TÜRKİYEDEKİ DARBELER - Nezih YILDIRIM

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 14 Eylül 2019, Cumartesi 11:55:11

TÜRKİYEDEKİ DARBELER
Geriye doğru tarihimize baktığımızda, farklı şekillerle de olsa, darbelerle hep iç içe olduğumuz görülür.

Cumhuriyetimizin ilanından sonra birçok, isyan, darbe ve suikast teşebbüsleri olmuş ve bunların çoğu da bastırılmıştır. 27 Mayıs 1960 ve 12 Eylül 1980 darbelerinde ise  “güya! Hukuk adına” tarihe kan bulaşmış ve çok kıymetli devlet adamları ile ülkenin gençleri darağacına gönderilmiştir.

Cumhuriyet tarihinde ilk başarılı darbe 27 Mayıs 1960’da gerçekleştirilmiş, peşinden iki defa daha darbe teşebbüsünde bulunulmuş ve başarısız olan darbecilerden idam edilenleri olmuştur.

1971’e gelindiğinde meşru hükümete karşı kuvvet komutanları, muhtıra verilmiş ve hükümet değişikliği sağlanmıştır.

Gelen hükümetler askeri vesayetle yine idamlara imza atmış ve birçok genç idam sehpasına gönderilmiştir.

İnsan hayatına son vermenin hiçbir haklı gerekçesi olamayacağı bilindiği halde Türkiye’de ki aydınlar tarafından idam mahkûmlarının kimliğine bakılmış ve idamlara da senden benden saçmalıklarıyla topyekûn karşı çıkılamamıştır.

Sonuçta darbeli günlere nasıl gelinmiştir;

14 Mayıs 1950 seçimlerin de halk “ o günkü ceberut CHP yöneticilerinden kurtulmak için” Demokrat Partiyi iktidara getirmiştir. Bu hareket menderesin ( üç) arkadaşıyla 1946 yılında CHP’den ayrılmasıyla başlamıştır.

27 Mayıs 1960 darbesinde idam edilenlerin sayısı da  (üçtür) bu konuda bize ipucu vermekte ve bir şey söylemektedir.

Gerçektende tek partili dönem yokluk kıtlık ve baskılar dönemi olarak tarihe geçmiştir. Menderesin iktidarı halk üzerindeki baskıları kaldırıp, yol ve su gibi temel hizmetleri halkın ayağına getirmiş, halkın manevi değerlerine saygılı olduğunu da ezanın aslına uygun okunmasını sağlamakla göstermiştir.

Başka birçok nedenden dolayı da halk Menderes’i sevilmiştir.

Halk iradesine rağmen darbeciler 27 Mayıs 1960 darbesi ile  (Halkın Demir kırat dediği) Demokrat Parti iktidarını devirmiştir.

Halk maruz kalınan darbeye ses çıkaramamış İhtilalın peşinden ülkeye hizmet etmiş ve halkı tarafından sevilen Başbakan la iki bakanının idam sehpasına gönderilişini acı ve buruk bir sabırla takip etmiştir.

Baskılarla sindirilen ve korkutulan halk ihtilala ve idamlara ses çıkaramamış ama insanımızdaki sosyolojik etkiyle sandığın önüne gelmesini beklemiştir.

Anayasayı çiğneyerek, İhtilal yapanlar, 1924 Anayasasını, rafa kaldırmış Cunta yöntemince kurdurulan hukuk dışı mahkemede DP’lileri garip şekilde Anayasayı ihlalden yargılamıştır.

Bebek davası köpek davası gibi eften püften meseleleri dava konusu ederek Merhum Menderes ve arkadaşlarını “Düşükler” ifadesiyle aşağılamaya ve halkın gözünde küçük düşürmeye çalışmıştır.

Mahkeme Savcısı Ömer Altay Egesel suçlamalar yaparken hukuki delil bulmada zorlanmış ve mahkeme başkanı Salim Başol’da ülkeye hizmet etmiş bu insanlara çok kaba davranışlar göstermiştir.

Başta Menderes olmak üzere tüm arkadaşları duruşmalarda azarlanmış ve birçok hakarete de maruz kalmışlardır.

Savunma yapma hak ve fırsatı verilmemiş ve ülkemizde darbeciler eliyle bir hukuk garabeti yaşatılmıştır.

Bu ayıbın arkasından 59 yıl geçmiştir. Maalesef ki Türkiye Hala 12 Eylül 1980 Darbecilerinin yaptığı Anayasayla İdare edilmektedir.

Dünya normlarına uygun bir anayasa yapamama ayıbı ile ne zamana kadar gidilecek bilemiyorum.

Yeni anayasa yapmadan geç bu güne kadar darbecilerin yaptığı anayasada ki değişiklikler bile en demokrat görünümlü insanlarca engellenmiş ve bir bakıma da Türkiye nin önü hep tıkanmaya çalışılmıştır.

Yazıyı kaleme aldığım 12 Eylül 2019 Kenan Evren’in 5 Kişilik bir cuntayla idareye el koyduğu günün 39.yılı.

Bu cuntacılar da ülkede adalet sağlama adına bir oradan bir buradan mantığı ile gençlerimizi darağacına çekmekten çekinmemişler ve halkın vicdanında mahkûm olmuşlardır.

Ama yaptıkları darbelerle geriden gelen darbecilerin iştahını kabartmışlar, 12 Eylül darbesi son olmamış peşinden 28 Şubat’ı ve 15 Temmuzları bu millete bir ayıp olarak yaşatmışlardır.

27 Mayıs,12 Eylül, 71(muhtıra) 28 Şubat ve 15 Temmuz darbelerini ve her türlü kalkışmayı kınıyor. Tüm şehitlerimizle birlikte 16/17 Eylül 1961 de idam edilen Menderes ve arkadaşlarını rahmetle anıyorum.

Türkiye’mizin her türlü darbe ve dayatmadan uzak kalmasını istiyorum.

Güzel yaşamanın insanımızın hakkı olduğunu düşünüyorum.

Hoşça kalın.

Nezih Yıldırım 12.9.2019

 

 

 

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Nezih YILDIRIM Yazıları
E-GAZETE