TARİH BİLGİMİZ VE YANILGIMIZ! - Nezih YILDIRIM

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 06 Mayıs 2021, Perşembe 11:57:52

Korunmaya muhtaç olarak Dünyaya gelen insanoğlu, doğar yaşar ve ölür.
 TARİH BİLGİMİZ VE YANILGIMIZ!
Yaşadığı süreçte akıl nimetinin kendisine yüklediği sorumluluğu taşır.

Taşıdığı sorumluluk duygusuyla ya şerefli bir mahlûk veya hayvanlardan da aşağı seviye de bir yaratık olarak dünya ömrünü tamamlar.Böylece oluşturulan İnsan toplulukları millet olma bilincine ulaşır ve yaşanmışlıklarla kültüre dönüşür. Ortaya çıkan kültürün yüklediği mana insanların bilgi seviyelerine göre sorumluluklarını artırır. Akıllı ve
eğitimli bir insan akılsız ve eğitimsiz insana göre daha çok sorumluluk taşıdığını bilir. Bu bilişte zaten akıllı insan olmanın gereğidir. Aslında her şahıs akılsızlığı kabul etmez o zaman da aklı ölçüsünde herkesin sorumluluk taşıdığı ortaya çıkar. Tarihimize baktığımız da bizim yeryüzünün en şerefli milletlerinden biri hatta birincisi olduğumuz görülebilir. Çünkü bugün gıpta ile baktığımız  (eski deyimle) “ecnebi” milleti, benim ecdadımın atının üzengisini tutmayı şeref sayardı. Bu tarihi gerçeğe rağmen biz birçok bakımdan aşağılık duygusu taşır durumda görünüyoruz. Kulaktan dolma bilgilerle tanıdığımız tarihimize ve geçmişimize sövmeyi usul haline getirmemiz en büyük eksiğimiz, yanlışımızdır. Bu durum çoğunlukla bilmediğimiz ve öğrenmediğimiz “tarih” bilgimizin eksikliğimizi gösterir. Hâlbuki öğrenme yükümlülüğümüz ihmal edemeyeceğimiz önemli ve tarihimize karşı bir sorumluluktur. Batılılaşma eğiliminde ve kendini aydın görme veya gösterme hastalığına kapılmış bazı insanlarımız önü arkası olmayan zihin bulandırıcı ve şuursuzca açıklamalarla tarihi inkâr ya da saptırma noktasında paylaşımlar yapmaktadır. Sosyal medya aracılığı ile yapılan paylaşımlar tarihimize ihanet derecesinde hatalar içermektedir. Üzücü ama bizleri sömürmek için kısa orta ve uzun vadeli planlar yapan: Viyana kuşatmasını hiç unutmayan emperyalistlerin ağzıyla ecdadımıza hakaret eden ve onları küçük göstermeye çalışan bir anlayış, belki de farkında olmadan geçmişini karalıyor. Bu tür paylaşımlarsa tarih bilgi düzeyi düşük olan çoğu insanımızın tarihimizden soğumasını ve şanlı geçmişimizden utanır hale gelmesi sağlanıyor. İngilizler kraliyet ailesine hiçbir şekilde laf söylemez ve aileyi kutsar. Bizimkilerse aklınızca “öz eleştiri” yaptığını sanır ve ecdadımız hakkında ağzına geleni konuşur. Mesela ağzımızda sakız gibi çiğnediğimiz padişahların kardeşlerinin boğdurma meselesi. Peki, Padişahlar Kardeş Katilimi? Kardeşlerin boğulma olayı Fatih Sultan Mehmet Han’ın Kanunnamesi ile başlamıştır. Fatih bu kanunu koymadan önce yıkılan bugün de cumhurbaşkanlığımız forsunda bulunan 15 devletin yıkılışını incelemiş ve devletlerin kardeş kavgalarıyla yıkıldığını görmüştür. O Fatih ’ki bu gün dahi yetişilmesi zor bir durumla en az 6 dil bilen ilmi olan bir hükümdardır. Hakanın ölümü ile devletlerin yıkılmasına rıza gösterememiş ve kanuna bir hüküm koyarak devletin devamlılığını sağlamıştır. Böylece padişah olan kardeşlerini ortadan kaldırarak devletin taht kavgası bu yolla sonlandırmıştır.
 “OSMANLI HANEDANI BÜYÜK BİR BEDEL ÖDEMİŞTİR.”
Bu gün bakıldığında bir vahşet görüntüsü sergileyen bu mesele, devletin bekası için yapılmıştır. Bu konuda  ecdadımıza (o günün şartlarına göre)laf söylemek bana göre haksızlıktır. Bu konu üzerinde konuşacak çok geniş bir alanımız vardır. Cem Sultanla/II. Beyazıt arasında yapılan savaşlar bile durumun özetidir ve Osmanlı Hanedanının ne kadar ağır bir bedel ödemiş olduğunu gösterir. Bunlara laf söylemek bizim hakkımız ve haddimiz olmamalıdır, diye düşünüyor okuruma tarihimize ve kültürümüze  biraz daha hassasiyet diyorum.
Hoşça kalın. 6.5.2021

Nezih Yıldırım

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Nezih YILDIRIM Yazıları
E-GAZETE