TEKİRDAĞ PROGRAMI - Nezih YILDIRIM

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 31 Ekim 2016, Pazartesi 16:41:47

Çok arzu etmeme ve Türkiye’nin birçok ilini görmeme rağmen Trakya bölge illerimizi bu güne kadar görmek nasip olmamıştı. Daha açık bir ifadeyle İstanbul’un ötesine geçmemiştim. Böylece 20 Ekim 2016 günü ilk defa Tekirdağ’a gidecektim.
TEKİRDAĞ PROGRAMI
Esenboğa Hava alanından uçağa bindiğimizde 55 dakikalık hava yolculuğu sonunda Tekirdağ/Çorlu Hava alanına inmiştik. İl Kültür ve Turizm Müdürümüz Mehmet Altaş beyefendi bizi aldıracaktı. Görevlendirdiği şoför arkadaşımız bizi hava alanında karşıladı.

 Havaalanının çıkış kapısında bekleyen yakışıklı ve genç kardeşim bana doğru baktı ve “Nezih bey” dedi. Bende evet benim derken centilmence elime uzanarak valizimi almak istedi. Doğrusu bende vermek istemedim yok yok ben taşırım ağır değil zaten derken ısrarla efendim müsaade edin şeklinde direnç gösterince valizimi vermek zorunda kaldım. İlk karşılaştığım da ise Nezih Bey diye ismimle hitap etmesi hoşuma da gitmişti doğrusu. Araçta yakınmış zaten valizimizi araca yerleştirerek havaalanından Tekirdağ’a doğru ilerledik.

Çorludan hareket ettiğimde tüm illerde yaptığım gibi çevre düzenlemelerinden ve şehrin uygulanmış imar projelerinden o şehrin kalkınmışlığı hakkında bilgi edinmeye çalışan gözlemlerimle Tekirdağ’a geldik. Havaalanından çıkarken den başlamak üzere arazilerin mümbit(verimli)liği ve binaların modernliği göze çarpıyordu.

Tekirdağ merkeze gelinceye kadar bu durumun belirginliği göze çarpıyordu. Tekirdağ’a gelip Hükümet Caddesinde ki Karaevli adlı Otelimize yerleşiktik. Otelde biraz dinlenip sabırsızca Tekirdağ’ı gezmek görmek istiyordum. Öylede yaptım ancak dışarı çıktığım da midem de kıyılmalar başlamıştı.

 Bir şeyler yiyelim diye çevre lokantalara göz attım. Lokantalar diğer Anadolu kentlerindeki gibi göze çarpıyordu ama ben yemek yediğimiz yerden emin olmak istiyordum.

 Kapısının önünde dikilen bir kuyumcuya yemek yiyebileceğimiz bir yer önerir misin dedim. Kuyumcu esnafı yakın ilgi göstererek bana Köfteci Abdi Özcan’ın dükkânını tarif etti. Hemen ileride 100 metre sonu sola dönen ikinci sokağın başında köşede ara sokağın girişinde idi.

Dükkâna girdiğimizde samimiyetle karşılandık, sonradan bizi karşılayan beyin Amasya’dan evli olduğunu ve eniştemiz oluşunu kan çekti esprisine bağladık. Bizi üst kata aldılar tam bir aile lokantası idi. Garson ilgilendi Tekirdağ köftesini tavsiye etti köfte 10 parça ve iki aşamada servis yapılıyordu. Tatlılara gelince, kabak tatlısının en güzeli Tekirdağ’da yapılıyor diyebilirim.

Esnaflara gelince esnafların en çok güneydoğudan ve kara denizden kişiler olduğunu söyleyebilirim.

Şehrin ortasında 1.Murat Hüdavendigar’ın fotoğrafı dikkatimi çekti. Altında da “Şehir Yahya Kemal’in Fetihlerde Tekirdağ o günkü ismi Rodosto olan şehrin Sultan Orhan Gazi döneminde Süleyman Paşa KOMUTASINDA Kİ Ordunun 07.12.1357’bu günkü Hükümet Caddesi ile Muratlı Caddesinin kesiştiği Çukur Çeşme mevkiinde Bizans kuvvetlerini yenerek Türk yurdu yapmıştır. Saygı minnet ve rahmetle anıyorum.” Mealinde bir yazı ile şehrin tarihine de ışık tutuluyordu.

Tekirdağ’da kaldığımız 2.Günse Bakanlığın eğitim programına katıldım dilimizin döndüğünce 5018 sayıl Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu uygulamaları ile 4734 Sayılı İhale Kanunu uygulamaları ve 2.cil mevzuatı üzerine konuştuk.

Katılımcılarında katkısı ile çok güzel bir program yaptık. Program sonun da ise güzel şiir ve şarkılarla unutulmaz bir gün daha yaşandı. Bu güzelliğin yanın da Yeni birçok dostlar edindik. Ayni gün akşamı Ankara’da komşum Şaban Demir’in yeğenlerine uğradım ve çok güzel ve yakın ilgi gördüm. Kendilerine teşekkür ederim.

Tekirdağ’da 3.Günü ise Tamamen “sevgili refikam(eşim) a” ve kendime ayırdım. Sabah saat 10.00 dan itibaren Sahil boyu  yürüdük, martıların uçuşunu ve çevre olayları izledik. Akşamüzeri tarihi bedesten çarşını gezdik. Namık Kemal ve Yahya Kemal’e dair araştırmalar yaptım. Bu iki Kemal’in de Tekirdağ’da mührünü gördüm.

 Akşam yemeğinde de arkadaşlarımızla bir araya geldik. Ancak geleceğim günde hemşehrimiz ve varlığı ile iftihar ettiğimiz Vedat Dilsiz ’in de orada mekânı olduğunu öğrendim, ne var ki yola çıkmıştık görüşme imkânımız olmadı.

Dördüncü günde Şarköy tesislerinde sabah kahvaltısı ile oradan Çorlu havalimanına geldik ve 14.05 uçağı ile Ankara’ya döndük.

 Bu program da Sevgi Hanım Ali Bey Abdullah Bey İsmail Bey ve isimlerini sayamadığım bir çok arkadaşla görüşme konuşma onların dostluklarını kazanma imkânı buldum.

Ve o kanaat oluştu ki bende. İnsanımız da memleketimiz de her şey çok güzel daha güzel olmamasına ne engel var.

 O zaman Daha güzel Türkiye dileğimle.

Saygı ile.

 

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Nezih YILDIRIM Yazıları
E-GAZETE