dikilip durmak da olmazdı. Kol kola girerek, gezinti yapar gibi otelin etrafında müziği yarı duyar, yarı duymaz şarkıya eşlik edip, başka dünyalara gittiler.

Küçük sahil kasabasında kızları başka dünyalara götüren müzisyenler, ülkede yeni yeni filizlenmeye başlayan “batı müziği” ile orkestra kavramını çabucak içselleştirmiş hemşerileriyle epey yol almışlardı. Bu gençler derinlemesine müzik bilgisine sahip olmamalarına rağmen,yetenekleri sayesinde yarı profesyonel,yarı amatör, ancak oldukça başarılı müzik iklimi yaratmışlardı. Öyle ki kulaktan dolma becerisiyle bateri çalan baterist Orhan; askerde, ülkece ünlü bateristlerle çalmış, zamanın İstanbul’unda müziğiyle meşhur Çınar Otel’de müzik yapmıştı.

               Turan (Oğuz) org ve bas gitar, Turap (Teker) gitar, Orhan (Turan)bateri, Lami (Çetin)bas gitar,İzzet (Ünsal )davul, Oktay ( Karabulut) gitar da bir gurup oluşturmuşlar, solist olarak da Cemil ile (Güdük) İlhami’yi (Şen) alıp bir çok müzisyeni kıskandıracak Adsızlar grubunu ortaya çıkarmışlardı.

Adsızlar orkestrasından önce de, 1967 yılında kurulan bir adı ‘Sinova’ olan başka orkestra daha vardı Sinop’ta . Grup, Güvener Güven(Gitar),Süleyman Uslu (Gitar), Alaaddin Diri(vokal-gitar), İzzet Ünsal (vokal-davul) dan meydana geliyordu.   Özcan Koyuncuoğlu ve Savaş Güdü grubun solistleriydi.   

Aynı tarihlerde halk müziğinde de işini ustaca yapan, düzenledikleri konserlerde halkı türkülerle besleyen Hasan Ayazma, Ferruh Güven, Şaban Çakmak, Talip Teker, Kara Mahmut, Mavra Adil , Nihat Göksel, Şefik Aktaş gibi bağlama ustalarıyla; İbrahim Şişman ,Çingene Mehmet Ali gibi klarnet ustaları vardı.

               ***

              

 

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Tufan BİLGİLİ Yazıları
Kaz
E-GAZETE