Tek Adam Mustafa Kemal 1922-1938, Cilt: 3 - DOĞAN ÖZDEMİR

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 19 Ocak 2022, Çarşamba 17:12:07

Kitabın Yazarı: Şevket Süreyya AYDEMİR (Remzi Kitabevi, 19. Baskı-Ocak 2021, 535 Sayfa)
Tek Adam Mustafa Kemal 1922-1938, Cilt: 3
Serinin son kitabı, Kurtuluş’un hemen peşinden gelen Kuruluş Döneminden başlayarak, O’nun aramızdan ayrıldığı 1938’e kadar geçen günleri, yaşananları yine O’nun gözünden iki bölüm halinde bizlere aktarmaktadır. Askeri zafer kazanılmış Kurtuluş Savaşı sona ermişti. Anadolu Yunanlılardan temizlenmişti. Mudanya bırakışmasının ardından İstanbul ve Trakya’yı teslim almaya asker gönderiliyordu. Osmanlı saltanatı artık tarihe karışmıştı. Bu meclis kurulurken yola beraber çıkanların artık yolları ayrılmaktaydı. “Hâlbuki Ankara’da birtakım kimselerin hilafet-saltanat davalarıyla uğraştıkları o günlerde memleket, hayati bir dava önündeydi: Barışı kazanabilmek!” Herkesin derdi başkaydı demek… Bu arada artık kuruluş görevini tamamlamış olan ve yeni üyelerinin seçilerek gelmesi kararı alınan TBMM de 1 Nisan 1923’te kendini feshedecekti. Seçimlerde Gazi’nin tarafında olan I. Gruptakiler seçilirken muhalif gruptan seçilebilen olmamıştı. Böylece 270 yeni seçilmiş vekil ile TBMM 2 Ağustos 1923’te açılmıştı. 9 Eylül 1923’te Halk Fırkası resmen kurulurken büyük mücadelelerle geçen Lozan görüşmeleri sonuçlanacak ve 23 Ağustos 1923’te mecliste onaylanacaktı.

Lozan görüşmeleri hem Gazi’yi hem de İsmet Paşa’yı TBMM’ndeki muhalifler tarafından hedef alınması sonucu çok yıpratacaktı. Bu anlaşma; bir yerde Sevr’cilerle olan kavganın dışavurumuydu! Ama Lozan barışı, kim ne derse desin, Türkiye’nin bağımsızlığını ve “Misak-ı Milli” sınırlarını kesinleştirmişti.

6 Ekim 1923’te İstanbul işgalden kurtarılacak, 13 Ekim’de ise Ankara başkent ilan edilecekti. Yasama konusuna bir eksiklik, TBMM’nin ilk Anayasa’sı 20 Ocak 1921’de kabul edilen Teşkilat-ı Esasiye Kanunuydu. Sonunda yeni hazırlanan bir Anayasa 20 Nisan 1924’te kabul edildi ve bu anayasa 27 Mayıs 1960’a kadar sürecekti.

 “İhtilalci kadronun bir gün kendi içinde parçalanması ihtilalin değişmez kanunudur” sözü Gazi Paşa için de yürürlükteydi. Meclisteki ayrışmalar en çok 1924 yılında öne çıkacaktı. Asker kökenli vekiller ve diğerleri farklı hassasiyetler sahipti. Mecliste özgürlük sağlamak amaçlı yeni bir parti kurulması çabası sonuca ulaşamayacak, kurulduktan 6 ay sonra kapatılacaktı… Önlerine çıkan bazı konular, örneğin saltanat, halifelik, Lozan ve bazı devrim kanunları ayrışmayı hızlandırıyordu. Ve devrim liderini yemek istiyordu; Gazi Paşa’ya suikast düzenlenecekti. Suikasta katılacaklar Giritli Şevki’nin son anda vazgeçip ihbarıyla yakalanacak, gereği yapılacaktı.

Bu karmaşa yetmezmiş gibi doğuda isyanlar da başlayacaktı. 13 Şubat 1925’de Şeyh Sait ayaklanacak, sonucunda cezasını bulacaktı. “İsyan bir hafta gibi kısa bir zaman içinde bazı vilayetlere yayılmakla beraber daha ziyade bir beyler-şeyhler isyanı olarak kaldı. Bu beylerin, şeyhlerin iradelerine bağlı olarak isyana sürüklenen kulların, müritlerin önemli yekûnlara varmasına rağmen bir halk hareketi halini almadı. Kürtlerle meskûn bütün bölgelerde milli bir hareket haline gelmedi.”

 “Büyük Söylev ne bir anıdır ne de bir tarihtir. Büyük Söylev; tarihi değerde bir siyasi belgedir. Ve elbette ki bütün siyasi belgeler gibi zamanın şartları içinde değerlendirilmelidir. Yani onda hem şartların objektif tahlili vardır, hem değişmez gerçekler, hem ancak bu söylevin söylendiği günlerin icap ve havası içinde söylenmiş ve biraz da iç âlemin ruhi birikimlerinden veya duygusal şartlardan gelen hükümler yer alır.”

II. TBMM 1927 Temmuzunda sona erdi. Ağustosta yeni seçimler yapıldı. 1 Eylül 1927’de çalışmalarına başlayan üçüncü TBMM’nde CHP 316 vekille tek parti olarak meclisteydi. 15-20 Ekim 1927’deki CHP kongresinde Atatürk Nutuk adlı eserini “1919 senesi Mayısının 19’uncu günü Samsun’a çıktım” diyerek okumaya başlayacaktı. Bundan sonra sıra Atatürk Devrimleri dediğimiz eylemlere gelecek, ilk sırayı Harf Devrimi alacaktı.

Kitabın II. Bölümü 1930 ve sonrasını ele alıyor. Dünyanın yaşadığı 1929 ekonomik bunalımına rağmen, parçalanmış bir dünyanın ortasında ülke devletçi ve planlı bir ekonomiye yönleniyordu. Bu sırada halk ekonomiden bunalınca zorunlu tek parti yönetiminden hoşnutsuzluk da görülecekti. Bu nedenle halkın duyguları kanalize edilebilir düşüncesiyle yeni bir siyasi parti kurma düşünülüyordu. İşte Serbest Fırka böyle, ama ölü doğacaktı.

Buradan sonra yazarın Mustafa Kemal Atatürk hakkındaki analizlerini okuyoruz. Günün koşulları dikkate alarak oldukça iyi saptamaların yapıldığı bu bölümün Atatürk’ü tanımak ve anlayabilmek için mutlaka dikkatle okunması gerekir.

Ve dünyaya yüz yılda bir gelebilecek lider ruhlu Atatürk, “Ölümü istemek bir cesaret değildir ama ölümden korkmak da bir ahmaklıktır” diyebilen biridir. Sonunda o da 10 Kasım 1938’de aramızdan ayrılacak, vücudu toprak olurken fikirleri bizlere ışık olacaktır.

İyi okumalar dileği ile. (7.1.2022)

 

 

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer DOĞAN ÖZDEMİR Yazıları
E-GAZETE