Zihni Bey ve Sinop İzden Sızan 30 - Tufan BİLGİLİ

Yazdır
Paylaş

Eklenme Tarihi : 09 Ekim 2018, Salı 12:50:16

Matbaanın, soy adı gibi en genç personeli Mustafa, kapının önünde cilt için gelen Öğretmen Lisesi öğrencileri Seher ve arkadaşını savmış, müdür odasında toplanmış personel ile Sermürettip Turan Bey’e sitem eden eli kolu sargılı Fransızca Hocasının kahve siparişi için çay ocağına yönelirken Turhan Bey ile Fransızcacının arasında geçen olayı hatırlayıp tebessüm ediyordu.
Zihni Bey ve Sinop  İzden Sızan 30
Birazdan matbaanın konuk odası olarak da kullanılan geniş müdür odasında ne şenlik dönecekti. Batıl inançları oldukça kuvvetli iki adamı (Turhan Bey ve Fransızcacı) ; İbrahim Ekşi başta, tüm matbaa personeli nasıl kızdırıp, kışkırtıp keyifli vakit geçirecekler, günün yorgunluğunu atacaklardı.

               ***

İlk okul mezunu Turan Bey memuriyette neredeyse otuz yılını oldurmuş, matbaadan emeklilik için gün sayıyordu. Ancak arkadaşları, özellikle Lisede beden eğitimi hocası Nazmi Bey (Kurt) hiç olmazsa orta okulu bitip öyle emekli olmasını telkin etmişlerdi. Turhan Bey de bu hedefi ciddiye almış, dışarıdan orta okul bitirme sınavlarına hazırlanıp, giriyordu. Derslerin büyük kısmının sınavlarını vermiş matematik, Fransızca gibi birkaç dersi kalmıştı. Matbaayı sık sık ziyarete gelen Fransızcacıdan yardım isteğine Fransızcacı dürüstlük adına olumsuz yanıt vermiş ‘Çalışır geçersin. Benim kimseye yardımım söz konusu olmaz.’Demişti.

Bunun üzerine Turan Bey ise, kızgın bir biçimde fanilasına ilişik muskalardan bir kaçını hocaya göstererek :

-Hoca bak, ben okunmuş adamım. Benimle zıtlaşma, fena olur, der. Turan Bey gerçekten hafta sonundaki Fransızca dersinden geçemez. Ertesi hafta memleketine gitmek için Sinop’tan ayrılan Fransızcacının bindiği araba memleketine ulaşamadan kaza yapar. Hoca, iki kişinin öldüğü kazada yaralanır. Yaklaşık üç hafta kırık ve berelerle uğraştıktan sonra kalkar ilk iş matbaaya gelir. Fransızcacıya görü kazanın sorumlusu bellidir ve şimdi hesap zamanıdır. Hocanın Turan Beyin derdi ise, hocanın yardım esirgemesi yüzünden bir dönem daha Fransızcayla cebelleşecek olmasıdır.

İşte şimdi Matbaa personelinin ikiye bölünecek bir kısmı Fransızcacıyı, bir kısmı Turhan beyin savlarını destekleyerek mesai bitimine kadar keyifle zaman geçireceklerdi.

 

 ***

Böyle renkli olayların yaşandığı bu küçük kasabanın matbaası, ülkenin ilk gazetelerini basan birkaç kentin matbaaları kadar eskidir.

 

(*) Sinop Vilayet Matbaası 1922 yılında Mutasarrıf Zihni Bey’in himmetiyle Özel İdare tarafından  kurulmuştur .  Matbaa, İstanbul piyasasından satın alınmış ve parçaları Sinoplu  Makinist Hıristo Fürus (Hıristophoros) tarafından monte edilmiştir.  Matbaanın ilk meyvesi de “Sinop Gazetesi” olmuştur.

 

Sinop Gazetesi 1929 yılına kadar Arap harfleriyle Osmanlıca olarak basılmıştır. Vilayet Matbaasında basılan ‘Sinop ‘ gazetesinden 7 yıl önce 1915 yılında Sinop Mebbusu Rıza Nur Bey’in (Sinop gazetesinin ilk nüshasında belirttiği) il dışında bastırdığı başka bir ‘Sinop’ gazetesi de çıkmış, ancak uzun süreli yayımını sürdürememiş, kapatılmıştı.

 

Sinop Gazetesi; 12 Haziran 1922 tarihinde yayın hayatına başlamış olup, 1990 yılına kadar devam etmiştir.

 

Sinop’ta matbaanın kurulmasına öncülük eden Zihni Bey’ alışılmış yöneticilerden öte çok yönlü ve ilericiydi.

(**) Erzurum Milletvekili iken Sinop’a mutasarrıf olarak atanan Zihni Bey 1918 şartlarında Mutasarrıflık kapısındaki emir erini ve polisi kaldırarak yıllar sonra çağdaş yöneticilerin uygulayabileceği yönetim biçimini başlattı.. Müracaat eden herkesi odasına alır, karşısındaki koltuğa oturtur derdini dinler, ilgili daire müdürünü çağırtır, iş sahibi ile huzurunda konuşturur, yapılacak iş ise hemen emir verir yaptırtır, kanun nizam müsait değilse beyhude uğraşma ve uğraştırma derdi. Bu suretle tam bir demokrasi gidişi kurdu. Her Perşembe günleri köylerin uslu dedikleri ileri gelen ihtiyarlarını çağırtır, onlarla umumi hasbıhallerde bulunurdu.

Zihni Bey hem Sinop’u hem Sinopluları, büyük vartalardan kurtardı. Hem de milli hükümetin yeni kurulduğu ve henüz tam olarak oluşamadığı bir zamanda İstanbul’dan (padişah tarafından) yönlendirilmiş Ankara hükümetine karşı büyük ayaklanmayı  ve tehlikeyi bertaraf eylemek suretiyle milli harekata çok büyük hizmet etmiştir.

Yunan harp gemilerinin İnebolu’ya yaptıkları bombardımanın Sinop’un da başına gelmemesi için tedbirler aldı. Limanın güneyindeki metruk tabyalarda top varmış gibi mazgallar arasına mankenler koydurarak, Yunan Kılkış gemisi ile diğer gemilerin oraları (boş araziyi) saatlerce top altına almak zorunda bırakarak onların limana sokulmalarını ve şehre tecavüzlerini önlemiş oldu.

O günlerde İngilizlerin alıp götürmeleri söz konusu limandaki Preveze ganbotumuzu İngilizler’i yanlış yönlendirerek kurtardı.

Novorososki’den bir yelkenliyle gelen iki kudretli(büyük) top, iki teyyare, yediyüz dikenli tel kangalı ve ayrıca silah ve cephaneyi o gün, Sinop limanında bulunan Fransız donanmasından rağmen Ankara’ya Kuva-i Milli Kuvvetlerine ulaştırabilme becerisini gösterebilecek beceride ve yüreklilikte bir yöneticiydi.

Zihni Bey sonunda  terfian Bitlis valiliğine gönderilerek Sinop ile ilişkisini kesti.

(*) 12 Haziran 1922 tarihli İlk Sinop Gazetesi –Ercan Kambur’un Sinop’tan Haberler Kitabı

(**)  H.H.Uluğ, 1956- Ocak Vakit Gazetesi/kaynak: Bir İnci Memleketim-Y.SARIKAYA S:84-117

 

Adınız :
E-Mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
Diğer Tufan BİLGİLİ Yazıları
Kaz
E-GAZETE