SİNOP’U DÜŞÜNEN YOK! - Murat YILMAZER

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 13 Mayıs 2022, Cuma 07:28:58

Evet başlıkta da okuduğunuz gibi Sinop’u düşünen yok! Varsa düşünen gelsin bize ‘biz şunu yapıyoruz engel olunuyor, proje veriyoruz onaylanmıyor, değişiklik yapacağız izin vermiyor’ diyenler gelsin anlatsın, anlatsın ki kim engel oluyorsa veya kim taş koyuyorsa yazalım ‘Sinop’a kim ihanet ediyor?’ diye.
SİNOP’U DÜŞÜNEN YOK!
Yıllardır yazarım, haberler yaparız ‘memleket sahipsiz’ diye, kimse sahiplenmez nedense fakat görüntü olunca bir birlerini ezerler bir açılış veya temel atma olsun herkes üşüşür bu alanlara. Pekibu memleket nasıl mı sahipsiz anlatayım; bu memlekette imar durumu ne zamandan beri kapalı 3 yıldır. Bunun Sinop’a zararını söylemek istemem çünkü milyon dolarlarla ölçülmez bu rakamlar. Gelelim Kent Meydanı projesine. Ya arkadaş 2019 yılında Özel İdare binasına 1 trilyon para harcandı, tadilat oldu ve burası şuan boşaltılıyor fakat burayı alan firma her nedense binayı yıkmıyor, hurdası ile uğraşıyor nasıl sökerim diye, ne kadar tuhaf değil mi? Gelelim Valilik binasına. 4 yıl önce aşağı yukarı A’dan Z’ye tadilat yapıldı 3 - 4 trilyona, sonra buralar yıkılacak deniliyor. Gelelim eski Ağız ve Diş Sağlığı binasına. Buraya da o kadar masraf edildi 1 trilyona kadar sonra Adliye ek binası da burayı boşalttı, kısaca bir meydan nelere mal oluyor görüyoruz bu 2 yılda yaşanalar. Ayrıca şehrin kanalizasyonu halen denize veriliyor bunlar tutmuş çevreyolu yapacağız diyorlar, geçin bunları, sonra meydana cami yapacağız diyorlar geçin kardeşim bunları. Zaten milleti namazdan abdestten soğuttunuz neyin kafası bu sizlerde? Neymiş meydan bitince belediyeye devredilecekmiş inansam mı inanmasam mı! Gelelim TOKİ Konutları’na. Onlar da durdu, zaten yapılan alan da çok yüklü miktara devlete satıldı. Gelelim derin deniz deşarj arıtma sistemine. Onlar da çalışamadı daha. Gelelim yurt binasına. Orası zaten malum kanalizasyonu açıkta, bina kaçak. Bu arada dönüyoruz Sinop’u. Gelelim havaalanına. Burası da tam bir rezalet, tüm devlet dairelerinin kanalizasyonu denize veriliyor. Gelelim yeni yapılan ve tamamlanamadan bekleyen stadyuma. Burada sıkıntı var ki durduruldu. Gelelim arka yoldan çıkış yolu yapılacaktı istimlak parası olmadığı için yol yarıda kaldı, sağa sola verildi yol. Gelelim emniyet lojmanlarına. Maşallah Filistin kampı gibi, cam çerçeve kırık, akşamları gençler için fuhuş yuvası, esrar içme yerleri olmuş. Gelelim yalı bölgesine. Kanalizasyon denize akıyor kimseden ses yok. Ben bakınca ‘yazsana’ oluyor, ‘ee abi sen de bir şeyler de yazalım’ dediğimde ‘ben konuşmam’ deniyor, yani kısaca anlatmak istediğim memleket salma olmuş kimsenin umurunda değil. Bok akmış, kaçak kat yapılmış, kaçak usulsüz yerler verilmiş kimsenin umurunda değil! Bu neden kaynaklanıyor; korku var korku! Ya bana bir zarar gelirse, ya mahkemeye düşersem, banane lazımcılıkla gidiyor memleket. Bir hikaye paylaşayım sizlerle… Sultan Süleyman halkta dedikodular başlayınca halkın arasına adam gönderir ve araştırır, bu konuyu en iyi bilen Yahya efendiye mektup yazar, der ki "Sen, ilmiyle amel eden bilge birisin… Bizi de aydınlat. Bir devlet hangi halde çöker? Osmanoğulları'nın akıbeti nasıl olur? Bir gün izmihlale (yıkılma) uğrar mı?" diye yazar. Pusulayı/mektubu okuyan Yahya Efendi aynı kâğıdın arkasına; "Neme lazım be Sultanım!" yazar ve geri gönderir. Bu cevabı hayretle okuyan Sultan Süleyman, bir mana veremez. Hatta, çok da bozulur. Nihayet kalkar, Yahya Efendi'nin Beşiktaş'taki dergahına gelir ve der ki: "Aşk olsun ağabey!.. Sana çok önemli ve kritik bir konuda fikir sordum. Sen ise ciddiye almayıp geçiştirdin. Cevap bile vermedin…" Yahya Efendi şöyle bir bakar: – Sultanım, sizin sorunuzu ciddiye almamak mümkün mü? Ben sorunuz üzerinde iyice düşündüm ve kanaatimi size açıkça arz ettim. Sultan Süleyman; – Sadece "Neme lazım be Sultanım" demişsin. Sanki, beni böyle işlere karıştırma der gibi herhangi bir cevap yoktu, kâğıtta… Bunun üzerine, Yahya Efendi şu müthiş açıklamasını yapar: "Sultanım! Aslında, aradığın cevap oydu; Bir yerde zulüm yayılırsa, Haksızlık şayi olursa, Sonra, koyunları kurtlar değil çobanlar yerse, Bilenler de bunu söylemeyip susarsa, Fakirlerin, yoksulların, muhtaçların, kimsesizlerin feryadı göklere çıkarsa, Bunu da taşlardan başka kimse işitmezse, Herkes, sadece "ben-ben" derse, Ve tüm bunları görüp/işitenler, "Neme lazım be…" derse; İşte o zaman, devletin sonu gelir” Anlayana! Saygılar…
Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Murat YILMAZER Yazıları
E-GAZETE