Yok, O Öyle Değil - TUFAN BİLGİLİ

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 14 Nisan 2020, Salı 13:04:22

Biz ne dersek o!
Yok, O Öyle Değil
Bazıları yok o öyle değil de dese de…

Biz söyleriz, tekrar, tekrar; tekrar ederiz.

Kimileri yanlış  da dese, herkes (çoğunluk) tarafından doğru gibi söylenince  o sizin yanlış dediğiniz  doğru olur!

Ne demek mi istiyorum!?

Birilerinin yanlış dedikleri özellikle biz büyükler(!) tarafından söylenince (özellikle uysal)  toplum tarafından doğru kabul görüp benimsenir/meli.

Bunun en açık örneği, son günlerde çokça kullanılan, önümüzdeki günler, aylar boyunca da çoook daha kullanılacak “ sosyal mesafe” deyişi.

Neymiş;

Türkçe sözlük sosyal’i:  sosyal Fr. Social sf. (l ince okunur) Toplumla ilgili, toplumsal, içtimai diye açıklıyormuş. 

Yani kastedilen (en az) iki insan arasındaki somut, nesnel, ölçülebilir aralık, mesafe ise bizim ‘sosyal mesafe’ dediğimiz onu karşılamaya yetmezmiş.

 Bir sokağın karşısındaki balkondan diğerindekine gülücük göndermek sosyal ilişki ( mesafe) olarak nitelenirken; Birbirine sürtünerek geçen ancak birbirini görmeyen iki insan arasındaysa sosyal mesafe yokmuş. Özellikle günümüzde aynı antreden sırt sırta  iki ayrı daireye giren, girerken birbirlerine selam vermeyen insanlar arasındaki sosyal mesafe çook uzakken,  sosyal medyada(!)(şimdi bu kavramı nasıl izah ederim bilemiyorum) mesela facebook’da başka ülkeden birinin yaptığı yoruma gülen yüz emojisi( sembolü) gönderen arasındaki sosyal mesafe yakınmış.

 O bakımdan sosyal mesafe diye isimlendirilen olgunun, yani iki insan cismi arasındaki mesafenin gerçek adı “fiziksel mesafeymiş”.

Değil arkadaş değil.

Biz devleti yönetenler, size  vaaz eden anlı şanlı büyükleriniz(!), kafanızı ütüleyen, pardon sizi bilgilendiren medya size, bu   “sosyal mesafe” diyorsa o, “fiziksel mesafe” değil sosyal mesafedir.

Artık uzatmayın.

Siz de alışırsınız.

 

Araştırmacı büyükler!

 

Yaşadığımız pandemiyle mücadele konusunda Dünya Sağlık Örgütü’nün de en başarılı ülke(!) seçtiği bizler de boş durmuyoruz doğal olarak.

Araştırıyor ve sonuçlarına göre hareket ediyoruz.

Araştırmalar sonucu bu virüsün hareket tarzını ve huylarını öğrenip ortaya çıkarıyor öğrendiklerimizin ışığı altında uygulamaları hayata geçiriyoruz.

Mesela tür virüsün satranç taşları gibi kuralları olduğunu, yana hareket ederken geriye gidemediği tespit ettik.

Hemen sürücülerin yanlarındaki koltukların boş bırakılması kararını alarak, salgının yayılmasının önünü kestik. Ancak yataktaki virüs ile ilgili çalışmamız olmadığından aynı yatakta yatan karı/kocaya (en azından şimdilik) dokunduğumuz yok!

 

Bu nedenden pandeminin (büyük salgın) yayılmasını önlemek için özel otomobillerin sürücü koltuğunun yanının boş bırakılmasını, arka koltuğun iki yanına birer kişi oturtulmasını şart koşarak farklı davrananları cezalandırıyoruz. Buna bile muhalefet ediyorlar.

 

Bu arada terslikler de olmuyor değil! Geçende salgının yayılmasının önüne geçmek için hafta sonunda dışarı çıkma yasağı ilanını, gece yarısına iki saat kala duyurduk. Evde oturan , oturma niyeti olan halk (aklına karpuz kabuğu gelmiş gibi..) ihtiyaçlarını karşılamak için sokağa fırlayıp, kucak kucağa, bando mızıkayla şenlik yaparcasına alışveriş yaptılar.

Virüs yayılır mı?

Bilmem, yayılır mı?!

Ama biz onu yayılmayı önlemek için uygulamıştık. Virüs de niyete baksın yayılmasın.

Ama karmaşanın niye olduğunu anlayamadık.

Hal bu ki biz önemli ekonomik kararları borsanın kapanmasından hemen önce duyurur, borsa da hiç ırgalanmazdı…

 

Şimdi biz kediyi sıktıktan sonra mı yıkayıp, asıp kurutacaktık; yıkadıktan sonra mı?

 

İnsanımızın da buluşları var!

 

Hep biz büyükler, buluş yapacak değiliz ya.

Kır atın yanında yatan misali.

Milletimizin de bireysel bazda araştırmaları sonucu buluşları ve hayata geçirdikleri var.

Biri…Bazı özel araç sürücüleri, tek başına araba kullanırken arabalarında maske takarak virüsün kendilerini tanımasını önleyip özel korunma tedbirlerini uygulamaya koymuş.

Ne de olsa “Zihni Sinir’in” kültüründen gelen toplumuz. İnsanımızın da bilime katkısı olsun değil mi!?

 

Sonuçta:Yavrum Koronavirüs  (COVID-19) şimdi belanı buldun.   Türkiye’ye gelmekle nasıl hata ettiğini anladın mı?!

Bir de peşine  Cübbeli’ler ile avanesini taktık mı, iki dua bir muskayla… Yandın ki öyle olur!

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer TUFAN BİLGİLİ Yazıları
E-GAZETE